Yaşamları Ellerinden Alınmış Çocuk Gelinlerimiz

1986 yılından beri çocuğun kötüye kullanımı, ihmal ve istismarını içeren konularla uğraşıyorum. Bir çocuğunun 13-14 yaşlarında kendinden yaşça çok büyük, babası, amcası hatta dedesi yaşında bir kişiyle evlendirilmesi, bu ailelerin izniyle de olsa, çocuğun hem ihmal hem de istismarına girer diye düşünüyorum.


Tabii, bu sadece benim düşüncem değil. Geçen gün gazeteleri gözden geçirirken Avukat Türkay Asma’nın (Çocuk İhmal ve İstismarı Önleme ve Araştırma Derneğinin Dönem Başkanı) müdahil olduğu bir yazıya rastladım. Kendisiyle uzun yıllar birlikte çalıştık ve düşüncelerine çok değer veririm.

Yazı şöyle başlıyor: “Çocuk gelin ilk kez bir davada cinsel istismara teşebbüs suçlamasıyla birlikte anılıyor… Asma henüz bir ‘ihtimal’ de olsa, bu gelişmenin çocuk hakları açısından çok önemli olduğunu vurguluyordu. Habertürk’te yayınlanan bu habere göre, Güneydoğu Anadolu’da 15 yaşında bir kız çocuğu ailesinin zorla evlendirmek istemesine karşı şikayette bulununca, savcı anne babaya ‘cinsel istismara teşebbüs ve zorla hürriyetinden yoksun bırakma ‘ suçlamasıyla dava açmış.

Asma’ya göre de bu cinsel istismara tam teşebbüs olarak değerlendiriliyor, ki ben de kendisine katılıyorum.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, son günlerde kamuoyunda büyük yankı uyandıran küçük yaştaki çocukların evlendirilmesi ve doğum yapmasıyla ilgili konuşmasında; “Daha kendileri çocukken çocuğunun olmasını asla tasvip etmiyoruz. Aile trajedilerinin önüne geçmek için mücadele edeceğiz” dedi.

Bu yazının alt paragraflarında Sayın Bakan’ın gerçekten çok çok önemsediğim sözleri vardı. “Anneler kızlarının eğitimini mutlaka sağlamalı… Evlilik önemli bir olay. Aileyi önemsiyoruz… Ama zamanında doğru yerde ve doğru kişiyle olması lazım…”

Ben konunun ihmal ve istismar boyutuna biraz daha dokunmak istiyorum. Dokunmak istiyorum çünkü istismara, özellikle küçük yaşta cinsel istismara uğramış bir çocuğun neler hissettiğini, yaşamının ellerinden nasıl alındığını görmek adına dokunmak istiyorum.

Hiç, istismar edilmiş küçük bir çocuğun gözlerine baktınız mı?

Eğer bir gün bakarsanız, (umarım böyle bir durumla hiçbir zaman karşılaşmazsınız) o gözlerde sadece ürkeklik, korku, endişe, öfke, çaresizlik, umutsuzluk görmezsiniz. Yitirilmiş bir gençlik ve yetişkinlikte görürsünüz. Ziyan edilmiş, yok edilmiş bir yaşam, varsayılmayan bir birey görürsünüz.

“ÇOCUK GELİNLER CİNSEL İSTİSMARA UĞRAMIŞ KÜÇÜK ÇOCUKLARDIR, ONLARIN GÖZLERİNİN İÇİNDE BU DUYGULARI OKURSUNUZ…”

Çocuk gelinler konusu önemli toplumsal sorunlardan biridir ve artık ülke gündeminde eskisinden daha fazla yer almaktadır. Ancak bu sadece bizim ülkemize özgü bir sorun da değildir. Dünyanın her yerinde çocuk gelinlerle karşılaşmak olası…

‘Uçan Süpürge’ yıllardır bu konuda değişik projelerle uğraş veriyor. Konuya duyarlılık kazandırmaya çalışıyor… Çok da başarılı…

Bazı bireysel hareketler de var bu konuda… Örneğin, kendisi çocuk gelin olan Emine Kardeş kurduğu dernekle ‘Yaşadıklarımı başka kızlar yaşamasın’ diyor, maddi manevi tüm varlığını bu konuya seferber ediyor.

Neden erken evlikler nesiller boyu sürer gider?

Ekonomik zorluklar… Bir yandan kız çocuklarını ekonomik bir yük olarak gören zihniyet, diğer yandan bir çözüm kapısı olarak başlık parası…

Son günlerde gündemden düşmeyen 12 yaşında çocuğun 5 bin lira karşılığı satılması bu konuya çok güzel bir örnektir.

Bunların yanı sıra rol modeller, mahalle baskısı, beşik kertmesi, berdel, aile içi cinsel istismarlar, erken gebelik, namus korkusu, erken evlendirmelerin geleneksel bir değer olarak görülmesi ile kız çocuklarının üzerindeki sosyal baskı da erken evliliklerin nedenleri içinde ele alınabilir.

Erken evlilikler kız çocuklarının yaşamsal birçok haklarını ellerinden almaktadır… Eğitimleri yarım kalır… Biyolojik, ruhsal ve sosyal gelişimleri normal akışında tamamlanamaz… Çok sayıda ve erken yaşta çocuk sahibi olmak yaşamlarının hem fiziksel hem de ruhsal olarak niteliğini düşürür.

Bu sorunlar sadece onların değil toplumun da bir sorunudur ve bedeli de çok ağırdır.

Kendileri büyüyememiş, eğitimleri yarım bırakılmış, bir yerlerde bir köşede kendi yarımlıklarıyla uğraşan çocuk annelerin, geleceğe güvenle, umutla bakan yeni nesiller yetiştirebileceğini düşünebiliyor musunuz?

Kim bilsin duymadığımız kendi karanlık dünyalarında yaşayan, ellerindeki yaşamları alınmış bir çok çocuğumuz var bir yerlerde…

Nesiller boyu devam eden bu acı manzaraya… Bizler de kendi küçük dünyalarımızda çözüm üretelim ve zaman kaybetmeden yaşamları yitirilecek çocuklarımız adına harekete geçelim…

Comments for this post are closed.
Özgüven Eksikliği Nedir Nasıl Oluşur

Özgüven Eksikliği Nedir, Nasıl Oluşur?

Özgüven Hareketleri Önce, Özgüven Hissi Sonra Gelir! Özgüven, kişinin hayatında iletişim kurma ve kendini ifade …

Anne Olmak

Anne Olmak

Anne olmak, insan yaşamında bütün duyguları aynı anda yaşatabilen en özel süreçtir. Birçok kadın bu süreci planlayıp …

Evlilikten mi Kendimizden mi Korkar Olduk

Evlilikten mi Kendimizden mi Korkar Olduk?

Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de son yılda evlenme oranı yüzde on gibi ciddi bir düşüşte. Yıllar önce …