Ergenlik Dönemi Ruhsal Sorunları

Ergenlik Dönemi, insan yaşamında önemli bir geçiş evresidir. Bu geçiş evresi yalnızca fizyolojik değişimleri değil; duygusal ve psikolojik değişimleri de beraberinde getirir. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler, yetiştirilme tarzı, ebeveyn tutumları, aile öyküsü gibi etkenler ergenlik döneminin nasıl şekilleneceğini gösteren önemli değişkenler arasında yer alır. Ergenlik döneminde, kaygı bozuklukları, depresif bozukluklar, duygu durum bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, davranım bozuklukları, risk alma davranışı (risk içerikli cinsel davranış, ergen gebeliği vb.), madde kötüye kullanımı, yeme bozuklukları en sık gözlenen psikolojik sorunlar arasında yer almaktadır.

Ergenlik Döneminde Ruhsal Sorunlara İlişkin Risk Faktörleri

Ergenlik dönemindeki risk faktörleri; genetik, çevresel ve kültürel etkenlere oldukça duyarlıdır.

Aile öyküsünde bulunan herhangi bir ruhsal rahatsızlığın sonraki kuşaklara aktarıldığı, sonraki kuşaklarda yer alan çocuk ve gençlerin genetik olarak ruhsal rahatsızlıklara daha yatkın olduğu ve bu aktarımın onları görece riske açık hale getirdiği bilinmektedir.

Ergenlikte gözlenen hızlı fizyolojik büyüme, bedensel ve hormonal değişimleri içerir. Hormonlar ve metabolizmadaki bu değişimin yanı sıra ergenlikte gözlenen en önemli olaylardan biri de benlik gelişimidir. Kimlik kazanımı, aidiyet, cinsel yönelim konusunda yaşanan çatışmalar, sağlıklı çözümlenmediği takdirde kimlik krizine dönüşebilmekte ve farklı ruhsal sorunlara yol açabilmektedir.

Yalnızca genetik yatkınlık değil; çevresel etmenler de önemli bir risk faktörü olarak ortaya çıkmaktadır. Stres ya da önceki travmalar; kaygı bozuklukları, depresif belirtiler ya da somatik (bedensel) yakınmalar açısından çocuk ve gençleri hazır hale getirmektedir. Kronik hastalıklar ve/veya aile içi tutumlar (aile içi şiddet, ihmal, istismar gibi) da ruhsal sorunları tetikleyen çevresel risk faktörleri arasında yer almaktadır.

Düşük sosyoekonomik hayat şartlarında yaşamak, riskli ergen gruplarında yer almak ve fakirlik en önemli kültürel/toplumsal risk faktörlerinden biri olarak düşünülebilir.

Ergenlik Dönemindeki Ruhsal Sorunlara İlişkin Belirtiler ve Öneriler

Ergenlik dönemi, beyin gelişiminin hala sürdüğü bir evredir. Beynin karar vermekten, duyguları yönetmekten ve davranışları ketlemekten sorumlu beyin bölgesi olan frontal lob gelişmeye devam eder. Bu da ergenlerin duygusal çıkışlarını, duygu patlamalarını, risk alma davranışlarını ve verdikleri kararlarda göz ardı ettikleri detayları açıklamada kullanılan en önemli ayrıntıdır. Bu sebeple ebeveynler, çocukların gözlemledikleri farklılıkların bir geçiş evresinde, uyum sağlamaya dönük davranışlar olduğunu unutmamalıdır.

Anne babalar karşılarında fiziksel olarak gelişmiş, hatta yetişkin görünümünde birini görse de ergenlik döneminde hormonal ve zihinsel gelişim devam eder. Hormonal farklılıkla birlikte tetiklenen duygusal değişimler de sürecin bir parçasıdır. Bu dönemde genç, bedeni ve nasıl göründüğüyle ilgili aşırı uğraş halindedir, ayna karşısında saatlerini harcayabilir. Dış görünümün yanı sıra kendi benliğine dair de bir arayış içindedir. Bu arayış; kaygı, öfke, depresif duygu durum şeklinde gözlenebilir. Pek çok anne baba, bu geçiş evresinde “çocuğunu tanıyamadığını” ya da “çocuklarının ondan koptuğunu” hissedebilir. Çocukluk döneminde kurduğu ilişkinin aynı yönde süreceğini düşünebilir. Ancak ergenlik dönemi, kimlik kazanımının gerçekleştiği evredir. Bu evrede pek çok genç, anne babadan ayrışır ve sağlıklı bir kimlik oluşumu için farklı ilgi alanlarına kayabilir: örneğin, okulda sevdiği bir öğretmeni örnek alabilir; sevdiği bir aktör/aktristin davranışlarını taklit edebilir; hoşlandığı bir müzik grubuna özenebilir. Bir gruba dahil olma, aidiyet hissi ergenlik döneminde gençlerin en önemli ihtiyacıdır. Yetiştiği ortamdan, anne babadan ayrışmaya çalışır ve onlara benzememe yönünde hareket eder. Bu evrede pek çok ebeveyn kaygı duyar; ancak bu bir geçiş evresidir ve ergenin sağlıklı şekilde benlik gelişimini tamamlayabilmesi için sağlıklı sınırlara ihtiyacı vardır.

Sağlıklı sınırlar; çocukla olan bağı koparmadan, ona bireyselleşebilmesi için gerekli imkanı sağlar. Anne baba ve çocuk arasındaki iletişimi güçlendirir. “Eve geç gelme” demek yerine “Akşam 8’de ev ol” çok daha sağlıklı bir sınırdır. “O kişilerle görüşmeni istemiyorum” demek yerine “Arkadaşlarını biraz daha yakından tanırsam onlar hakkında daha doğru bilgi edinebilirim” ifadesi, genç ve ebeveyn arasındaki çatışmayı azaltır.

