Ruhsal Travmalar

Yayın Tarihi
22 Nisan 2024
Bu içeriği Yapay Zekâ ile özetleyin

Duygusal Travmalar Nelerdir?

Duygusal sağlığınız en az fiziksel sağlığınız kadar değerlidir ve her zaman korunmaya muhtaçtır. Ancak duygusal sağlığınızı korumak, bazen yaşadığınız çeşitli sıkıntılar nedeniyle zorlaşır. Bu sıkıntıların başında travmatik olaylar yer alır. Aldatılmak, çok sevdiğiniz birini kaybetmek, ayrılık ya da büyük maddi kayıplar gibi daha pek çok durumu, duygusal travma kaynağı olarak değerlendirebilirsiniz. Bu tür olaylara karşı gösterilecek tepkiler, olayların ruh sağlığına olan etkileri kişiden kişiye değişir. Örneğin bazı kişiler olayları reddetme ve olayları yaşanmamış sayma eğilimindedir. Bazıları ise şiddetli tepkiler vererek travmalara tepkisini gösterir. 

Ruh sağlığını olumsuz etkileyecek travmalar herkes için aynı değildir. Bazı insanlar diğerlerine göre daha duygusaldır. Bu nedenle ufak gibi görünen olaylar bile şiddetli duygusal travmalar yaşamalarına neden olur. Duygusal travmaya yol açan olayların etkileri kısa süreli ya da uzun süreli olabilir. Psikolojik travmalar, kalıcı psikolojik hasar ya da intihar gibi ciddi sorunlara da yol açar. Bu nedenle psikolojik destek gerektiren durumlarda hemen bir uzmana başvurulmalıdır. 

Duygusal Travmaların Belirtileri

Duygusal travma belirtileri travmaya yol açan olaylara göre değişiklik gösterir. Doğal afetler, trafik kazaları en önemli travma kaynakları arasındadır. Deprem sırasında enkaz altında kalan bir kişi için en ufak bir şeyden korkma, sürekli tedirginlik, kapalı alanda kalamama, her an deprem olacakmış hissi gibi travma belirtileri ortaya çıkar. Uyku problemleri, içe kapanma gibi sorunlar da meydana gelir. Benzer durumlar, farklı travmatik olayların etkisiyle de görülür. 

Travma belirtileri yaşayanlar, iş ve okul hayatına devam etme noktasında da zorluk yaşar. Ayrıca alkol ve madde bağımlılığı gibi sorunlar da bazı hastalar için söz konusu olabilir. Anksiyete, duygusal travma sonucu ortaya çıkan en yaygın durumlardan biridir. Kaygı, korku endişe nedeniyle bireyler, günlük hayatını sürdürmekte zorlanır. Psikolojik belirtilerin yanı sıra travmanın fiziksel belirtileri de vardır. Bu belirtiler arasında çarpıntı, baş dönmesi, göğüste sıkışma hissi, bulantı, baygınlık gibi farklı durumlar yer alır. 

Çocukluk Çağı Duygusal Travmaları

Çocukluk çağı travmaları hem çocukluk hem de yetişkinlik dönemini etkiler. Çok küçük yaşlarda ortaya çıkan olumsuz durumların yetişkinlik dönemine yansıyan etkileri de vardır. Çocukluk travmasına yol açan durumlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Ailede ya da okulda çocuğun devamlı duygusal istismara maruz kalması, travma sebeplerinden biridir.
  • Çocuğun ailesinden ya da farklı kişilerden sürekli fiziksel şiddet görmesi, duygusal travma yaratır.
  • Çocukluk döneminde maruz kalınan cinsel istismar, en güçlü travma sebeplerinden biridir.
  • Çocuğun, anne ya da babası tarafından terk edilmesi ciddi bir travma kaynağıdır. 

Çocukluk travması etkileri nedeniyle pek çok duygusal sorunla karşı karşıya kalınması mümkündür. Depresyon, öfke, suçluluk gibi duygular sürekli bir hal alarak yaşamı çekilmez hale getirebilir. Ayrıca çocukluk çağındaki duygusal travmaların fiziksel etkileri de vardır. Ağrılar, uykusuzluk, mide bulantısı, baş dönmesi gibi fiziksel sağlığı etkileyen sorunlar, kısa ve uzun dönemde baş gösterebilir. 

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Travma sonrası stres bozukluğu, travmatik olayların olumsuz etkilerinden biridir. Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşayan hastalarda korku, çaresizlik ve umutsuzluk gibi duygular hâkimdir. 

Travma sonrası stres bozukluğu belirtileri dört farklı başlık altında toplanır:

Randevunuzu Birlikte Oluşturalım

Size uygun uzmanı birlikte seçelim.

