Konuşma ve Dil Bozuklukları

Dil ve konuşma bozukluğunda sorun alanına göre farklı içerikler yer bulunmaktadır: Sözel anlatım bozukluğu, konuşma ve ses bozukluğu, kekeleme ve sosyal iletişim bozukluğu gibi alt başlıklar temel zorluk alanları arasında yer almaktadır.

Sözel Anlatım Bozukluğu:

Kullanılan sözcük sayısının çok sınırlı olması, dilbilgisi ile uyumlu şekilde ifade etme güçlüğü (gelecek zaman yerine geçmiş zaman kipi kullanma gibi), sözcükleri anımsamakta zorluk, yaşla uyumlu olarak beklenen uzunlukta ve karmaşıklıkta cümle kuramama gibi belirtiler gözlenir. Bazı durumlarda ise çeşitli sözcük, cümle ya da özgül terimleri anlama güçlüğü eşlik edebilir. Bu durum, temel iletişim becerilerini aksatırken; okul başarısını ve gelecekte mesleki yaşantıyı olumsuz yönde etkilemektedir.

Konuşma ve Ses Bozukluğu:

Gelişimsel olarak yaşla uyumlu şekilde çıkartması gereken konuşma seslerini çıkartamama, yanlış sesler çıkartma, bir sesin yerine başka bir ses söyleme ("k" sesi kullanacaksa "t” sesinin kullanması gibi) veya sonraki sessiz harfin söylenmesi gibi atlamalar yapma ve artikülasyon sorunlarını içeren durumdur. Gündelik iletişimi sürdürme, akademik ve sosyal alanda çeşitli zorlukları beraberinde getirir.

Kekeleme:

Konuşmanın olağan akıcılığı ve zamanlama örüntüsünde sorun yaşanır. Ses ve hece yinelemeleri, sesleri uzatma, ünlemlemeler, sözcüklerin parçalanması (bir sözcük içinde ara vermeler), duyulabilir ya da sessiz bloklar (konuşma sırasında doldurulan ya da doldurulamayan ara vermeler), dolambaçlı yoldan konuşma (söylenmesi zor sözcüklerden kaçınmak için bu sözcüklerin yerine başka sözcükleri kullanma), sözcükleri aşırı bir fiziksel gerginlikle söyleme, tek heceli sözcük yinelemeleri şeklinde görülür. Okul başarı ile birlikte sosyal ilişkiler ve mesleki alan olumsuz yönde etkilenir. Anne baba ve öğretmenlerin bu gibi durumlarda, çocuğa konuşması için fırsat vermesi, konuşurken bölmemesi ya da onun yerine kelimeyi söylememesi, gerekli durumlarda mutlaka konuşma ve dil alanında uzmanlaşmış bir profesyonelden destek alması önerilmektedir.

Sosyal İletişim Bozukluğu:

Sosyal ilişki içinde temel iletişimi sağlama konusunda (selamlaşma, bilgi paylaşımı gibi) zorluk çekmeyi ifade eder. Gerektiği durumda konuşma içeriği değiştirmekte, dinleyicinin ihtiyacına göre kendini uyarlamakta güçlük çeker. Konuşma içerisinde gerekli kuralları izlemekte, yanlış anlaşılmaları düzeltmekte, konuşma içinde örtük olarak sunulan içeriği (ima) anlamakta zorluk yaşanır. Sosyal ilişki, akademik başarı ve gündelik hayatı olumsuz yönde etkilemektedir.

Çocuklarda Dil Gelişimi ve Konuşma Bozukluğunun Belirtileri

Çocuklarda konuşma bozukluğunun erken evrede tespit edilmesi müdahale ve sonrasındaki kazanımlar açısından oldukça önemlidir. Erken evrede çocukların "normal" gelişim içerisinde dil ve konuşma ile ilgili sergilemesi gereken çeşitli davranışlar vardır. Doğumdan sonraki erken evrede bebeğin gülümsemesi, etrafındaki sosyal uyaranlara sınırlı da olsa tepki vermesi beklenir. İlk 6 aylık periyotta bebekler "babıldama" adı verilen sesler (sesli ve sessiz harflerden oluşan kısa heceler: "ba" "da" de" "ma" gibi) çıkarır. Altı aydan sonra anadildeki konuşma tonlamasına yakın şekilde arka arkaya hece sesleri çıkarır. 1 yaş civarı tek tek sözcükleri kullanmaya başlar, hemen ardından iki sözcüğün bir araya geldiği ancak gramatik olarak uyumlu olmayan küçük cümleler kurulur ("anne-mama" gibi). 2 yaşla birlikte gramer yapıya uygun cümleler görülür ("anne mama ver" gibi).

18 ay civarı en az 20 sözcük (anne-baba; al-ver ; mama, bebek; bay-bay; sıcak gibi) olmak üzere; 2 yaşla birlikte kelime haznesinin en az 100-150 sözcük civarında olması beklenmektedir.

Bahsedilen normal gelişim evrelerinden birinde aksaklık ya da gecikme olduğunda dil gelişimi etkilenmektedir. Bebekte, 6 aylık olmasına rağmen hiç babıldama görülmüyorsa, isteklerini "yalnızca" işaret ederek gösteriyorsa, 2 yaş civarında olmasına rağmen çevredeki insanların söylediklerini anlayamıyorsa ya da konuştuğunda anlaşılmayan sesler çıkarıyorsa, yaşla uyumlu şekilde beklenen kelime haznesi yeterli değilse, 3 yaş civarında olmasına rağmen konuşmakta güçlük yaşıyorsa olası bir dil ve konuşma bozukluğundan şüphe edilebilir. Daha kapsamlı bir değerlendirme için mutlaka dil ve konuşma bozukluğu alanında uzmanlaşmış bir profesyonelden destek alınması ve gerekli durumlarda ruh sağlığı uzmanına görünmesi (psikiyatrist) gerekmektedir.