Sağlıklı sınırlar oluştururken risk içerikli materyallerden çocuğu uzak tutmak, şiddet eğilimli içeriklere sınır koymak, sağlıklı beslenme ve egzersiz için çocuğu teşvik etmek bir diğer önemli tutumu oluşturmaktadır.

Ergenlik döneminde, ebeveynler arasındaki en büyük zorluklardan biri de hangi davranışın normal, hangisinin sorun davranış olarak algılanması gerektiği üzerinedir. Yineleyici şekilde gözlenen risk alma davranışları (alkol alma, madde kullanımı, riskli cinsel davranış, kendine zarar verme davranışı, intihar girişimi, okul sorunları gibi) anne babaların dikkatini öncelikli olarak çeken sorun alanlarıdır ve yardım alma konusunda çok daha belirgin bir çağrıyı dile getirir. Ancak risk alma davranışları gözlenmese dahi, duygusal olarak ortaya çıkan ciddi değişimler (kaygı, öfke, depresyon gibi) ya da hızlı kilo kaybı (yeme bozukluğu gibi) anne babalar için uyarıcı nitelik taşımalıdır. Bedensel değişimlerin bu kadar hızlı olduğu bir dönemde ergenin kendi bedeniyle ilgili bir şeyleri değiştirme çabası, çoğu zaman ruhsal bir soruna dönüşebilir.

Ani kilo kayıpları, akran grubunun hızlı şekilde değişmesi, alkol/madde kötüye kullanımı, ani duygu değişimleri, şiddet ya da kendine zarar verme davranışıyla beraber gözlenen isyankar tutum destek alma konusunda aileleri hızlı bir şekilde harekete geçirmesi gereken uyarı sinyalleri olarak düşünülebilir. Bu gibi durumlarda bir ruh sağlığı uzmanından destek almak oldukça önemlidir.

Anne babaların kendi duygu durumları (kaygı, stres, depresyon vb.) ile ilgili farkındalığı, çocuklarına olan tutumlarını da olumlu yönde etkilemekte; çatışmayı başlamadan durdurabilmektedir. Her genç, ne yaparsa yapsın anne babasının arkasında olduğunu hissetmek ister. Ebeveynlerin çocuklarına bu duyguyu geçirmeleri, onları yargılamadan ve suçlamadan dinlemeleri kabullenme ihtiyacını karşılayacağından iletişimi iyileştirir.

Öfke anlarında, anne babanın kendisini kontrol etmesi oldukça önemlidir. Bazı durumlarda ise ergenden anne babaya şiddet davranışı görülebilir. Bu gibi anlarda öncelikli olarak ebeveynin kendi güvenliğini sağlaması gerekmektedir. Birinden destek almak ya da ortamdan uzaklaşmak bunlardan biri olabilir. Sonraki aşamalarda, bu öfkeyi tetikleyecek şeyleri fark etmek ve bu konuda çocuğa/ergene empatik yaklaşmak (duygularını anladığını hissettirmek), sorunları ortaya çıkmadan ortadan kaldırmayı sağlayabilir.

Ergenlik Döneminde Gözlenen Sorunların Tedavisi

Ergenlik döneminde gözlenen sorunlara ilişkin aile ve okul ile işbirliği içinde çalışmak oldukça kritiktir. Ruh sağlığı uzmanı, ailenin başvuru sebebine ilişkin alanlarda, kapsamlı bir değerlendirme yaparak bilgi sahibi olur. Bazı durumlarda çeşitli ölçek ve testlerden yararlanır. Bazı durumlarda ise başvuru sebebi, gencin değil ailenin yakınması yönündedir. Değerlendirme ardından gözlenen sorun alanı, sorunun şiddeti, başlangıç süresi ve gencin/ailenin hayatındaki işlevselliğin ne ölçüde bozulduğuna ilişkin uygun bir tedavi planı belirlenir.

Gencin yaşadığı sorunlarla ilgili belirtileri hafifletmek ya da ortadan kaldırabilmek amacıyla medikal tedavi başlanabilir. Her koşul ve durumda, kullanılan ilacın ruh sağlığı uzmanı hekim (psikiyatrist) tarafından reçete edilmesi oldukça önemlidir.

Medikal tedavinin yanı sıra ya da medikal tedavi ile birlikte psikoterapi başlanabilir. Ailenin ve ergenin yaşadığı sorunlarla ilgili baş etme becerilerini desteklemek, işlevselliğini ve uyum becerilerini arttırabilmek, belirtileri ortadan kaldırabilmek amacıyla uygun psikoterapi yöntem ve teknikleri kullanılır. Aile, süreç içindeki tutumları ve nasıl davranması gerektiği ile ilgili bilgilendirilir; anne babalara bu kapsamda psikoeğitim verilir.

Yazar

Uzm. Psk. Ayşenur Güngör

EVDE KEYİFLİ VAKİT GEÇİRMEK İÇİN TAVSİYELER (1)

EVDE KEYİFLİ VAKİT GEÇİRMEK İÇİN TAVSİYELER

Zor zamanlardan geçtiğimiz bu günlerde evde kaliteli vakit geçirmek için bazen kendimizle savaş verebiliyoruz. Bu noktada …

KORONAFOBİ diye bir şey mi var yoksa

KORONAFOBİ Diye Bir Şey mi Var Yoksa!

“Ya virüs bana bulaştıysa” “Ya ben taşılıysam ve birine bulaştırtırdıysam.” “Dışarıya çıkarsam kesin …

Kötü Haber Verme

Kötü haber nedir? Haberi alanı nasıl etkiler? Haberi vereni nasıl etkiler? 1995 Dünya Tabipler Birliği Hasta Hakları …