  • Belirtiler arasında sürekli olayın tekrar yaşanması ve akıldan çıkarılmaması vardır. Örneğin ciddi bir trafik kazasından kurtulan kişinin, sürekli kaza anını hatırlaması travma sonrası stres bozukluğudur. Olay anındaki seslerin duyulması, görüntülerin zihinde canlanması gibi durumlar söz konusudur. Ayrıca olay anını hatırlatan rüyalar görmek, sürekli kendini suçlamak gibi sorunlar da meydana gelir.
  • Olayı hatırlatan her şeyden ve herkesten kaçmak şeklinde bir savunma mekanizması geliştiren hastalar da vardır. Ancak bu durum kişinin olaydan etkilenmediğini göstermez. Aksine ciddi anlamda etkilendiğini fakat yanlış bir şekilde iyileşmeye çalıştığını gösterir.
  • Hastada sinirlilik ve öfke hali hâkim hale gelebilir. 

Duygusal Travmanın Uzun Vadeli Etkileri

Travmatik olaylar uzun vadeli sonuçlar yaratır. Kısa vadede ortaya çıkan etkiler, uzun vadeye yayılabilir. Depresyon, uykusuzluk, stres gibi sorunlar belli aralıklarla sık sık tekrarlar. Hastalar, sosyal hayatlarında ciddi sorunlar yaşar. Yetişkin travması yaratan ve kişinin müdahil olduğu durumlarda suçluluk, öfke gibi duygularda artış yaşanır. Örneğin sürücüsü olduğunuz bir araba kaza yaparsa ve bunun sonucunda araçtaki kişiler zarar görür ya da ölürse, ömür boyu suçluluk duygusuyla baş etmek zorunda kalabilirsiniz.  

Travma ve ilişkiler arasında bir bağlantı vardır. Travma nedeniyle kişinin sosyal ilişkilerinde ya da iş ilişkilerinde bozulma olabilir. Özellikle travma ve iş hayatı konusu bir hayli önemlidir. Kişi, travma etkisiyle iş hayatını sürdürmekte zorlanır. Bu nedenle işsizlik, iflas, işten çıkarılma gibi durumlar meydana gelir. Söz konusu durumlar hem hastayı hem de ailesini etkiler. 

Travma ve beden sağlığı arasında neden-sonuç yönüyle bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Duygusal travmalar nedeniyle beden sağlığı bozulabilir. Uykusuzluk, sağlıksız beslenme, kötü alışkanlıklar söz konusu olabilir. Travma ve ruh sağlığı arasındaki ilişkinin sorunlara yol açmaması için bir an evvel psikolojik destek almak son derece önemlidir. 

Duygusal Travma Tedavi Yöntemleri

“Duygusal travma nasıl geçer?” sorusuna yanıt ararken özellikle doğru tedavi yönteminin belirlenmesi önemlidir. Travma tedavisi yöntemleri arasında farklı seçenekler vardır. Tıbbi travma tedavisinin yanı sıra rahatlatıcı etki sunan yöntemler de uygulanabilir.

Hasta, ilk olarak yaşadığı zorlukların ne denli olumsuz etkilere yol açtığının bilincinde olmalıdır. Bu bilince ulaşmada ailenin rolü büyüktür. Ailenin de yardımıyla psikolojik danışmanlık için bir uzmana başvurulmalıdır. 

Psikoterapi yöntemleri hem bireysel hem de aile için uygulanır. Travma merkezlerinde aynı sorunları yaşayan hastalar için grup terapileri de düzenlenir. Travma terapisinin yanı sıra ilaç tedavisine de başvurulur. Doktor tarafından uygun görülen antidepresanlar ile tedavi için gerekli destek sağlanır. Tedaviye destek olması için nefes egzersizlerinden, meditasyon yöntemlerinden yardım alabilirsiniz. 

Duygusal Travmayla Başa Çıkma Stratejileri

“Travma nasıl atlatılır?” sorusuna cevap arayanlar, hangi yöntemlerin işe yarayacağını merak eder. Travma sonrası stres bozukluğu gibi durumlar yaşayan hastaların en büyük destekçisi ailedir. Aile, ne denli anlayışlı olursa iyileşme süreci o kadar hızlanır. Ayrıca sosyal çevrenin desteği de bu noktada önemlidir. Duygusal travmayla baş etmek için sevdiklerinizle vakit geçirmeye çalışmalı, sorunlarınızı paylaşmalısınız. Ayrıca yeni hobiler edinmek, keyif aldığınız şeyleri yapmak da işe yarar. 

Travmanın Fiziksel ve Ruhsal Etkileri

Duygusal travmalar nedeniyle fiziksel ve ruhsal problemlerle karşılaşırsınız. Baş dönmesi, kalp çarpıntısı, mide bulantısı gibi farklı sorunların nedeni duygusal travmalar olabilir. Öte yandan sürekli kaygı, endişe, öfke gibi sorunlar da travma neticesinde ortaya çıkar. Fiziksel ve ruhsal sıkıntıların üstesinden gelebilmek için uzman bir psikiyatristten destek almanız gerekir.

Amerikan Psikiyatri Birliği travmayı normal insan deneyiminin dışında olan ve hayati tehdit edici boyuttaki olaylar olarak tanımlamıştır (DSM-IV,1994).Bu tanımdan, travmatik yaşantıların, kişinin işkence, doğal afetler, taciz gibi durumlara maruz kalması ya da bunlara maruz kalan birine şahitlik etmesi gibi durumları ifade ettiğini söyleyebiliriz.

