Kategori: blog

Duygusal Yeme - Madalyon Psikiyatri Merkezi

Duygusal Yeme

İnsanın dinamik bir biçimde etkileşen bio-fiziksel, psikolojik, bilişsel ve sosyal alt sistemlerin oluşturduğu bir bütündür. Bu sistemlerden herhangi.. Devamı

Psikolog Olmak - Madalyon Psikiyatri Merkezi

Psikolog Olmak

Psikologsanız eğer insanlar sizden çok şey bekler, sanırlar ki psikologların sinirleri alınmıştır, yaşamlarındaki her sorunu tereyağından kıl çeker.. Devamı

Karne - Madalyon Psikiyatri Merkezi

Karne

Bu ay yaklaşık 15 milyon öğrenci yarı yıl karnelerini aldılar. Bazıları sevinç ve gururlarını verilen hediyelerle pekiştirirken bazıları hayal kırıklığı, azarlanma, tehdit ve.. Devamı

Terapi Nedir

Terapi Nedir?

Terapi nedir? denince çoğumuzun aklına filmlerdeki terapi sahneleri gelir; danışan bir divana uzanmıştır, terapistin yüz ifadesi yok denecek kadar azdır ve terapi “Çocukluğunuza dönelim” ile başlar.. Devamı

Metropol ile Barışmak - Madalyon Psikiyatri Merkezi

Metropol ile Barışmak

Dışarıdan bakıldığında dünyanın en güzel doğal yapısına sahip bir şehirde yaşamak birçok insana cazip geliyor. Üstelik her türlü imkana ulaşılması an meselesi. Ancak bir de bu şehirde yaşayıp çalışanlara sormak lazım şehrin güzelliklerini. Devamı

Panik Atak - Madalyon Psikiyatri Merkezi

Panik Atak

Sizin panik atağınız neye benziyor? “Benim yaşadığım deneyim oldukça sertti. Ayağa kalkamam, asla konuşamam gibi hissediyordum. Vücudumun her yerinde tarif edilemez bir acı vardı. Sanki bir şey beni sıkıyordu. Nefes almakta zorlanıyordum ve havayı içime çekmeye çalışıyordum. Ama böyle yapınca, kusmak kaçınılmaz oluyordu.”


“Sanki etrafımdaki tüm duvarlar üzerime geliyordu ve görüşüm zayıflıyordu. Bence bu hali en güzel tanımlayan şey ‘tünel görüşü.’ Bir tünelde ilerlediğinizi ve tünelin gitgide daraldığını hayal edin.”

Bunlar gibi atak deneyimlerini yaşayanlarınız aslında ifade edilenden çok daha zor anlar olduğunu çok iyi bilirler. Yaşanan şiddetli gerginlik, panik, çaresiz kalma, ne yapacağını bilememe, dehşete kapılma ve ‘ölüyorum’ korkusu akabinde nefes alamama ve titreme ile kendisini gösterebilir. Epidemiyolojik olarak ise, toplumda her 10 kişiden biri yaşamının en az bir döneminde bahsedilen ataklara benzer bir panik atağı deneyimlemektedir.

Panik Atak Belirtileri

Panik atak, aniden ve belirgin bir neden olmaksızın ortaya çıkan endişe ve korku ataklarıyla kendisini gösterir. Atak sırasında endişe hissine ek olarak kişi aşağıdaki semptomlardan bir ya da daha fazlasını yaşayabilir;

  • Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama, kalp atış hızında artış
  • Terleme
  • Titreme ya da sarsılma
  • Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
  • Soluğun kesilmesi
  • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
  • Bulantı ya da karın ağrısı
  • Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
  • Kontrolünü yitireceği ya da çıldıracağı korkusu
  • Ölüm korkusu
  • Uyuşma ya da karıncalanma duyumları
  • Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları

Ataklar sırasında kişinin yaşadığı endişe, panik ve tehlike algısı kendisini korumaya alma konusunda onu, bir dizi kaçınmaya iter. Bu kaçınmalar (panik geçirmesi olası yerlerden uzak kalma) veya güvenlik arama eğilimleri (bir yakını olmadan herhangi bir aktivitede bulunmama) ne yazık ki sorun çözücü olmayan davranışlardandır.

Panik Atak Sırasında Ne yapmalı?

