Psikolojik hastalıklar, kişinin duygu durumunu ve genel algısını etkileyen rahatsızlıklardır. Bazıları kişinin mantıklı düşünme yetisini etkilemez. Kişi kendini mutsuz, öfkeli, umutsuz hissedebilir. Şizofreni, anksiyete bozukluğu, bipolar bozukluk gibi hastalıklar ileri seviyelerde halüsinasyonlara sebep olabilir. Bu durum kişinin gerçeklik algısının bozulmasına ve mantıklı düşünme yetisini kaybetmeye kadar varabilir.
Psikolojik rahatsızlıklar davranış bozuklukları ve akıl hastalıkları gibi farklı kategorilerde sınıflandırılabilir. Nörolojik bazı bozukluklara yol açan, olmayan şeyleri varmış gibi algılamaya neden olan hastalıklar ilaç tedavisi gerektirir. Bazı hastalıklar terapi ve ilaç tedavisiyle tamamen ortadan kaybolabilirken; şizofreni, bipolar bozukluk gibi hastalıklar ömür boyu ilaç kullanımı gerektirir. Kişi, düzenli tedavi ve ilaç takibiyle normal bir yaşantı sürebilir. Ataklar, ilaç yardımıyla bastırıldığı için dengesiz ruh hali kontrol altına alınır. Mantık dışı düşüncelerin gelişmesi engellenebilir.
Psikolojik Hastalıkların Belirtileri Nelerdir?
A’dan Z’ye psikolojik hastalıklar çeşitli belirtilerle kendini gösteren çok çeşitli rahatsızlıkları kapsar. Bazı hastalıklar erken yaşlarda belirti gösterirken bazıları belli bir yaştan sonra ortaya çıkar. Şizofreni gibi sağlıklı düşünmeyi etkileyen hastalıklarda kişinin, hasta olduğunu anlamak zaman alabilir.
Şizofrenler, sizin hâkim olmadığınız konularda ya da çok tanımadığınız kişiler hakkında gayet mantıklı görünen şeyler anlatabilirler. Hiç olmayan olayları kendileri yaşamış gibi aktarabilirler. Bu konuda son derece ikna edici olabilirler. Hal böyle olunca onlardan şüphelenmek aklınıza gelmeyebilir. Obsesif kompulsif bozukluğu bulunan ve düşünce takıntısı olan kişiler de paranoya üretmeye meyilli olabilirler.
Psikolojik rahatsızlıklar değişen yaşam şartlarına da bağlı olarak çeşitlenebilir. Her geçen gün daha fazla kişi, toplumsal olumsuzluklardan etkilenerek hafif ya da ağır psikolojik rahatsızlıklara yakalanırlar. Ailenizden birinin psikolojik rahatsızlığı varsa ona karşı anlayışlı yaklaşmayı denemeli ve profesyonel yardım alması konusunda onu desteklemelisiniz.
Ağır psikolojik hastalıklar nelerdir?
Depresyon, şizofreni, sınırda kişilik bozukluğu, bipolar bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu gibi önemli boyutta olanlar bu sınıfta yer alır. Hem erkeklerde hem kadınlarda hem gençlerde hem de yaşlılarda ortaya çıkabilen bu hastalıklar, ağır psikolojik rahatsızlıklar olarak adlandırılır. Her hastalığın belirtisi farklı olmakla birlikte bir kişinin psikolojik olarak çok sağlıklı olmadığını gösteren durumlar arasında şunlar yer alır:
- Çabuk sinirlenme,
- Ayaklarını titretme,
- Uzun süre bir yerde duramama,
- Geceleri uyuyamama,
- Sürekli kaygı hali,
- Sık gelen ağlama atakları,
- Öfke kontrol bozukluğu,
- Dürtü bozukluğu,
- Şiddete meyilli olma hali,
- Üzgün ve mutsuz olma vb.
Bu davranışların hepsi, çoğu ya da birkaçı sizde varsa psikolojik olarak çok iyi durumda olmayabilirsiniz. Psikolojinizin belli dönemlerde iyi olmaması, sizin psikolojik olarak bir rahatsızlığa sahip olduğunuzu da göstermez. Mantık dışı söylemler, akla yatmayan teoriler üretme, kaygılı olma gibi durumlar artmaya başlarsa o zaman psikolojik rahatsızlık ihtimali ortaya çıkar. Çevrenizde bu belirtileri gösteren kişiler varsa onları psikolojik yardım almaya yönlendirebilirsiniz.