Anne babalar, konuşma ve dil gelişimini desteklemek amacıyla çocukların tepkilerine karşılık vererek (sosyal ve sesli şekilde), çocuklarıyla bol bol konuşarak, kitap okuyarak, diğer çocuklarla (akranlarıyla) sosyalleşmesi yönünde teşvik ederek fayda sağlayabilir.

Geç Konuşma Nedir? Otizm ile İlişkisi Nedir?

Geç konuşma; dil ve konuşma alanında çocuktan beklenen becerilerin uygun yaş aralığında gelişmemesi sonucu ortaya çıkan durumdur. 18-30 ay aralığındaki küçük çocuklarda gözlenir. Çocuk, motor becerileri, sosyal beceriler açısından yaş dönemine uygun becerilere sahiptir, konuşulanları anlamasına rağmen (alıcı dil) kelime dağarcığı ve konuşma becerisi (ifade edici dil)  yaşıyla uyumlu değildir. Ailede geç konuşan bir ebeveynin varlığı da belirleyici faktörlerden biridir, erkek çocuklarda gözlenme oranı daha fazladır. Erken doğum ve normal ağırlığın altında doğumlarda da gözlenebilmektedir.

Geç konuşmayı otizmden ayıran önemli noktalar bulunmaktadır. Otizmde de dil ve konuşma becerisinin geç kazanımı ya da hiç kazanılmadığı olgular söz konusudur. Otizmde, çocuk sosyal mesajları algılama ve buna uygun şekilde karşılık vermekte zorlanır. Konuşmak yerine "işaret etmek" ya da istediği şeye ulaşmak için "ebeveynin elinden tutup götürmek" sıkça gözlenir. Geç konuşmadan en önemli farkı, geç konuşan çocukların, o sırada konuşamasa bile dili anlaması ve sosyal mesajlara karşılık verebilmesidir. Her iki durumda da çocuk ruh sağlığı alanında profesyonel birinden (psikiyatrist/psikolog) destek alınması ve yönlendirme sonucu vakit kaybetmeden müdahale alanının oluşturulması gerekmektedir.

Dil ve Konuşma Bozukluğunun Nedenleri

Dil ve konuşma bozukluğunda temel neden bilinmemekle birlikte zemin hazırlayan etkenler şu şekildedir:

Konuşma bozukluğunda en başta yer alan sebep işitme ile ilgili yaşanan sorunlardır. İşitme kaybının yanı sıra nörolojik sorunlar (beyin hasarı, zeka geriliği gibi), dudak ve dil yapısı ile ilgili sorunların da (dil bağının olması, yarık dudak ya da yarık damak gibi) eşlik ettiği bilinmektedir.

Dil ile ilgili alanlarda ise düşük doğum ağırlığı, erken doğum, anne karnında yetersiz beslenme, toksik maddelere maruz kalma, fetal alkol sendromundan bahsedilmektedir. Dil ile ilgili yaşanan sorunlarda genetik etkenlerin varlığı da (ailede geç konuşma, dille ilgili sorun vb.) bilinen bir başka sebeptir.

Dil ve Konuşma Bozukluğunda Çocuk ve Ergenlere Yönelik Müdahaleler

Dil ve konuşma bozukluğunda; yaşanan sorun alanı, çocuğun yaşı doğrultusunda uygulanacak müdahale ve terapi tekniği de farklılaşmaktadır. Kapsamlı bir değerlendirme ardından sorun alanı belirlenir ve uygun tedavi protokolü yürütülür. Genellikle başvurular, hastanelerin kulak burun boğaz bölümünden yapılır; daha kapsamlı bir değerlendirme için odyoloji bilim dalına yönlendirir. Destek alınacak birimdeki uzmanın "odyoloji ve konuşma bozuklukları" alanında eğitim almış olması tedavinin etkililiği açısından oldukça önemlidir. Tedavi protokolünde, çocuğun ihtiyacına göre uygun tedavi planı hazırlanmaktadır. Örneğin; alıcı dil becerisi (söyleneni anlama) olmasına rağmen ifade edici dil becerisi (konuşma) sınırlı olan ya da olmayan çocuklar, dil ve konuşma terapisinden büyük ölçüde yarar sağlamaktadır.

Sınav Kaygısı Nedir?

Sınav kaygısı öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili biçimde kullanılmasını engelleyen ve başarının düşmesine …

Küçük bilim insanlarına kulak verin Gerçek bilgi onlarda

Küçük Bilim İnsanlarına Kulak Verin: Gerçek Bilgi Onlarda

Hayatımız keşif üzerine kuruludur, doğduğumuz andan itibaren başlar bu keşif, önce kendi bedenimizi sonra etrafımızdaki …

Pandemi Sürecinin En Olağan Hali Tetikte Olma ve Online Psikoterapiye Yansıması

Pandemi Sürecinin En Olağan Hali “Tetikte Olma” ve Online Psikoterapiye Yansıması

Hayat normal akışında seyrederken, bir anda her şey değişti ve hepimiz kendimizi belirsizlikle, her gün verdiği zararları …