Panik atak ile ortaya çıkan fiziksel belirtiler kalp, göğüs, vb ile ilgili fiziksel bir sorununuz olduğu anlamına gelmemektedir. Yukarıda bahsi geçen semptomları yaşamanızın nedeni tehlike anında vücudunuzun adrenalin (epinefrin) salgılamasıyla açıklanabilir. Tehlike altındaki metabolizmanın bu durumla savaşması veya kaçıp kurtulması için fiziksel işleyişinin hızlanması gerekmektedir. Bu hızlanma ve vücudun verdiği reaksiyon oldukça normaldir ancak, birden bire gelişen sempatik sinir sistemi aktivasyonu bireyde, bir şeylerin yolunda gitmediğine dair bir korku yaratır ve atak yaşanır.

  • Atak Sırasında- Atağı hafifletmek veya daha kötüye gitmesini önlemek için;
  • Hızlı ve kısa nefes alıp verişleriniz boğuluyormuş hissine neden olup, kalp atışlarınızı hızlandırabilir, gözlerinizin kararmasına ve baş dönmesine neden olabilir. Yavaşça ve alabildiğiniz kadar derin nefes alıp verin. Nefesinizi düzenlediğinizde rahatlamaya başladığınızı fark edeceksiniz. Diyafram nefesi öğrenebilirsiniz.
  • Dikkatinizi bedensel belirtilerden uzaklaştırmaya gayret edin. Bedeninize ne kadar çok odaklanırsanız, o kadar çok fiziksel belirti keşfedersiniz ve bu daha çok paniklemenize yol açabilir.
  • Daha önce benzer bir atak yaşadıysanız, bunun geçici bir semptom bütünü olduğunu kendinize hatırlatabilirsiniz.
  • Gevşeme egzersizleri (Progresif gevşeme, tüm gevşeme ve denetimli gevşeme) öğrenebilir, gerginliğe neden olan kas grubunu rahatlatmayı deneyebilirsiniz.

Kendinize şunları sorabilirsiniz;

  • Ne zaman ortaya çıktı?
  • Ataklarımı tetikleyen bir stresör var mı?
  • Bedenimde ilk ne oldu?
  • Aklımdan ne geçiyordu?
  • Nasıl devam etti?
  • Ben nasıl baş ettim?

Kaynak: Taylor, C.B. (2006). Panic disorder. BMJ. Retrieved on September 21, 2015 from : patient.info/health/panic-attack-and-panic-disorder

Tükel, R. Ve Alkın, T. (2006) Anksiyete Bozuklukları. Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları

Boşanma ve Çocuğunuz - Madalyon Psikiyatri Merkezi

Boşanma ve Çocuğunuz

Boşanma, kuşkusuz, çocukların başına gelebilecek en sarsıcı olaylardan birisidir. Ancak, boşanmanın onların gelişimlerini ciddi bir biçimde etkileyecek olması birkaç unsura bağlı olarak gelişir. Bu unsurlardan ilki; çocuğun anne babası ile ilişkisinde meydana gelebilecek değişikliklerin neler olduğudur.

Boşanma Sonrası Çocuk Psikolojisi

Bir diğer ifadeyle;
Çocuğunuz

  • Anne / babasını kaybetmiş mi olacak?
  • Artık anne ya da babasını göremeyecek mi?
  • Kiminle yaşayacak?
  • Annesi ve / veya babası artık daha mı sinirli olacak?
  • Yoksa annesi / babası istediği birçok şeye izin mi verecek artık, istediği birçok şeyi yapacak mı?
  • Annesi ve babası bir daha konuşacak mı?
  • Bir daha üçü bir araya gelebilecek mi?

Gibi birçok sorunun cevabına göre şekillenecektir.

Boşanma Sürecinin Çocuğa Etkileri

Bir diğer unsur da, çocuğun günlük hayatında meydana gelecek değişikliklerin neler olacağıdır. Örneğin; yaşadığı evi, gittiği okulu, eşyaları, bindiği servis, arkadaş çevresi vb. değişecek mi?