En Sık Görülen Psikolojik Hastalıklar
En tehlikeli psikolojik hastalıklar, mantıklı düşünme yetisini etkileyen hastalıklardır. Mantık yetisi sağlıklı çalışmayan kişiler, suç işlemeye meyilli de olabilirler. Bu hastalıklar beyinde hasarlı bir bölgeden kaynaklı olarak kişinin duygu merkezini de etkiler.
Empati yeteneği olmayan kişiler, kolayca suç işleyebilirler. Şu işlemeye meyilli bireyler, istedikleri şeyleri elde etmek için karşılarındakine fiziksel ve ruhsal anlamda acı çektirmekten geri durmazlar. Kişilik bozukluğu bulunanlar bir ortama gittiğinde kendisine öncelik tanınması gerektiğini, herkesin sıra beklediği yerde onun öne geçebileceğini düşünebilirler.
Hiperaktivitesi bulunan kişiler bir yerde uzun süre kalmakta zorlanırlar. Yaşanan bu zorlanma durumu sonucu agresif davranışlar sergileyebilirler. Bu yaklaşımları onları, uyumsuz ve huysuz olarak gösterir. Çok sayıda psikolojik rahatsızlık ve davranış bozukluğu tipi bulunur. Bunların her biri kişinin davranış ve duygu dünyasını farklı şekillerde etkiler.
Toplum içinde uyum sağlamayı zorlaştıran ve duygu durumunu kötü etkileyen en yaygın psikolojik hastalıklar arasında şunlar yer alır:
- Depresyon,
- Bipolar bozukluk,
- Obsesif kompulsif bozukluk,
- Panik bozukluk,
- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite,
- Anksiyete bozukluğu,
- Sosyal fobi,
- Travma sonrası stres bozukluğu,
- Madde bağımlılığı,
- Yıkıcı davranış bozukluğu,
- Nörogelişimsel bozukluk,
- Anoreksiya Nevroza,
- Bulimia Nevroza,
- Uyku bozukluğu vb.
Depresyon en zor psikolojik hastalıklar arasında önemli bir yerdedir. Sanılanın aksine çok yoğun etkileri bulunur. Ağır depresyon hastası olan kişiler için en büyük risk, dışarıdan bakıldığında çok mükemmel bir hayatları olduğunun zannedilmesidir. Dışarıya karşı renk vermeyen birçok depresyon hastası, bu durumun olumsuz etkilerini tek başına yaşar. En sık görülen psikolojik hastalıkların bazıları kadınlarda bazıları ise erkeklerde daha yaygındır. Kadınlarda görülen psikolojik hastalıklar arasında şunlar yer alır:
- Doğum sonrası depresyon,
- Adet döneminde ya da öncesinde ortaya çıkan hormonal değişimlerin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri,
- Boş yuva sendromu (çocukları evden ayrılan ebeveynlerin yaşadığı bir çeşit psikolojik rahatsızlık),
- Menopoz dönemi değişen ruh halinin ortaya çıkardığı sıkıntılar,
- Gebelik sorunları ve buna bağlı olarak gelişen psikolojik sorunlar,
- Evliliğe uyum sorunları gibi çeşitli durumlar vb.
Anksiyete Bozuklukları ve Türleri
Psikolojik hastalık isimlerini, yaşanan duruma paralel olarak rahatsızlığın niteliğine uygun olarak alırlar. Anksiyete bozukluğu ifadesi, kişinin aşırı derecede kaygı duyduğunun göstergesidir. Anksiyete bozuklukları, kişinin yaşadığı aşırı kaygı durumunun ruh sağlığı üzerinde oluşan olumsuz etkilerini ifade eder. Normal şartlar altında olumsuz durumlarda herkes kaygı duyabilir. Bu durum kronik bir hale geldiyse o zaman psikolojik hastalıklar sınıfında değerlendirilmesi gerekir. Anksiyete bozuklukları ve türleri arasında:
- Obsesif kompulsif bozukluk,
- Yaygın anksiyete bozukluğu,
- Travma sonrası stres bozukluğu,
- Fobiler,
- Ayrılma kaygısı,
- Panik atak,
- Sosyal kaygı bozukluğu,
- Seçici konuşmazlık yer alır.
