Blog

Özgül Öğrenme Güçlüğü

Geçtiğimiz günlerde bir anne oğlunu getirdi çalıştığım kliniğe,9 yaşında dünyalar sevimlisi bir erkek çocuğu. Ufaklıktan biraz beklemesi istendi, anneden dinlemek için öyküyü. Benimle göz göze gelmeden başını salladı ‘olur’ anlamında. Anne başladı anlatmaya, erken dünyaya gelmiş, gelişim süreçlerini olağan seyrinde tamamlamış.Okula başlamadan önce her şey yolundaymış, annenin tabiriyle parmakla gösterilen bir çocukmuş, yaşıtlarıyla çok güzel anlaşır, büyüklerin övgülerini toplarmış. Sorunlar okulla beraber başlamış, zorlanmış okuma yazmayı öğrenmede, neredeyse yıl sonunda öğrenmiş, hala yazısı çok bozukmuş, okurken de yazarken de harf atlamaları varmış.Ama anneyi endişelendiren ve yardıma sevkeden çocuğunun gittikçe içe kapanması olmuş,arkadaşlarının oyunlarının dışında kalmaya başlamış ne zamandır.

Çocuklarla çalışan meslektaşlarım böyle bir öyküde hemen kafasında bir sürü şeyi kurgulama başlar, çocuğun depresif duygulanım ortaya koyduğu besbellidir de öykünün altını kurcalayınca “özgül öğrenme güçlüğü” dediğimiz çoğu zaman zekayla ilintisi olmayan günlük yaşamın işlevselliği için temel olan okuma, yazılı anlatım ve matematik becerilerinin gelişimi ile ilgili güçlükleri tanımlayan bozukluk ortaya çıkar. Özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların öğretmenleri genellikle öğrendiklerini çabuk unutma, basit matematik hesaplarını yapmakta zorlanma, sözcükleri birbirine karıştırma gibi geribildirimler verirler ailelerine çocuklarıyla ilgili.

İşte bunlar gibi bir sürü sebepten ötürü öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar kendilerini ortaya koyacakları en önemli ortamlardan biri olan akademik ortamlarda başarı sağlayamamakta ve sonuçta zamanla aile içi ilişkilerde, akran ilişkilerinde bozulma gibi sebeplerle sosyal ve duygusal sorunlar yaşamaya başlamaktadırlar. Okul öncesi konulan tanı önemlidir ancak çoğu okulla beraber yani öğrenme becerilerinin ortaya konma döneminde anlaşılmaktadır. Bazı çocuklarda okul öncesi dönemde gecikmiş konuşma, kavram öğrenmede zorlanma gibi belirtilerle kendini ele veren özgül öğrenme güçlüğü çocuğun okula başlamasıyla iyice su yüzüne çıkar.

Eğer aile bilinçli davranırsa, çocuğun eksiklerini özel eğitim destekleriyle tamamlarsa, öğretmenle sağlıklı bir işbirliği sürecine girerse, çocuğunu ve özelliklerini kabul edip çocuğun elinde olmayan sebeplerle yapamadıklarını kavrayıp ona yardımcı olursa çocuklar bu süreci hasarsız atlamaktadır. Çünkü bu çocuklar öğrenir, zorlanır, zorlar ama öğrenir. Fakat sınıfta öğretmenden hiç olumlu bir şey duymazsa, elinde olmayan sebeplerle tembel diye etiketlenirse, evde anne babasıyla dersleriyle ilgili sürekli bir çatışma haline girerse, arkadaşlarının gözünden düşerse bu sebeplerden ötürü yaşam onlar için her geçen gün zorlaşır ve ruhlarında sonraki zamanlara kalan yaralar açılır. O halde bize düşen özgül öğrenme güçlüğünü “öğrenmektir” hakkıyla bir an önce. Her gün yeni bir şey öğrenebildiğiniz bir yaşam dileğiyle…

Comments for this post are closed.