Boşanma muhakkak zarar verici bir durum olmak zorunda değildir. Önemli olan boşanma sürecinde siz ebeveynlerin çocuklarınıza daha fazla ilgi göstermeye devam edebilmeniz ve tutarlı yaklaşabilmenizdir. Siz ve çocuklarınızın diğer ebeveyni her zaman onların hayatında en önemli kişiler olacaksınız. Bu nedenle, onların başlarına gelebilecek en büyük felaket,  anne ya da babasını hayatından yitirme / kaybetme duygusunu yaşamalarıdır.

Bir diğer ifadeyle, eşlerinizden boşanırken çocuklarınızdan da boşanmamayı başarmanız, çocuklarınızın örselenmelerini ve sorunlu çocuklar olarak büyümelerini engelleyecek en önemli adımınız olacaktır. Bir diğer ifadeyle, eşlerinizden boşanırken çocuklarınızdan da boşanmamayı başarmanız, çocuklarınızın örselenmelerini ve sorunlu çocuklar olarak büyümelerini engelleyecek en önemli adımınız olacaktır.

Boşanma sürecinde çocukları aile içi düzenin ve aile ilişkilerindeki bağlılığın (anne, baba, evcil hayvan)değişeceği kaygısı, terk edilme korkusu ve anne babasının birbirine düşman olacağı kaygısı strese iter. Buna bir de aile büyüklerinin ya da tanıdıkların diğer ebeveyn adına yapabilecekleri olumsuz söylem ya da suçlamalar eklenirse, çocuklarda örselenme dediğimiz kalıcı yıkımlar o zaman gelişmeye başlar.

Unutulmaması gereken önemli bir diğer konu da şudur:  Bir çocuk anne / babasına atfedilen olumsuz ifadeyi / etiketlemeyi kendisi ile ilişkili olarak algılar. Bir başka ifadeyle, “ben değerli birisi olsaydım, benim annem / babam böyle birisi olmazdı” algısıyla özgüven düşüklüğü ve değersizlik duyguları kalıcı olarak oluşmaya başlar. Bunların sebep olabileceği hasarlar da çocuğunuzun hayatının her alanına yansıyacaktır.

Boşanan anne ve babanın yaşadıkları bu zor dönemi yönetebilme becerileri, çocuklarının  yaşantılarındaki bu stres faktörleri ile baş etmelerini ve boşanmaya ilişkin değişikliklere uyum sağlamalarını kolaylaştıracaktır.

Boşanma sürecinde, yapmanız gerekenlerden bazıları :

  1. Boşanmayı çocuğunuzun bakış açısına yönelik anlatabilmek. Boşanmanın ne anlama geldiğini sizin boşanmanıza özgü koşulların içerisinde çocuğunuza aktarabilmeniz.
  2. Yaşlarına göre boşanmanın onları nasıl etkileyeceğini somutlaştırarak anlatabilmeniz (kiminle kalacak, nerede yaşayacak, okulu değişecek mi? vb).
  3. Diğer ebeveynle mutlu yaşamaya devam edeceğine inanmanız ve bu yönde diğer ebeveyni ve çocuğunuzu desteklemeniz.
  4. Diğer ebeveyne yönelik olumsuz sözler, ifadeler kullanmamanız.
  5. Çocuğunuzun önünde diğer ebeveyn ile olumsuz sözel veya davranışsal bir yaşantıda bulunmamanız.
  6. Çocuklarla ilgili konularda eski eşle işbirliği yapmanız.
  7. Çocuklarınızın her zaman ve her koşulda sevileceklerini ve en iyi şekilde bakılacaklarını ifade etmeniz ve bu yönde davranmayı sürdürmeniz.
  8. Bu konu ile ilgili çevrelerindeki güvendikleri diğer kişilerden ve uzmanlardan yardım istemeleri ve bu konuyu paylaşabilmeleri konusunda çocuklarınızı cesaretlendirmenizdir.
Kıskançlık - Madalyon Psikiyatri Merkezi

Kıskançlık

Kıskançlık her zaman aşkla birlikte doğar ancak aşkla birlikte ölmez… Tutku duygumuzun içinde, heyecanlandığımız diğer duygulara nazaran daha mutluyuzdur. (La Rochefoucauld) Partnerlerinin bağlılığından bir türlü emin olamayan kişiler için, hayatlarındaki odak noktası bu güvenceyi ele geçirmektir. İnsanlar partnerlerinin sevgi ve bağlılıklarından emin olduklarında, bu sevgiyi takdir etmemeye başlarlar. Kur yaparken bulunmadıkları taleplerde bulunurlar.

