Kişilik Bozuklukları

Kişilik bozukluğu, bireyin düşünce sistemini, duygularını, ilişki kurma şeklini, davranışlarını ve olaylara ilişkin algısını etkileyen bir tür ruh sağlığı sorunudur.

Biliş (kendini, çevreyi ve olayları yorumlama ve algılama şekli); Duygulanım (olay ve durumla uyumlu şekilde duygulanabilme); Kişilerarası işlevsellik ve Dürtü Kontrolü (davranışları kontrol edebilmek) ile ilgili alanlarda ortaya çıkan sorunları ifade eder. Gözlenen bu davranış örüntüsü, esnek değildir ve duruma göre değişkenlik göstermez. Bireyin yaşam alanında işlevsizliğe neden olur. Başlangıç yaşı genellikle ergenlik ya da yetişkin dönemin başlangıcıdır.

18 yaşın altındaki ergenlerde kişilik bozukluğuna ilişkin bir tanı alabilmek için ilgili belirtilerin en az bir yıldır devam ediyor olması gerekmektedir. Kişilik gelişiminin devam ettiği ve kimlik kazanımının oluştuğu bu dönemde, ilgili davranışın ruhsal bir soruna işaret edip etmediğini netleştirebilmek adına belirtilerin süresi oldukça önemlidir. Tanılamada bu durumun tek istisnası olarak görülen antisosyal kişilik bozukluğu için 18 yaş sınırı aranmamaktadır.

Diğer tüm ruhsal sorunlarda olduğu gibi bireyin belirtilerine uygun tanıyı yalnızca ruh sağlığı uzmanı hekim (psikiyatrist) koymaktadır. Kişilerin, kendinde ya da çevrelerinde gözlemledikleri belirtileri adlandırmadan ya da kendilerine tanı koymadan ruh sağlığı uzmanı hekimden (psikiyatrist/psikolog) destek almaları oldukça önemlidir.

Gözlenen belirtiler herhangi bir ruhsal sorun ya da madde kullanımı gibi etkenlerden bağımsız olarak ortaya çıkar ve uzun sürelidir. Kişilik bozukluğu, belirtileri ve birey üzerindeki etkileri göz önünde bulundurarak üç kümeye ayrılmaktadır: a) Tuhaf, eksantrik küme; b) Dramatik, değişken küme ve c) Kaygılı korkulu küme.

A) Tuhaf/Eksantrik Küme

Bu küme, tuhaf, eksantrik düşünce ve davranışların gözlenmesi sebebiyle bu adı almaktadır. Bu küme içerisinde yer alan türler: Şizoid Kişilik Bozukluğu, Paranoid Kişilik Bozukluğu, Şizotipal Kişilik Bozukluğu olarak adlandırılır.

Paranoid Kişilik Bozukluğu:

Yeterli bir kanıt olmamasına rağmen insanlardan şüphe duyma, zarar göreceğine yada aldatılacağına dair endişeler, etrafa güvensizlik, kendi hakkındaki bilgiyi ona karşı kullanacaklarına dair şüphe, bu şüphe ve korku dolayısıyla insanlara güvenme konusunda isteksizlik, ipuçlarını zarar göreceği yönünde yorumlama, öfke ya da düşmancıl tarzda tepkiler, kin duyma, eşin/partnerin onu aldattığına dair şüphe duyma ve sadakatinden emin olamama gibi belirtiler gözlenmektedir. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte popülasyondaki gözlenme sıklığı %2-3 civarıdır.

Şizoid Kişilik Bozukluğu:

Sosyal ilişkilerden kopuk olma, kişilerarası ilişkilerde sınırlı şekilde duygu ifadesi, yakın ilişkilerden keyif almama, izole olma, tek başına yapılacak aktiviteleri tercih etme, birine karşı cinsel arzu ve istek duymama, pek az sosyal aktivitede yer alma, yakın arkadaş eksikliği, insanların övgü ve eleştirilerine karşı umarsız olma, duygusal olarak soğukluk, kopukluk ve künt ifade gözlenen belirtiler arasındadır. Toplumda %4 oranında görüldüğü bilinmektedir. İlgili belirtiler, erken yetişkinlik döneminden itibaren gözlenir.

Şizotipal Kişilik Bozukluğu:

Sosyal ve kişilerarası ilişkilerde akut şekilde ortaya çıkan ve yakın ilişki kurma konusunda azalan becerileri ifade eden bir bozukluktur. Aynı zamanda bilişsel ve algısal bozulmalar, tuhaf tarzda davranışlarla karakterizedir. Tuhaf inanç ve büyüsel düşünceler (batıl inanç ve kehanet gibi toplumsal inançlardan farklı olarak) eşlik eder (örneğin, telepati ya da altıncı hissi olduğunu düşünmek gibi). Tuhaf tarzda düşünce ve konuşma tarzı vardır (kalıp tarzda, belirsiz, metaforik, aşırı detaylı gibi). Şüpheci ve Paranoid tarzda düşünceler gözlenir. Mevcut durumla ilgisiz ya da uyumsuz tarzda duygulanım, yakın veya birincil düzeyde yakın arkadaş eksikliği, sosyal ortamlarda aşırı derecede kaygı ve korku duyma (Paranoid tarzda düşünceler eşlik edebilir). Erken yetişkinlik döneminde başladığı ve toplumda %1-2 oranın görüldüğü bilinmektedir.

