Nörogelişimsel Bozukluklar Nedir?
Nörogelişimsel bozukluklar, beyin gelişimindeki farklılıklar nedeniyle oluşan yaşam boyu süren bir yapısal durumları ifade eder. Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan zihinsel, motor, sosyal ve dil becerilerini kısıtlayan yaşam boyu süren bozukluklardır.
Nörogelişimsel Bozuklukların Türleri ve Kapsamı
Nörogelişimsel bozukluk türleri arasında şunlar yer alır:
- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu,
- Otizm spektrum bozukluğu,
- Özgül öğrenme bozuklukları (disleksi-okuma, diskalkuli-matematik, disgrafi-yazma bozuklukları)
- Dil bozukluğu ve kekemelik gibi iletişim bozuklukları
- Zihinsel yetersizlikler
- Tik bozuklukları, koordinasyon bozuklukları gibi motor bozukluklar vb.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite genellikle çocuğun bir yerde sabit durmasını engeller. Kitap okuma, dinleme gibi sabit durmayı gerektiren eylemler çocuk için oldukça zordur. Bir noktaya dikkatini vermekte sıkıntı çeker. Genetik yatkınlık önemli bir faktördür. Çocuk başkasının sözünü keser, sırasını bekleyemez, sorulara düşünmeden cevap verir.
Otizm spektrum bozukluğu ise doğuştan gelen, yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan, beyin gelişimini etkileyen nörogelişimsel farklılıktır. Göz teması kuramama, ismine tepki vermeme, sallanma, kendi etrafında dönme, el çırpma, değişikliklere direnç gösterme, rutinlerin bozulmasına aşırı tepki verme gibi durumlar gözlemlenir.
Özgül öğrenme bozukluğu ise genellikle ilkokul döneminde ortaya çıkan çocuğun okuma, yazma ya da matematik öğrenme gibi alanlarda zorluklar yaşamasıdır. Bu durum anlaşılmadığı takdirde çocuk, tembel zannedilebilir. Ama çabalasa da bazı alanlarda öğrenme güçlüğü yaşar. Bu nedenle derslere adapte olmakta güçlük çeker.
Dil bozuklukları ve kekemelik, çocuğun düzgün konuşmasını engelleyen genetik yatkınlık, nörolojik farklılık, konuşma kaslarındaki koordinasyon sorunları, psikososyal stres faktörlerine bağlı olarak gelişen bir bozukluk türüdür. Bir çeşit dili anlama ve kullanma güçlüğüdür.
Zihinsel yetersizlikler, 18 yaşın altında ortaya çıkan akıl yürütme, öğrenme, problem çözme gibi zihinsel işlevler ile günlük yaşam, sosyal ve pratik uyum güçlüğüne yol açan gelişimsel durumlardır.
Tik bozuklukları, motor ve vokal tikler gibi farklı gruplara ayrılan, istemsiz, ani, hızlı ve tekrarlayıcı yapıdaki motor hareketler veya sesler şeklinde kendini gösteren nörogelişimsel bozukluk türüdür.
Nörogelişimsel Bozukluklarda Erken Belirtiler
Nörogelişimsel bozukluklarda erken belirtiler, rahatsızlığı anlamak adına önemli ipuçlarıdır. Çocuklarda nörogelişimsel bozukluklar şunlardır:
- Konuşmanın geç başlaması, kelime dağarcığının az olması, sesleri zorlukla çıkarma ya da hiç konuşmama şeklinde kendini gösteren dil ve konuşma gecikmesi,
- Göz teması kurmama ya da kısıtlı kurma, akranlarıyla oynamama, ismine tepki vermeme, oyunlara karşı ilgisiz olma şeklinde görülen sosyal etkileşimde zorluklar,
- Yürüme, koşma gibi kaba motor becerilerde; kalem tutma, düğme ilikleme gibi ince motor becerilerde problemler,
- Sallanma, dönme, elleri çırpma gibi hareketler, dönen nesnelere yoğun ilgi gösterme gibi tekrarlayıcı davranışlar,
- Basit komutları anlamama, kavramları öğrenmede güçlük gibi zihinsel gelişimde gerilikler,
- Dürtüsellik, aşırı hareketlilik, bir aktiviteye odaklanmama, öfke nöbetleri gibi dikkat ve davranış problemleri vb.
