Şizofreni Yazıları I Şizofreni ve Damgalama

Şizofreni Yazıları I: Şizofreni ve Damgalama

Şizofreni Nedir?

Şizofreniyi, en temelde kişinin gerçeklik algısında görülen bozulmalarla seyreden; beyinde dopamin adlı nörotransmitterin artışı ile karakterize kronik bir hastalık olarak tanımlayabiliriz. İleri beyin görüntüleme teknikleri ile incelendiğinde şizofreniye sahip bireylerin frontal korteksin (kısaca ön beyin) aktif rol aldığı işlevlerinde (karar verme, muhakeme, ketleme vb. beceriler) bozulmalar olduğu görülmüştür.

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda farklı türleri ve semptomları ile tanımlanan bir üst başlık olarak da ele alınmış ve her birinin tanı kriterleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu çatıya bağlı tanımlanan bozuklukların olduğunu belirtmekle beraber şizofreni hastalığının belirtilerini iki başlık altında toplayabiliriz; negatif ve pozitif belirtiler. Negatif belirtilerde içe kapanma; bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçlerin azalarak sınırlanması, öz bakımda azalma veya kayıp, amaçsızlık ve isteksizlik görülmektedir. Pozitif belirtilerde gerçekle uyumlu olmayan düşünceler (varsanı/hezeyan) ve bu düşüncelere olan koşulsuz inanç, paranoya, gerçek dışı işitsel, görsel veya koku sanrıları (halisünasyon), dağınık ve/veya bağlamdan kopuk konuşma ve davranış ya da katatoni mevcuttur.

Çoğu belirtiler kişilerarası ilişkileri yoğun biçimde etkilemektedir. Yapılan çalışmalar şizofreni hastalığının ortaya çıkışında genetik yatkınlık ve stres gibi psiko-sosyal faktörlerin birlikte rol aldığını göstermiştir.

Şizofreninin Kısa Tarihi ve Toplumsal Yeri

Şizofreni tarihinin ilk çağlara kadar uzandığı bilinmektedir. Dönem koşulları, inançlar, toplumsal yapılar ve kültürler bu hastalığın geçmişteki konumunu ve anlamını şekillendirmiştir. Çoğu dönemde kötü ruhların ve lanetlerin etkisi, cadılık, tanrıların cezası, büyü vb. doğaüstü kavramlarla olumsuz nitelikte açıklandığı görülmektedir. Özellikle Ortaçağ Avrupası’nda bu kişiler yoğun işkencelere maruz kalmış, öldürülmüş, toplumdan tecrit edilerek cezalandırılmışlardır.

Bazı toplumlarda ise doğaüstü atıflar şizofreni hastalarının özel yetenekleri olan, seçilmiş insanlar olarak görülmesiyle yansımaktadır. Fakat tarihsel süreçte şizofreni hastalarının genelde çoğunluk tarafından “öteki” olarak görüldüğü söylenebilir. 15. yüzyıla kadar cüzzamlıların tecrit edildiği miskinhanelere daha sonra şizofreni hastaları kapatılmıştır. 20. yüzyılın başlarında ilk defa Emil Kraepelin bu hastalığı günümüz tanı kriterleri ve sınırlarına ışık tutan bir çerçevede tanımlamış; böylece diğer hastalıklardan ayırmıştır. Aynı yüzyılın ortalarında ise antipsikotik ilaçlar klorpromazin adlı ilaç ile piyasada yer almaya başlamıştır. O zamana kadar yatılı tedavi gören hastalar ayakta tedavi yolu ile sürecin çoğunu yakınlarıyla geçirmeye başlamışlardır.

Günümüz bilim anlayışı ve teknolojik değişimlerin etkisi ile şizofreninin nöro-kimyasal süreçleri ve çeşitli psikoloji kuramlarıyla psiko-sosyal yönü büyük oranda açıklanmıştır. Fakat sorulmalıdır ki tüm bu “ilerleme” bu hastalığa sahip kişilerin öteki olmadığı anlamına gelir mi? Tarihsel konumları ve geçmiş anlamlandırmalar post-modern dünyada farklı bir formda devam ediyor olabilir mi?