B) Dramatik/Değişken Küme

Bu kümede yer alan bozukluklar, duygusal olarak dramatik bir içerik taşıdığından ve yordanamayan düşünce şekli ya da davranışları içerdiğinde bu adla adlandırılır. Bu kümede; Antisosyal Kişilik Bozukluğu, Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu, Histriyonik Kişilik Bozukluğu, Narsisist Kişilik Bozukluğu yer almaktadır.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu:

Başkalarının hakların ihlal etme, sosyal normlara ve kanunlara uyum sağlayamama, çoğunlukla adli süreçle sonlanacak şekilde suça bulaşma, suça eğilimli olma, kendi çıkarlarını göz önünde bulundurarak yalan söyleme, kandırma, dürtüsel davranışlar, öfke ve agresyon (çoğunlukla fiziksel olarak kavgaya karışma), başkalarının güvenliğini umursamama, belirli bir işi istikrarlı olarak sürdürememe, çalma, yaptığı olumsuz bir davranışlar ardından pişmanlık duymama en sık gözlenen belirtiler arasında yer alır. Erkeklerde daha sık olmak üzere görülme sıklığı %1-3 civarıdır. Genellikle 15 yaşından itibaren belirtiler gözlenmeye başlar ancak tanı alma yaşı en az 18’dir.

Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu:

Kişilerarası ilişkilerde ve kendilik algısında tutarsız şekilde duygulanım ve davranışlar gözlenir. Ayrışma bireyselleşme sorunları, duygulanımı denetleme sorunları ile ilgili belirtiler ve yoğun kişisel bağlılıklar temelde görülebilir. Terk edilmeye karşı aşırı korku duyma, ya hep-ya hiç yasasıyla davranma, kimlik karmaşası, kendine zarar verici davranışlar, sürekli boşluk hissi, öfke patlamaları gibi belirtiler gözlenir. Kadınlarla daha sık olmak üzere toplumda görülme sıklığının %6-10 arasında olduğu bildirilmekle birlikte klinik örneklemde bu oranın %10’lara ulaştığı bilinmektedir.

Histriyonik Kişilik Bozukluğu:

Dramatik, duygusal, etkileyici davranış kalıplarının olduğu bozukluktur. İlgi odağı olma beklentisi, baştan çıkarıcı davranma, fiziki görünümüne aşırı dikkat ve insanları kullanma, hızlı değişen duygulanım, gösteriş, başkalarından kolay etkilenme ön plandadır. %1-2 oranında görülür. Kadınlarda daha yaygındır. Baştan çıkarıcı özelliğe karşın cinsellikten korkma temel bulgudur.

Narsisist Kişilik Bozukluğu:

Kendini beğenme ve öz saygı ile aşırı ilgilenmenin olduğu bozukluktur (başarıları aşırı derecede abartma vb.). Zihni sürekli sınırsız güç, başarı, güzellik ya da ideal aşkı düşünmekle meşguldür. Üstünlük duygusu, beğenilme gereksinimi, kendini karşısındakinin yerine koyamama, küstahlık, insanları sömürme, başlarının onu kıskandığına dair inanç, kibir temel belirtileridir. Toplumda görülme sıklığı %1-6 civarıdır.

C) Kaygılı/Korkulu Küme

Bu kümede yer alan içerikler kaygılı ve korkulu tarzda düşünce ve davranışları içerir. Çekingen/Kaçıngan Kişilik Bozukluğu, Bağımlı Kişilik Bozukluğu, Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu olarak üç alt tipi bulunmaktadır.

Çekingen/Kaçıngan Kişilik Bozukluğu:

Yetersizlik hissi, sosyal olarak içe çekilme, olumsuz değerlendirmeye karşı aşırır hassasiyet gözlenir. Eleştiri alma, reddedilme ya da onaylanmama kaygısı nedeniyle kişilerarası ilişki ve aktivitelerden kaçınma, kesin olarak sevildiğini hissetmediği takdirde insanlarla etkileşime girme konusunda isteksizlik, utanılma ya da alay edilme korkusuyla yakın ilişkilerde mesafeli olma, sosyal ortamlarda rencide edileceğine dair inanç, utandırılacağı düşüncesiyle kişisel olarak risk alma konusunda isteksizlik belirtiler arasındadır. Toplumda %2 civarında oranında görülür.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu:

Bağımlı, boyun eğici, yapışkan tarzda davranış, ayrılma kaygısı, gündelik kararlarla ilgili sürekli olarak tavsiye alma ve yönlendirilme ihtiyacı, önemli konularda sorumluluk almak için başkalarına ihtiyaç duyma, başkalarıyla anlaşmazlığa düşse de ifade etmekte zorlanma, kendi başına bir işi başlatma konusunda zorluk, temel ihtiyaçlar konusunda başkasının bakımına ihtiyaç duyma, yalnız kaldığında rahatsız ve çaresiz hissetme, yakın ilişkilerde ısrarla birine ihtiyaç duyma, terk edilmeye dair aşırı derecede korku en sık gözlenen belirtiler arasındadır. Görülme sıklığı %1 civarıdır.

Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu:

Mükemmeliyetçilik ve esnek olamama, ayrıntılar üzerinde aşırı uğraşma, işin bitirilmesini zorlaştıran bir mükemmeliyetçilik, kendini işine aşırı düzeyde adama, başkalarına bir iş verme konusunda isteksizlik (onun kadar iyi yapamayacaklarını düşünme), eskimiş veya değersiz şeyleri saklama, cimrilik, katılık ve inatçılık hakimdir. Görülme sıklığı erkeklerde daha sık olmak üzere %2-7 civarıdır.

Kişilik Bozukluğunda Risk Faktörleri

Nedenli tam olarak bilinmemekle birlikte kişilik bozukluğunda genetik, fizyolojik ve çevresel faktörlerden bahsedilmektedir. Erken çocukluk döneminde gözlenen yoğun ihmal ve/veya istismara (fiziksel, duygusal, cinsel) maruz kalmak, aile içinde psikopatolojinin gözlenmesi, çatışmalı ve karmaşık aile yapısı, tutarsız ebeveyn tutumu gibi etmenler kişilik bozukluğunda belli başlı risk faktörleri arasında yer almaktadır.

Ergenlik Döneminde Kişilik Bozukluklarına Müdahale ve Tedavi Yaklaşımları

Kişilik bozukluklarına müdahalede kullanılan terapi yaklaşımlarının temelinde belirtilere eşlik eden duygu, düşünce biçimi ve davranışlar hakkında bireyin içgörü kazanması yatmaktadır. Psikoterapi aracılığıyla bireyler mevcut sorunların üstesinden gelme ve işlevselliklerini arttırma konusunda destek alırlar. Bu sayede baş etme becerilerini güçlendirmektedir.

Yaşanan sorunlarla ilgili aile üyelerinin ve bireyin bilgilenmesini sağlamak baş etme becerilerini güçlendirmek adına oldukça önemlidir. Psikoterapi sürecinde psikoeğitim olarak adlandırılan bu yöntem, pek çok konuda bireyin ve aile üyelerinin farkındalığını arttırmayı amaçlamaktadır.

Kişilik Bozukluklarına müdahalede en sık kullanılan psikoterapiler arasında psikodinamik/psikanalitik yönelimli terapi, bilişsel davranışçı terapi, şema terapi yer almaktadır.

Kişilik Bozukluklarına müdahalede yürütülen terapi uygulamaları oldukça uzun soluklu bir süreci kapsar. Kişinin duygu, düşünce ve davranış örüntülerinde kalıplaşmış örüntüleri değiştirmek, içgörü kazandırmak oldukça uzun bir yolculuktur.  Bireyin mevcut durumu konusunda rahatsızlık hissetmesi ve değişim noktasında motive olması, terapi sürecinin en önemli yapıtaşıdır.

Kişilik bozukluklarının tedavisinde bilinen bir ilaçlı tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Ancak medikal tedavi, bireyde ortaya çıkan belirtilerin hafifletilmesinde kullanılan önemli bir araçtır. Özellikle kaygı, depresif belirtiler, öfke kontrolü ile ilgili konularda bireylere yardımcı olmaktadır.

Kişilik Bozukluğu ile İlgili Gençlere Öneriler

Psikoterapi ve gerekli durumlarda medikal tedavi konusunda destek almak bu sürecin en önemli parçasıdır. Belirtileri tetikleyecek durum, yaşantı ve içeriklerden (madde, alkol kullanımı gibi) uzak durmaya çalışmak, sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak, sosyal bağlantıları koparmamak, gündelik rutinler oluşturmak oldukça destekleyici olabilir. Bazı durumlarda; günlük ya da kayıt tutmak belirtileri tetikleyen olaylar hakkında farkındalığı arttırmayı sağlar. Bu sayede belirtilerle ilgili ipuçlarını yakalamak ve gerekli tedbirleri almak mümkün olacaktır.

EVDE KEYİFLİ VAKİT GEÇİRMEK İÇİN TAVSİYELER (1)

EVDE KEYİFLİ VAKİT GEÇİRMEK İÇİN TAVSİYELER

Zor zamanlardan geçtiğimiz bu günlerde evde kaliteli vakit geçirmek için bazen kendimizle savaş verebiliyoruz. Bu noktada …

KORONAFOBİ diye bir şey mi var yoksa

KORONAFOBİ Diye Bir Şey mi Var Yoksa!

“Ya virüs bana bulaştıysa” “Ya ben taşılıysam ve birine bulaştırtırdıysam.” “Dışarıya çıkarsam kesin …

Kötü Haber Verme

Kötü haber nedir? Haberi alanı nasıl etkiler? Haberi vereni nasıl etkiler? 1995 Dünya Tabipler Birliği Hasta Hakları …