Partnerleri, hayatlarındaki iş streslerini, günlük hayatın yoruculuğunu anlamaları gereken kişiler haline dönüşürler. Bu anlamda, romantik kıskançlıklar, yarattığı fiziksel ve duygusal kaygıdan dolayı çiftin ilişkisini gözden geçirmesini sağlar ve eşine verdiği değeri hatırlatması açısından faydalı olabilir. Bu durum, çocukken, oynamaktan sıkıldığımız bir oyuncakla bir başka çocuk oynamaya başladığında oyuncağın gözümüzde değer kazandığı zamanlara benzemektedir.

There are many things in our lifes that we would throw away if we were sure that no one might pick them up… ( Oscar Wilde )

İlişkilerimize kattığı tuz biber etkisinin ötesinde kıskançlığın patolojik sayılabilecek yönüne de dikkat çekmek gerekir. Bu noktada kıskançlık, düşük benlik saygısıyla ilişkilendirilebilir. Düşük benlik saygısına sahip bireyler eşlerinin davranışlarını terk edilme açısından yorumlamaya daha meyillidirler. İlişkilerine adeta yapışırlar, düşük benlik saygıları bağımlılığı besler. Dolayısıyla da kıskançlık eşikleri daha düşüktür. Bazıları kıskançlığı içlerinde daha şiddetli yaşarken, bazıları da fiziksel şiddet uygulayacak boyuta vardırabilir.

Temel Kıskançlık Tipleri:

Reaktif/ provakatif kıskançlık:

Partnerin diğerleriyle olan ilişkisine verilen negatif duygusal tepkidir.

Bilişsel Nörotik Kıskançlık:

Daha içsel süreçlerce yönetilen anksiyöz kıskançlık formudur. Bireyler, eşlerinin başkasıyla bir araya geldiğine dair bir imajı, bilişsel olarak genellerler ve bu çoğunlukla daha obsesif bir anksiyeteye, üzüntüye ve şüpheciliğe yol açar. Neredeyse aldatılmaya dair kehanetlerinin gerçekleşmesini isterler.

Önleyici Kıskançlık:

İhaneti önlemeye yöneliktir. Birey partnerin üçüncü bir kişiye en ufak bir iligisine tahammül edemez ve aşırı tepki verir. Eşinin üçüncü bir kişiyle iletişime geçmemesi için kayda değer bir çaba harcarlar. Sıklıkla partnerlerinin özel eşyalarını (cep telefonu mesajları, çanta vs.) kontrol ederler. Bu tür çiftler genellikle diğer çiftlerle görüşürler. Bekar olan arkadaşlar, apartmanda yalnız yaşayan bayanlar tehlike potansiyeline sahiptir.

Aşırı kıskançlık kadar, kıskançlık yaratacak ipuçlarını değerlendirmekten kaçınmak da düşük benlik saygısına işaret etmektedir. Çoğu zaman, sürekli aldatılan bir bayanın neden ilişkisini bitirmediğini merak ederiz. Bu bir kader değildir ve bazı kişiler farkında olarak ya da olmayarak bu tarz ilişki biçimine sahip kişileri partner olarak seçerler. Bu tip kişiler, karşılıklı güvene dayalı ilişkileri genellikle “sıkıcı” olarak tanımlarlar. Eşlerin aldatılmayı kabullenmeleri veya sorgulamaktan kaçınmaları “patolojik tolerans” olarak adlandırılır.

Aldatmaya yönelik paradigmada, eşlerin duygusal olarak aldatılmayı mı, seksüel aldatılmayı mı daha kötü olarak algıladıkları konusu ilgi görmüştür (Buss 1992).  Araştırmacılar, aldatılmaya yönelik tepkilerde, kalp atışı ve galvanik deri tepkisi ölçerek cinsiyet farklılıklarını gözlemişlerdir. Çalışmada kadınlar duygusal olarak aldatılmayı daha üzücü algılarken, erkekler seksüel aldatmaya daha fazla tepki vermişlerdir. Bu araştırma Amerika’da ( Harris1996), Hollanda’da ( Salevey&DeSteno1996) ve Almanya’da 90’lı yıllarda yapılan araştırmalarla desteklenmiştir.