Obsesif kompulsif bozukluk, kişinin hayatını zorlaştıran belli davranış kalıplarını sürekli tekrar etmesi şeklinde yaşanan bir ruhsal hastalıktır. Bu hastalık, hem kişinin hem de çevresindeki kişilerin hayatını büyük oranda zora sokar.
Yaygın anksiyete bozukluğu genellikle kişinin daha önceden yaşadığı bir travmaya bağlı olarak ortaya çıkan rahatsızlıktır. Kişi, normal şartlar altında bile sürekli kötü bir şey olacağına dair kaygı duyabilir. En ufak bir olumsuzluk ya da korku anında birinin kendisine saldıracağını, dışarı çıkarsa birinin onu takip edeceğini düşünebilir. Canının tehlikede olduğundan endişe edebilir. Bunun yanında kaygılar, okulda başarısız olma, sınavdan geçemeyeceğini düşünme gibi farklı şekillerde de ortaya çıkabilir.
Travma sonrası stres bozukluğu yaşanan büyük bir travma sonrası o anı yeniden yaşayacak olmasından duyulan korkuyu ifade eder. Kişi, uykularında kabus görebilir, yaşadığı travmayı sürekli rüyasında görebilir. Bir trafik kazası geçirdiyse rüyalarında bu kazayı tekrar tekrar görerek aynı korkuyu yeniden yaşayabilir.
Fobiler de kaygı bozukluğu türleri arasında önemli bir yere sahiptir. Kişi, yaşadığı kötü bir olay ya da şartlı koşullandığı bir durum karşısında yüksek korku geliştirir. Asansöre binememe, evden dışarı çıkamama, açık alan korkusu, kapalı alan korkusu, yürürken düşme korkusu gibi çok sayıda çeşidi bulunur. Kişinin bir ortamda ya da bir durumda başına kötü bir şey geleceğinden yoğun endişe duyması durumudur.
Ayrılma korkusu, önceden ebeveynlerin ayrılması, annenin ya da babanın kaybı nedeniyle oluşabilecek bir kaygı bozukluğudur. Yaşadığı olumsuz tecrübeler nedeniyle kişi, yeni ilişkisinde terk edileceğine dair korku duyar.
Panik atak, yaşanan kötü bir durum sonrasında bir anda ortaya çıkan yoğun kaygı durumudur. Bu durumda kişi bilincini yitirebilir; titreme, çarpıntı, baş dönmesi, nefes darlığı gibi belirtiler gösterir. Derin nefes alma egzersizleri yaşanan bu olumsuzlukları gidermeye yardım edebilir.
Sosyal kaygı bozukluğu ise kişinin kalabalık ortamlara girmekten çekinmesidir. Bu ortamlarda kendini iyi ifade edememek, rezil olmaktan korkmak ve diğer insanların yanında konuşmaktan utanmak şeklinde kendini gösterebilir. Bu durumlardan çekinen kişi, sosyal etkinliklere gitmez; kendini sosyal çevreden soyutlar ve daha çok yalnız zaman geçirir.
Seçici konuşmazlık, özellikle küçük çocuklarda görülen bir kaygı bozukluğudur. Bu durum, çocuğun hayatını derinden etkileyen bir değişim ya da kaygı sonucunda ortaya çıkabilir. Çocuk sadece kendini güvende hissettiği kişilerin yanında konuşur, diğer kişilerin yanında konuşmaz.
Depresyon: Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
Depresyon, yoğun bir bıkkınlık, hayatından memnun olmama durumu sonucu gelişen psikolojik rahatsızlıktır. Kişi, her zaman üzgün görünmeyebilir. Bazı durumlarda son derece neşelidir. Enerjiktir ve her an hareketlidir. Sosyal hayatına devam eder. Bu kişilerdeki depresyonu anlamak zordur, çünkü yaşadıkları üzüntüyü dışarı belli etmezler.
Yoğun üzüntü, enerji düşüklüğü, mutsuz ve umutsuz olma hali ise depresyonu işaret eden belirtiler arasında yer alır. Kişinin enerjisi düşüktür. Normalde daha çabuk yapabileceği işleri daha uzun sürede yapar. Bazen günlük işlerini aksatır. İşe gitmek istemez.
Sabahları uyandığında yaşamaya devam etmek için bir nedeni olmadığını düşünebilir. Depresyon kişiyi düşünsel anlamda büyük oranda yorar. Kişi, bu durum karşısında sanki fiziksel bir yük taşımış gibi yorgun hissedebilir.