Ne var ki travma alanında son yıllarda yapılan çalışmalar bu şekilde bir fiziksel ya da psikolojik şiddet içermeyen olayların da bireylerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu‘na benzer belirtiler göstermelerine yol açabileceğine işaret etmektedir.

İlk olarak deprem, doğal afet ya da taciz ya da sevilen birinin kaybı gibi travma deneyimlerini ele alırsak, bu yaşantıları takiben çoğu kişi “Akut Stres Bozukluğu” adı verdiğimiz bir sürece girer. Bu süreçte beynimiz yaşanan bu olağandışı duruma yönelik önceliklerini belirler ve hayatta kalmaya yönelik davranışlara öncelik verir. Beyin, hayati tehlikenin sürüp sürmediğine dair tetiktedir ve bu yeni bilgiyi işlemek amacıyla tekrar tekrar hatırlar. Bu dönemde bazı kişilerin zaman ve yer oryantasyonları bozulabilir. Bilişsel görevler üstlenmekte zorlanabilirler.

Akut Stres Bozukluğu bir ile üç ay arasında normal karşılanan bir süreçtir ve günlük işleyişi bozan ciddi sıkıntılar yaratmıyorsa ilaç gerektirmeyebilir ancak yine de psikoterapi desteği önerilir. Travmatik yaşantılar hayatımızın sürekliliğine dair algımızı zedelemesi nedeniyle, yaşanan olaydan öncesi ve sonrası şeklinde deneyimlediğimiz hayatımızda, bu olayın nasıl bir yere oturtulacağına dair destek almak faydalı olacaktır. Özellikle, kayıpların yaşandığı bir travmatik deneyimde eğer varsa suçluluk, öfke, pişmanlık gibi duyguların hemen çalışılmaya başlanması gerekmektedir.  “Travmatize olmak” deyimi “depresyona girmek” gibi günlük yaşantımızda sıklıkla kullanılmaktadır ve bu deyimler bazen gerçekten zorlayıcı duygusal yaşantıları içerdiği gibi bazen de alelade ufak sıkıntılar için kullanılmaktadır.

Amerikan Psikiyatri Birliği artık büyüme sürecinde duygusal olarak ihmal edilme, kişinin toplum içinde utanma yaşadığı veya benlik değerinin düşmesine yol açan bazı olayları da küçük travmalar olarak sınıflandırmaktadır. “Küçük travma” denmesinin nedeni fiziksel travmalara göre daha az zedeleyici olmasından değil, başı sonu belli olan bir olay şeklinde hatırlanmamasından kaynaklanmaktadır. Özellikle aile içi ya da iş yeri gibi uzun süre vakit geçirdiğimiz ortamlarda oluşan zorlayıcı deneyimler bir süre sonra travma etkisi yaratabilir. Kişi seçeneklerinin olduğunu unutabilir, kendi değerini iş yerinde veya aile ortamında görüldüğü gibi algılamaya başlar ve o ortama uyum sağlamak için bazen kendi zararına olan tutumlar geliştirebilir. Benimsenen bu tutumlar o durumla baş etmeye yardımcı olabilir ancak başka alanlarda bir bedel ödenmesine yol açabilirler. Bu nedenle süreğen küçük çaplı travmalar da fiziksel travmalar kadar önemsenmelidir.

Toplum içinde ruhsal travmaya yol açan olaylar çok yaygındır. Araştırmalar her iki kişiden birinin bu tür olaylarla hayatında en az bir kere karşılaştığını göstermektedir. Farklı merkezlerde yapılan yapılan epidemiyolojik çalışmalara göre görülme sıklığı %2 ile arasında değişmektedir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu gelişme riski, stres etkeninin şiddetine, süresine ve yaşamı tehdit etme derecesine bağlı olabileceği gibi, kişilerin stresi öznel olarak yaşantılamalarına da bağlı olabilir. Küçük çaplı ya da ciddi boyutlarda travma mağduru çoğu danışan psikiyatri kliniklerine bu durumla hiç bağdaştıramadıkları panik atak, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk gibi şikayetlerle başvurmaktadırlar. Bu konudaki yanlış, inanç eğer üzücü bir deneyimin üzerinden çok zaman geçmişse artık bunun kişiye bir etkisinin olmayacağı şeklindedir. Halbuki bu tatsız deneyimlere ait duygular olayın üzerinden yıllar geçmiş olsa bile kişinin ilişkilerini, duygulanışını ve hayattaki önceliklerini şekillendirebilir.

Diğer bir yanlış inanç ise; eğer travmatik durum sürüyorsa bu durum değişmeden yardım almanın bir anlamı olmayacağıdır. Oysa ki bu tür süreğen durumlarda yapılan psikoterapi desteği kişinin baş etme becerilerini kuvvetlendirir, seçeneklerinin farkına varmasını sağlar ve bireyi travmanın olumsuz etkilerinden özgürleştirebilir.

Uzman Makaleleri

Podcastler