Psikiyatride İlaç Kullanımları

Psikiyatride İlaç Kullanımları

Toplumumuzda genellikle tıbbi ilaçlara karşı olan aşırı bir eğilimin var olduğunu söyleyebiliriz. Çoğu zaman, bir doktor tarafından reçete edilmese bile, vücutta oluşan semptomlardan yola çıkılarak ilaç kullanılması yaygındır. Ufak bir öksürük, ateşlenme veya baş ağrısı gibi durumlarda çekinmeden ilaca başvururuz. Fakat konu psikiyatrik ilaç tedavisine geldiğinde bireylerin huzursuzluk duyarak olumsuz tepkiler verebildiğini görürüz.

Ailelerin ruh sağlığında ilaç tedavisine karşı olan negatif tutumları, en yaygın olarak görülen yanlış inanışlardan doğmaktadır. Özellikle çocuklarının ilaç kullanmasına kesinlikle karşı çıkan aileler genellikle diğer tedavi yöntemlerine başvurmayı denerler. Hem çocuklarda hem de yetişkinlerde ruhsal sorunların nedenleriyle ilgili yapılan araştırmalarda beyin biyokimyasının rolü artık tartışılmamaktadır.

İlaçlar sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan mekanizmalarla etkileşime girerek var olan sorunların çözümü hakkında katkı sağlarlar. Bilinenin aksine, tedavide kullanılan ilaçlar kişilerin yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirme konusunda zorlanmalarına veya hayattan kopmalarına neden olmaz. “Benzodiazepin” grubu olarak anılan ilaç grubu haricindeki hiçbir psikiyatrik ilaç fizyolojik bağımlılık yapmaz, veya her ilaç türü her bireye aşırı miktarda yan etki yapacak diye bir durum yoktur. Psikiyatristler bireylerin genetik yatkınlıklarını ve kişiye özgü farklılıklarını göz önünde bulundurarak, “kar-zarar” analizleri doğrultusunda uygun tedaviyi planlarlar.

Nasıl kullanılmalı? Nasıl sonlandırılmalı?

Reçete edilen ilaçların düzensiz kullanımı, veya bir doktor kontrolü olmaksızın aniden bırakılması hastalara yarardan çok zarar getirir. Aniden bırakılan ilaçların bireylerde kesilme sendromuna yol açabileceği bilinmektedir. Tedavinizin sağlıklı sonuçlar sağlaması için doktorunuzun vermiş olduğu yönergelere harfiyen uymanız gerekir. Özellikle antidepresan grubu ilaçların iyileştirici etkisi kullanılmaya başladıktan sonraki ilk 2-3 hafta ortaya çıkmaz. Bu sırada bireyler, ilaçlardan hiçbir fayda göremediklerini düşünerek ilacı bırakmaya yönelebilirler.

Bu yanlış inanış tedavinizin henüz başlamadan sona ermesine sebep olur. Benzer şekilde ilaçlar etkisini göstermeye başladıktan sonraki süreçte hissedilen iyilik hali, “nasıl olsa iyileştim, artık ilaca ihtiyacım yok” gibi algıları ortaya çıkarabilir. Fakat tedavinin sonlanması bu duruma bağlı değildir. Hastalığınızın gelecekte nüksetmemesi için koruyucu tedavinin devamlılığına ihtiyaç duyulur.

İlaçlar kesin çözüm sağlar mı?

Bireylerin psikiyatrik ilaç tedavisi hakkındaki yanlış inanışlarından biri de, ilaç kullanımının her hastalığa ya da her duruma kesin çözüm sağladığıdır. Oysa ruh sağlığı ve hastalıklarının tedavisinde ilaç kullanımı, tedavi yöntemlerinden yalnızca biridir. Yapılan araştırmalar; ilaç tedavisi ile birlikte bireysel psikoterapi, aile ve çift terapisi veya çocuklar için oyun terapisi gibi tedavi yöntemlerinin birlikte yürütülmesinin gözle görülür iyileştirici etkisini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, hekiminiz tarafından uygun görülen tedavi yöntemlerine uyum sağlamalı, kafanızdaki soru işaretleri için de kullandığınız ilaçlar hakkında bilgi almaktan kaçınmamalısınız.

 

Yazan:

Psk. Deniz TAN

Comments for this post are closed.
Stresin Hayatımıza Etkisi

Stresin Yaşamımıza Etkisi

Stresi Anlama Stres, farklı durumlarda ve beklenmedik şekilde hayatımızı etkileyebilecek potansiyele sahip, duygularımızı, …

vajinismus

VAJİNİSMUS

Vajinismus ülkemizde yaygın olarak görülen cinsel işlev bozukluklarından biridir. Tanım olarak vajinismus, vajina …

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

DEHB, kişinin “kolayca ulaşılamayacak bir hedefe varmak için kullandığı kendini düzenleme becerileri” olarak …