Araştırmacılar daha sonra seksüel sadakatsizliğin duygusal sadakatsizliği doğurabileceğine, duygusal sadakatsizliğin de bir diğerine yol açacağına değinerek, kesin bir ayrım yapmanın mantıklı olmayabileceği sonucuna varmışlardır. Aldatmaya yönelik araştırmalarda kadınların rakiplerinin fiziksel özelliklerine, erkeklerin ise statülerine (iş, para) bağlı olarak daha fazla kıskançlk hissettiklerini bildirilmiştir.

Genel olarak bireyler için, rakip kişide, kendi partnerlerinin önemli bulduğu özellikleri gördükleri zamanlarda kıskançlıklarının arttığı ve rakibi bu özellikler üzerinden değerlendirdikleri söylenebilir. Bireyin özgüveni için önemli olan karakteristikler açısından onu geride bırakan rakipler en tehdit edicidir. (Salowey 1996,DeSteno 1998). Aronson(1983) da kişiler için en az kıskançlık uyandıran rakibin hiç tanımadıkları kişiler olduklarını, en fazla kıskançlık yaratanların da kişisel olarak tanıdıkları bireyler olduklarını söylemiştir.

Çocuk ve Ergenlerde Depresyon

Depresyon maalesef modern çağın en yaygın psikolojik sorunlarından birisidir.Bireyin sosyal hayattan çekilmesi ve içe kapanması ile dikkat çeken bir sorundur ve gerçekten de yetişkin nüfusun önemli bir kısmını etkilediği bilinmektedir. Devamı

Çocuk ve Oyun

Çocukluğunuzu düşündüğünüzde aklınıza gelen özel anların büyük çoğunluğunu kaplamaz mı oyunlar? Körebeler, saklambaçlar, uzun eşekler ve niceleri. Sosyalleşmenin ilk adımları, kendimizi, kişiliğimizi kazanmanın en anlamlı yolu değil midir oyunlar? Oyunu nasıl tanımlarsınız? Her tanımın içinde “çocuk” kelimesi geçer değil mi? Devamı

Doğum Sonrası Ruhsal Durum

Doğum sonrasında ruhsal durum, gebelik ve doğum biyolojik ve hormonal değişikliklerin olduğu kadar, anne, bebek ve aile açısından uyum yapılması gereken yeni ve karmaşık bir dönemdir. Devamı

Stres Nedir Nasıl BaŞa Çıkılır

Stres Nedir? Nasıl Başa çıkılır?

Stres neden kaynaklanır, nasıl engel olunur?

Hepimizin hayatında stres kaçınılmazdır. Hemen hemen her gün stres ile karşılaşırız; trafik sıkışıktır ve işe yetişmemiz gerekebilir, yöneticimiz son anda bize yeni bir görev verebilir ve görevin yetişmesine az bir süre vardır, romantik partnerimiz ile tartışabilir ve kendimizi yeterince iyi ifade edemediğimizi düşünebiliriz… Stres bunun gibi günlük yaşamda kolayca karşılaşabileceğimiz sebeplerden ötürü meydana gelebilir. Bunun yanı sıra travmatik yaşantılar, tahmin edilemez olaylar, belirsizlik, potansiyelimizi zorlayan durumlar ve içsel çatışmalar da bizi strese sokar. Kısacası belirli bir olay karşısında baş etme yöntemlerimizin yetersiz kaldığı durumlarda strese gireriz.

Strese girmiş bir insanın vücudunda strese karşı tepkiler oluşur. Bu tepkiler psikolojik, fizyolojik ve davranışsaldır. Örneğin hemen hemen hepimiz genç yaşta kalp krizi geçirmiş bir kişinin duyumunu almışızdır. Bu tip erken yaşta geçirilen kalp krizlerinde en büyük sebep strestir. Araştırmalar, sakin ve huzurlu bir ortam içerisinde bulunan hastaların hastalıklarının gidişatının huzursuz ve stresli bir ortamda bulunan hastalara göre çok daha iyi olduğunu gösterir. Bunun yanı sıra, kabul gördüğümüz yakın ilişkilerimiz olduğu zaman hastalıklara yakalanma olasılığımız da daha düşük olur. Yani kısacası stres hem ruhumuzu hem de bedenimizi ciddi şekilde etkiler.