Nörogelişimsel Bozukluklarda Tanı Süreci
Nörogelişimsel bozukluk tanısı, çocuk psikiyatristleri ve nörologlar tarafından konulur. Bunun için çocuğun gelişimsel öyküsü, klinik gözlem, aile/okul raporları, standartlaştırılmış psikometrik testlerden yararlanılır. Gelişim süreci bebeklikten itibaren değerlendirilir. Tek yönlü değil multidisipliner bir değerlendirme süreci tercih edilir.
Nörogelişimsel Bozukluklarda Tedavi Yaklaşımları
Nörogelişimsel bozukluk tedavisinde kullanılan yaklaşımlar, farmakolojik ilaçlar ve eğitimsel/davranışsal yöntemler olmak üzere ikiye ayrılabilir. Davranışsal terapiler arasında uygulamalı davranış analizi, bilişsel davranışçı terapi, özel eğitim ve konuşma terapisi, ergoterapi, oyun ve sanat terapileri gibi çeşitli yöntemler yer alır. Bunun yanında DEHB ilaçları ve otizm ve ilişkili durumlar için de psikiyatrik ilaçlar kullanılabilir. Fiziksel egzersizler, transkranyal manyetik uyarımı, nörofeedback ve biofeedback gibi beyin dalgalarını düzenleyerek dikkati artıran tamamlayıcı yöntemler tercih edilebilir. Eğitim ve terapi süreci ne kadar erken başlarsa çocuğun potansiyelini o oranda verimli kullanması mümkün hale gelir.
Nörogelişimsel Bozukluklarda Aile ve Çevre Desteği
Nörogelişimsel bozukluk yaşayan çocuklarda aile desteği, yaşanan durumu aşmayı kolaylaştırabilen unsurlar arasındadır. Nörogelişimsel bozukluk tanısı alan çocuklar için özel eğitim seçeneklerinin değerlendirilmesi ve ailenin bu konuda özveri göstermesi de önemlidir. Aile çocuğa karşı sabırlı yaklaşmalı, doktorların önerilerine uygun hareket etmelidir. Bu sayede evde çocuk sınırlar çerçevesinde yaşamaya alışabilir. Otizm gibi ileri düzey nörogelişimsel bozukluklarda ailenin otoritesini koruması zor olsa da özel eğitim sayesinde çocuğun psikolojik durumu da daha stabil bir hale gelebilir.
Nörogelişimsel Bozukluklarda Okul ve Eğitim Süreci
Nörogelişimsel gecikme belirtileri genellikle okul sürecinde ya da daha erken dönemde ortaya çıkar. Çocuk, sosyal ortama ya da okula uyumlanamaz. Aileyle de iletişimi sınırlıdır. İleri düzey otizm söz konusu olduğunda çocukların sosyal hayata uyumlanması pek mümkün değildir. Bazı gelişim gerilikleri çocukların özel eğitim programlarına ihtiyaç duymasına yol açar.
Nörogelişimsel Bozukluklarda Yaşam Kalitesini Artırma Yolları
Nörogelişimsel bozukluk tanısı alan çocuklar ve aileler için yaşam kalitesini artırmanın yolları arasında erken tanı önemli bir yere sahiptir. Çocuğun verdiği sinyalleri değerlendirip uzman görüşü almak için ne kadar erken başvuru yapılırsa tedavi süreci o kadar erken başlar. Çocuğun ihtiyacı olan terapilerin ve eğitimlerin bir arada verilmesi gelişim sürecini hızlandırır. Çocuğun dikkatini daha rahat toplayabilmesine yardımcı olur. Dikkat eksikliği ve nörogelişimsel bozukluklar nedeniyle yaşanan huzursuzlukların azaltılması mümkün hale gelir. Özellikle de fiziksel egzersizler çocuğun enerjisini boşaltmasına yardım olur. Serotonin, endorfin, dopamin hormanlarının salgılanmasını destekleyerek çocuğun mutlu hissetmesine yardım eder.