Damgalama

Bireysel ve toplumsal inançlar, bilgiler ve öğrenmeler belirli davranışsal kalıplarla kendini gösterir. Bu kalıpların belirli gruplara yansıtılması ayrımcı, dışlayıcı, değersizleştirici bir formda olduğunda damgalama süreci söz konusudur. Dezavantajlı sayılan özelliklere sahip bireylerin oluşturduğu çeşitli gruplar damgalamaya maruz kalmaktadır. Günümüzde ve tarih boyunca hastalıklar, maddi koşullar, doğuştan gelen ve sonradan kazanılan özellikler, toplumsal kimlik ve roller gibi birçok alanda ayrımcılığı görmek mümkündür.

Damgalamaya maruz kalan gruplardan biri de şizofreniye sahip bireylerdir. Bu süreçte yazılı ve sözlü medyada çıkan haberlerde kullanılan dil ve yorumlar kadar, sosyal medyada da bilimsel olmayan bilgilerin yargılar ve kişisel yorumlar içererek yayılması önemli rol oynamaktadır. Bu yargılayıcı ve ayrımcı üslup, şizofreni hastalığına sahip bireylere maddi ve manevi zararlar vermektedir. Yapılan araştırmalar çoğu ülkede hastaların iş bulma, sosyal çevre edinme, saygınlık görme, kariyer, eğitim, benlik saygısı gibi çeşitli alanlarda zorluk yaşadığını göstermektedir. Özellikle bu kişilerin tehlikeli olduğu algısı, en yaygın görüşlerden biridir. Oysa bilinmektedir ki, tedavi sürecinin gerekliliklerini yerine getiren bir hastanın bir başkasına zarar verme ihtimali, bu hastalığa sahip olmayan birinin bir başkasına zarar verme ihtimalinden fazla değildir.

Yapılan araştırmalar sosyal destek sınırlılığı ve ayrımcılığa uğramanın şizofreni hastalarının alevlenme dönemleri ve hastalığın seyri ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Üstelik bu hastalar ve yakınları “içselleştirilmiş damgalama” yaşayarak kendi kendilerine yönelik ayrımcı bir yaklaşımda bulunmaktadır. Damgalama davranışı ve bilişsel süreçleri ile ilgili çalışmaların koruyucu ve önleyici nitelikte kamuoyunu bilgilendirme sürecinde rol alması; toplumsal algının hasta yakınlarından başlayarak yeniden düzenlenmesi gerekir. Bu noktada ailelerin destek ve psikoeğitim süreçleri önemli rol oynamaktadır. Sizler de kullandığınız dili, tutum ve davranışlarınızın niteliğini gözden geçirmeye hastalığa, hastalığın kişiye özel seyrine, ağırlık düzeylerine ve tedavi sürecine yönelik bilimsel bilgiler edinmekle başlayabilirsiniz.

Belirsiz olan kaygı yaratır; kaçınma ve ötekileştirmenin/damgalamanın önemli bir amacı da zarar görmemektedir. O halde bilgiyle ve gerçekle temas edelim ki belirsizliği azaltalım ve şizofreni hastalarını bir tehdit olarak algılamaktansa damgalamayı önlemeye önce kendi tutumlarımızdan başlayalım.

 

Yazar:   Psk. Efsane AKINCI

Comments for this post are closed.
Şizofreni Yazıları I Şizofreni ve Damgalama

Şizofreni Yazıları I: Şizofreni ve Damgalama

Şizofreni Nedir? Şizofreniyi, en temelde kişinin gerçeklik algısında görülen bozulmalarla seyreden; beyinde dopamin …

Online Terapi Nedir? Online Terapi Öncesi Bilinmesi Gerekenler

Online Terapi Nedir? Online Terapi Öncesi Bilinmesi Gerekenler

1980’lerden itibaren teknoloji ve internet kullanımının tüm dünyada yaygınlaşması bazı hayat pratiklerinin de …

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI NEDİR? ÇOCUKLARI KORUYABİLMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

Çocuk Cinsel İstismarı Nedir? Çocukları Koruyabilmek İçin Neler Yapabiliriz?

Çocukları derinden sarsan, kısa ve uzun vadedeki etkilerinin çok önemli sayıldığı, saptanması diğer istismar türlerine …