Stresten en az seviyede etkilenmek için stresi neyin başlattığını anlamamız gerekir çünkü kaynağın anlaşılması hedefe yönelik baş etme yöntemlerinin geliştirilmesi için önemlidir.  Stresi neyin başlattığını anlayabilmek için günlük kayıtlar tutulabiliriz. Bu kayıtlarda yoğun stres yaşadığımız yeri, olayı, gösterdiğimiz tepkiyi ve stres düzeyimizi kaydedebiliriz. Bu kayıtlar ile birlikte çok kısa zamanda hangi davranışların, olayların, yerlerin ve insanların, bize strese sokmada “yüksek risk” taşıdığını anlayabiliriz.

Bizi neyin strese soktuğunu anladığımız zaman stresi azaltmak için şunları uygulayabiliriz: Kas gevşetme ve nefes egzersizleri sayesinde bedenimizdeki stres düzeyini azaltıp kontrol edebiliriz. Stresli bir durum ile karşılaştığımızda endişe yaşayacağımız süreyi sınırlı tutabilir, bu durumun iyi yanlarını değerlendirip (stresi fırsata dönüştürmek vs), aklımızdan geçen olumsuz düşünceler yerine olumlu düşünceler bulabiliriz.

Unutmamalıyız ki belirli orandaki stres bizim itici gücümüzdür ve bizi olumlu etkiler. Aşırı düzeye ulaşmış bir stres ise bedensel ve ruhsal olarak bizi yıpratır. Stresin bizi yıpratmasına izin vermeden bunu bir fırsata dönüştürmek ise bizim elimizdedir. Yaptığımız iş ne ise ona kendimizi vermek, olayları kontrol altında tuttuğumuza inanmak ve en önemlisi stresi tehdit yerine yetenek ve becerilerimizi geliştirebilmemiz için bize sunulan bir fırsat olarak değerlendirmek stresi yenmemizde yardımcı olacaktır.

DEPRESYON

Depresyon tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Yaygınlığı giderek artmakta olan depresyon, kronikleşme riski, belirgin yeti yitimine neden olması, intihar ile sonuçlanma olasılığı, diğer tıbbi hastalıkların gidişini kötü etkilemesi açısından  Devamı

Aile İçi Şiddet

Dayak mı yiyorsunuz? Azarlanıyor musunuz? Size yasaklar mı konuluyor? Eski eşiniz tarafından rahatsız mı ediliyorsunuz? Cinsel ilişkiye mi zorlanıyorsunuz veya paranız zorla elinizden mi alınıyor? Tüm bunların sorumlusu nişanlınız, eşiniz, eski  Devamı

Çocuğum Benden Ayrılmak İstemiyor

Bebekler ona temel bakım veren kişi (bu genelde annedir) ile doğduğu ilk andan itibaren bir bağ geliştirir. Bebekler ilk aylarında annelerine olan bağlılığını gülümseyerek, ihtiyaçlarını ağlayarak belirterek, ona doğru kollarını uzatarak ve  Devamı

Korku, Kaygı ve Çocuk

Birçok çocuk korku ve endişeyi normal gelişimlerinin bir parçası olarak yaşarlar. Benzer çağlarda benzer korkular gösterirler. Devamı

İlişkide Sağlıklı Adımlar

Etrafındakileri kendinden uzaklaştırmak konusunda eşsiz becerilerin olduğunu düşünüyor olabilirsin. Somurtarak, karşındakini dinlemeyerek, göz kontağı kurmayarak, umursamıyormuş gibi görünerek, sana heyecanla anlatılan bir şey karşısında sosyal medya hesaplarına gömülerek, sadece senin konuşmak istediklerini gündemde tutarak, onun fikirlerini değersizleştirerek ve görmezden gelerek bunu rahatlıkla yapabilirsin… Devamı

EMDR Terapi

Hayat, yakalayamayacağımız kadar hızlı geçen, içinde bulunduğumuz şu an dışında, anılardan ibarettir. (Tennesse Williams). EMDR (eye movement desensitization and reprocessing / göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden yapılandırma ) tekniği, 1987’de alternatif bir terapi biçim olarak kullanılmaya başlanmış ve klinik çevrelerde büyük ilgi görmüştür.

