Kaygıyı Anlamak

Kaygıyı Anlamak


Bir psikolog olarak, Soruyu okuduğumda aklıma ilk gelen şey, bu felaket ne olsa ki düşüncesi oldu.  Soruyu yollayan kişi neyi kastetti bilemiyorum elbette. Çağrışımlarım bir de bir şiire gitti. Attila İlhan ne güzel demişti Üçüncü Şahsın Şiiri’nde, “Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım. Beni sevmiyordun bilirdim, bir sevdiğin vardı duyardım.”. Kendince yaşadığı felaketi bir şairin ifadesi ile okuyunca ne de güzel anlıyoruz. Her birimizin felaket tanımı ya da felaket olarak değerlendirdiği güncel deneyimi bambaşka içeriklere sahip olabilir. Soruda kastedilen bu felaket yaşattığı korkutucu algı neticesinde içeriği her ne olursa olsun bir kaygı uyandırıyor ve zihni meşgul ediyor olsa gerek. Kaygı deneyimlenen çeşitli yaşam olaylarına karşı bir tepki olarak karşımıza çıkar ve bir duygudur. Kimi zaman dış tehditler, kimi zaman ise içsel kimi dinamikler kaygıyı ortaya çıkarabilir ya da bir duygu olarak kaygının kişi tarafından hissedilmesini sağlayabilir. Dış dünyanın tehditleri ile ilişkili olan kaygıyı gerçekçi kaygı olarak isimlendirebiliriz. Mesela karşımızda havlayan bir köpek gördüğümüzde duyumsadığımız kaygı gerçek bir tehlike durumunda ortaya çıktığı için gerçekçi kaygıdır. Kaygı böylesi bir durumda bizi havlayan köpekten kaçmak için hem fizyolojik hem de psikolojik açılardan motive eder. Kaygı aslında pek çok durumda bizi hayatta tutmak amacıyla işlev görür. Vücudun kendimizi korumamız ve temkinli olmamız için verdiği bir sinyaldir. Peki ya ortada gerçekçi kaygı yoksa? Yani dışarıda bir tehlike durumu yokken de kişi kaygı duyumsayabiliyorsa? Bu sefer ise tehdidin yönünün değiştiğini düşünebiliriz. Kimi zaman tehdit dış dünyadan değil ancak içeriden gelir. Ne demek istiyorum? Kimi zaman ruhsallıkta yaşanan kimi içsel çatışmalar da kaygı duygusunu ortaya çıkarabilir. Başıma bir şey gelecek düşüncesi de tam da böyle bir kaygıya karşılık geliyor olabilir. Bu durum ise bizleri bu kaygının neden ve nasıl ortaya çıktığını düşünmeye götürecektir. Ruhsallıkta yaşanan bu kaygı dış dünyada kendisine bir karşılık bularak, kendini bir nesneye ya da duruma bağlayarak somutlaştırılabilir. Ruhsallığın bunu yapmasının sebebi aslında oldukça anlaşılır, bizler soyut değil ancak somut durumları daha iyi algılar, anlar ve dolayısıyla da somut durumlarla daha iyi mücadele ederiz.  İçeride yaşanan deprem, dışarıda bir deprem olacağı korkusu şeklinde somutlaştırılabilir. Kökeni ruhsallıkta yer alan bir kaygı kıyamet kopacak, başıma bir felaket gelecek, her şey kötü olacak gibi bir gerekçe ile dış dünyaya yansıtılıyor olabilir.

Başıma bir felaket gelecek şeklinde bir kaygı kişiliği gereği kötü bir şey olacağına inanan, karamsarlığa yatkın kişiler için özellikle zorlayıcı olabilir. İyi haber ise; bu kaygı ile baş etme yollarının öğrenilmesi mümkün olduğu kadar bu kaygının uygun bir tedavi ile ortadan kaldırılması da mümkün olabilmektedir. Sürekli karamsarsanız, kaygılıysanız ve başınıza kötü bir şey gelecekmiş, her an bir felaket üzerinize gelecekmiş gibi düşünceleriniz varsa içinizde neler olup bittiğine bakmak için destek almanız yerinde olabilir. Uygun bir terapötik yaklaşım ve çalışma ile bu korkuyla baş edebilir hatta bu korkuyu aşabilirsiniz. Ancak ilk önce haydi beraber o felaketin ne olduğunun ya da olabileceğinin ismini koyarak işe başlayalım.

Uzman Bilgisi

  • Üniversite :
  • Uzmanlık :

Yazıları

Videoları

Podcastler

Güncel Psikoloji Yayınlarımız

Yardıma ihtiyacınız var mı? Size ulaşalım.