Depresyon için en güzel tedavi yöntemleri arasında terapi ve ilaç kullanımı bir arada olabilir. Bunun yanında depresyondaki kişilerin yaşadıkları olumsuz ruh halinden kurtulabilmeleri için başka insanlarla bir arada olmaları gerekir. Sosyalleşmek, hobilerle meşgul olmak, kafayı dağıtacak aktivitelerle uğraşmak depresif ruh halinden çıkmaya yardımcıdır.
Bipolar Bozukluk Nedir?
Bipolar bozukluk, kronik rahatsızlıklar arasında yer alan, kişinin keskin duygu geçişleri yapmasına yol açan hastalıktır. İlaç kullanımı gerektiren önemli psikolojik hastalıklardan bir tanesidir. Bipolar bozukluk, manik diğer deyişle enerjik, depresif yani enerjisi düşük ve mutsuz ruh halleri olmak üzere iki zıt kutbun yaşanmasına yol açan hastalığın adıdır. Bu rahatsızlığı yaşayan kişiler bazen çok enerjik ve mutlu görünürken bazen de son derece mutsuz ve enerjisi düşük olabilirler. İlaç tedavisi ve terapinin bir arada olması, bu hastalığın kontrol altına alınmasına yardım edebilir.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Hakkında Bilgiler
Travma sonrası stres bozukluğu, yaşanan büyük travmalardan sonra meydana gelir. Travma sonrası stres bozukluğu nedenleri arasında:
- Askerlikte yaşanan ağır travmalar (silahlı çatışma, ölüme tanıklık etme, yaralanma),
- Ebeveynin ölümüne şahitlik etmek (kalp krizi, trafik kazası, cinayet),
- Yanında bir yabancının öldüğünü görmek,
- Yüksek bir yerden düşmek,
- Kapalı bir yerde kilitli kalmak,
- Ölümden dönmek vb. yer alır.
Bütün bu durumlar, kişi için derin etki bırakan sonuçlara yol açabilir. Kişinin yaşam kalitesi büyük oranda düşer. Gece uyku kalitesi büyük oranda azalır. Uyurgezerlik ve sanrılar ortaya çıkabilir. TSSB yaşayan kişilerin, terapi alması, yaşanan durumun ortadan kalkmasında yardımcı olabilir.
Şizofreni: Gerçeklikten Kopuşun Anatomisi
Şizofreni, kişinin kendine göre son derece mantıklı ama toplumsal gerçeklikten kopuk düşüncelere inanması, bu yönde davranışlar sergilemesi şeklinde kendini gösteren hastalıktır. Şizofreni belirtileri arasında:
- Halüsinasyon görmek,
- Düzensiz düşüncelere sahip olmak ve konuşmak,
- Gerçek dışı inançlara ve sanrılara gerçekmiş gibi inanmak,
- Yavaş hareket etmek,
- Çevresindeki insanlara güvenmemek,
- Kendini sosyal hayattan soyutlamak gibi davranış kalıpları ve durumlar yer alır.
Şizofrenler, kendilerine özgü bir gerçeklik içinde yaşarlar, tedavileri ihmal edilmediği takdirde toplum için tehlike oluşturmazlar. Tedavi görmediklerinde topluma ve kendilerine zarar verebilecek davranışlar sergileyebilirler.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ve Tedavi Yöntemleri
Obsesif kompulsif bozukluk, halk arasında yaygın olarak görülen bir tür psikolojik bozukluktur. Kişinin günlük hayatını, sosyal ve aile ilişkilerini olumsuz etkileyen bu kaygı bozukluğu türü: temizlik, aşırı kontrolcü davranma, düşünsel takıntılar, eşya biriktirme, sayı ve simetri bozukluğu şeklinde ortaya çıkabilir. Obsesif kompulsif bozukluğun en yaygın türü temizlik takıntısıdır.
Kişi temizlik takıntısını, geçmişte yaşadığı travmalara ya da ebeveynlerinden gördüğü alışkanlıklara bağlı olarak geliştirir. Kirlenmekten çok fazla korkarak günde birkaç kez duş alma, evi günde birkaç kez süpürme gibi kompulsiyonlar geliştirebilir. Kendini belli bir davranış döngüsü içine hapsederek bunu yapmazsa ayıplanacağına ve başına kötü şeyler geleceğine dair derin kaygı duyar.