EMDR tekniği ikili uyarımlar yoluyla bireylerin zihinlerine hapsolmuş ve şu anki yaşantılarını etkileyen rahatsız edici anıları ortaya çıkararak, bu anılara dair duyarsızlaşmanın sağlanmasını amaçlamaktadır. Duyarsızlaştırma süreci, trafik kazası, taciz, deprem vs. gibi travmatik olaylar için olabildiği kadar, kendimizi değersiz, çirkin, yetersiz, kusurlu, aptal hissetmemizi sağlayan çocukluk anıları da olabilmektedir. Yapılan araştırmalar insanların geçmişlerine dair akıllarında kalan olayların çoğunun, olumsuz içerikli olduğunu göstermektedir. Bir kaza geçirmek kadar ilkokul öğretmenimizden duyduğumuz bir söz de yaşantımızı travmatik biçimde değiştirebilir. Her bireyin bu rahatsız edici anıları deneyimleyişi ve baş etme gücü farklıdır.

Duyarsızlaştırma aşamasını, bireyin olumsuz yaşantılar sonucu bozulmuş kendilik algısının yeniden yapılandırılması aşaması izlemektedir. Değerli olma, sevilebilir olma, güvende olma, hayatının kontrolünü elinde bulundurma, kararlarına güvenebilme, başarılı olmaya dair bir çok inanç yeniden yapılandırılır. Bu süreci yeni ve daha işlevsel davranış biçimlerinin ortaya çıkmasının cesaretlendirilmesi izler.

EMDR psikodinamikbilişsel, davranışçı, danışan merkezli yaklaşımlar gibi farklı yaklaşımların öğelerini bir araya getiren bir tekniktir ( Shapiro, 2001). Ülkemizde 1999 depreminden sonra travmatize olmuş çocukların ve yetişkinlerin ruh sağlıklarını düzeltmek ve korumak amacıyla kullanılmıştır. Zaman açısından diğer psikoterapi seanslarına göre avantajlı olmakla birlikte, bireylerin sahip olduğu rahatsız edici anıların çokluğuna göre terapi süresi uzayabilmektedir. Travma sonrası stres bozukluğu, panik- atak, fobiler, özgüven eksikliği, performans geliştirme gibi konular için uygunluğu ispatlanmıştır.

EMDR uygulamacısının, EMDR Insititute tarafından açılan iki düzey sertifikalandırılmış eğitimi tamamlamış ve süpervizyon çalışmalarına katılmış olması gerekmektedir. EMDR egitimcisi David Grand’in Türkeçe’ ye çevrilmis kitabı “Işık Hızında İyileşme-EMDR” kitabından faydalanabilir ve bu çalışma için psikoloğumuz Hande Aydın’dan randevu alabilirsiniz.

Özgül Öğrenme Güçlüğü

Geçtiğimiz günlerde bir anne oğlunu getirdi çalıştığım kliniğe,9 yaşında dünyalar sevimlisi bir erkek çocuğu. Ufaklıktan biraz beklemesi istendi, anneden dinlemek için öyküyü. Benimle göz göze gelmeden başını salladı ‘olur’ anlamında. Anne başladı anlatmaya, erken dünyaya gelmiş, gelişim süreçlerini olağan seyrinde tamamlamış. Devamı

Ruhsal Travmalar

Amerikan Psikiyatri Birliği travmayı normal insan deneyiminin dışında olan ve hayati tehdit edici boyuttaki olaylar olarak tanımlamıştır (DSM-IV,1994). Devamı

Çocuklarda Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)

Çocuğun durmaksızın ve genellikle uzun süreler bazı hareket ya da düşünceleri yinelemesi halinde obsesif kompulsif (saplantı zorlantı) bozukluktan (OKB) söz edilebilir. Devamı

Özel Eğitim Nedir?

Özel eğitim; bir bireyin gelişiminde uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmeler sonucu yaşıtlarından belirgin …

Gerilim Tipi Baş Ağrısı

Baş ağrısı insanlık tarihi boyunca en başta gelen sağlık sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. …

İş Stresi ve Baş Etme Yolları

Stres kişinin baş etme yollarını zorlayan dış etkenlere verdiği tepki olarak tanımlanabilir. Belli bir düzeyde olduğunda …