Obsesif kompulsif bozukluk teşhisi almış olan kişiler, hem terapi hem de ilaç tedavisi yardımıyla normal bir hayat sürebilirler. Tedavi görmediklerinde takıntılarının esiri olarak bütün hayatlarını belli davranış kalıpları içinde geçirmeye mahkûm olurlar. Çoğu kişi, yaşadığı durumun normal olduğunu düşünür. Bu yüzden psikolog ve psikiyatri desteği almayı reddetme eğilimi gösterebilir.
Psikoterapi, takıntıların yoğunluğuna bağlı olarak bu davranış kalıplarını kırmada ve eskiye oranla azaltmada yardımcı olabilir. Terapiden fayda görmek için geçmesi gereken süre, kişinin takıntılarının boyutuna göre değişiklik gösterir.
Kişilik Bozuklukları: Antisosyal, Narsistik ve Sınırda Kişilik Bozukluğu
Kişilik bozuklukları da psikolojik rahatsızlıklar sınıfında yer alır. Bu rahatsızlıklar hem kişiyi hem çevresini etkileyen önemli psikolojik hastalıklar arasında yer alır. Kişilik bozuklukları sınıfında yer alan hastalıklar şunlardır:
- Antisosyal kişilik bozukluğu,
- Narsistik kişilik bozukluğu,
- Sınırda kişilik bozukluğu,
- Paranoid kişilik bozukluğu,
- Şizoid kişilik bozukluğu,
- Histriyonik kişilik bozukluğu,
- Çekingen kişilik bozukluğu,
- Bağımlı kişilik bozukluğu,
- Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu vb.
Anti sosyal kişilik bozukluğuna sahip olan kişiler, sosyopat ya da psikopat olarak anılırlar. Mutlaka tedavi edilmesi gereken bir kişilik bozukluğu türüdür. Bu hastalığa sahip olan kişiler topluma karşı olan sorumluluklarını önemsemezler. Kendi istedikleri şekilde yaşarlar, toplumsal kurallara uymazlar. Toplum için tehlike arz ederler.
Narsistik kişilik bozukluğu, kişinin kendini diğer insanlardan daha üstün olarak gördüğü ve diğer kişilere karşı büyüklendiği bir davranış bozukluğu türüdür. Dışarıdan bakıldığında diğer insanlara karşı acımasız ve patavatsız tavırlar sergileyebilirler. Bu kişiler, kendilerine son derece hayrandır. Empati yoksunluğu yaşarlar ve diğer insanların duygularını anlayamazlar. Öncelikleri her zaman kendileridir. Etrafındaki insanlara sevgi gösterisinde bulunmalarının nedeni onlardan çıkar elde etmek istemeleridir.
Sınırda kişilik (borderline) bozukluğu, kendini ani duygu değişimleriyle gösterir. Duygularını etkin bir şekilde yönetemezler. Bu kişilerin düşünceleri ve duyguları diğer kişilerin düşüncelerine ve duygularına göre değişir. Bu değişim, kişilerin sağlıklı sosyal ilişkiler kurmalarını önemli ölçüde engelleyebilir. Herkes az çok çevresindeki kişilerden etkilenir. Buradaki etkilenme durumu, çevresindeki kişilerin dediğini yapma şeklindedir. Kişi için birkaç farklı öneri söz konusu olduğunda seçim yapması son derece zor hatta imkânsız olur.
Histriyonik davranış bozukluğu bulunan kişiler, sürekli çocuksu davranışlar sergilerler. Paranoid kişilik bozukluğu, erken ergenlik nedeniyle ortaya çıkar. Paranoya ve şüpheciliğin yoğun olarak görüldüğü hastalıktır. Şizoid kişilik bozukluğu olan kişiler, toplumdan kopuk bir hayat sürerler. Kendi başlarına bir dünya içinde yaşarlar. Asosyal kişilik belirtileri gösterirler.
Çekingen kişilik bozukluğu utangaçlık ve reddedilme korkusuyla toplumsal temastan uzak kalmak şeklinde ortaya çıkar. Bağımlı kişilik bozukluğu, kendi başına karar verme yetisinden uzak kişilerde ortaya çıkan bir psikolojik rahatsızlıktır. Bağımlı kişiliğe sahip olanlar, ayrılma korkusu yaşar ve boyun eğen bir tavır içinde olurlar.
Yeme Bozuklukları: Anoreksiya ve Bulimia
Kökeninde psikolojik travmalar olan yeme bozuklukları da önemli psikolojik hastalıklar sınıfında yer alır. Anoreksiya nevroza olarak bilinen yeme bozukluğu, kişinin kaç kilo olursa olsun kendini çok kilolu olarak gördüğü bir rahatsızlıktır. Zayıf olsa bile yemek yemeyi reddederek sağlıklarını bozabilecek kadar az yerler. Neredeyse hiçbir şey yemeyerek kilo alımını engellemeye çalışırlar.
Bulimia nevroza ise kişinin istediğini yedikten sonra aldığı kalorileri sağlıksız bir şekilde hızlıca dışarı atma davranışı gösterdiği hastalık türüdür. Bu dışarı atma çabasının en yaygın türü, kendini kusturmaktır. Bu, bir süre sonra yemek yemenin ardından otomatik olarak gelişen kusma davranışına yol açabilir. Bu durum da anoreksiya nevroza kadar tehlikeli sonuçlara sebep olabilir.
Bulimia nevroza hastaları, aşırı yemek yeme eylemi sonrası yağ yakıcı, diüretik, kilo kaybını kolaylaştıran gıda takviyesi alarak da kilo almayı engellemeye çalışabilirler. Bütün bu yöntemler sindirim ve boşaltım sisteminin çalışma prensibine aykırıdır. Sağlık üzerindeki etkileri kanıtlanmamış olan takviyelere başvurmak, organ yetmezliklerine ve ciddi derecede hayati risklere yol açabilir.
Psikolojik Hastalıkların Beyin Üzerindeki Etkileri
Beyinde, psikolojik hastalıklar sonucu çeşitli değişimler meydana gelebilir. Stresin artması sonucu kaslar gerilir, kan basıncı artar ve tansiyon yükselir. Yaşanan yoğun stres, beyinde iltihaplanmalara sebep olabilir. Stres ve çeşitli psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle beyin yapısında değişiklikler meydana gelir. Kronik yüksek kortizol sinir yapısındaki değişimlere neden olarak Alzheimer gibi hastalıkların tetiklenmesine yol açabilir. Yeni sinir bağlantılarının kurulmasını zorlaştırır. Yaşanan stres ve olumsuz duygu durumları, beyin üzerinde olumsuz etkilere yol açar. Nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların oluşumuna neden olabilir.
Psikolojik Hastalıklarla Başa Çıkma Yolları
Psikolojik hastalıklarla başa çıkma yolları, hastalığın türüne göre değişiklik gösterir. Kişinin algısını bozacak boyutta bir hastalık varsa, düzenli doktor takibi gereklidir. Aile bireylerinin psikolojik rahatsızlığı bulunan kişiye karşı anlayışlı yaklaşması önemlidir. Psikolojik rahatsızlıkları hafifleten önemli etkenler arasında sosyalleşme ve hobilerle meşgul olma yer alır. Sanatsal faaliyetlerle uğraşmak, spor yapmak ruh sağlığını iyileştirmeye katkı sağlar. Yılın belli dönemlerinde ufak tatil kaçamakları, güzel havalarda açık hava etkinlikleri ruhunuza iyi gelecek aktiviteler arasında yer alabilir.
Psikolojik Hastalıkların Tedavi Seçenekleri
Psikolojik hastalıkların tedavi seçenekleri arasında düzenli ilaç kullanımı ve terapi dışında bir de yatarak tedavi bulunur. İlaç tedavileri ise kişinin yaşadığı hastalıkların türüne göre iğne ya da hap şeklinde uygulanabilir. Psikolojik rahatsızlıklar ya da zorluklar için uygulanabilecek terapi yöntemleri arasında: bilişsel davranışçı terapi, EMDR terapi, oyun terapisi, aile terapisi gibi çeşitli uygulamalar bulunur.
Kendini kaybedecek ve mantıklı düşünemeyecek, kendine ve çevreye zarar verme potansiyeli olan kişiler için yatarak tedavi daha etkili bir sonuç verebilir. Psikolog ya da psikiyatr yaptığı ilk değerlendirme sonrasında, hastanın durumuna uygun en iyi tedavi seçeneğini önerir. Unutmamanız gereken önemli konulardan birisi de şudur: Psikolojik yardım almak için ille de ağır bir hastalık geçirmenize gerek yoktur. Zorlandığınız ve üstesinden gelemediğiniz durumlarda alacağınız psikolojik destek, sizi içinde bulunduğunuz zor koşullara karşı dayanıklı hale getirir.