Oynayarak Büyümek – Oynadım, Oynuyorum, Oynayacağım

Oynayarak Büyümek – Oynadım, Oynuyorum, Oynayacağım!

Gelişimsel Perspektifte Oyunun Önemi ve Oyun Basamakları

“Yaşlandığımız için oyun oynamayı bırakmayız, oyun oynamayı bıraktığımız için yaşlanırız”

George Bernard Shaw

Oyun, bir çocuğun yaşantısında en önemli vakit geçirme kaynağı, içinde bulunduğu çevreyi ve dünyayı tanıma aracı ve en önemlisi yaşadıklarını ve öğrendiklerini tekrar deneyimleme alanıdır. Oyun sayesinde çocuklar günlük yaşantılarında gördükleri, duydukları olayları hazmeder, tekrar tekrar oynayarak öğrenir ve gelişimine de katkı sağlar. Bu sebepledir ki oyun, çocuğun yaşatışının vazgeçilmez bir parçasıdır. Her çocuk içgüdüsel olarak oyun oynamak ister ve oyun kurar, evrensel olarak tüm çocuklar oyuna aşinadır ve içinde bulundukları kültürlerinden etkilenseler ve bunlar oyunlarına yansısa bile tüm çocuklar oyun oynamayı “bilir”.

Yapılan bilimsel çalışmalarda oyun oynayan, oynamasına fırsat verilen çocukların bilişsel ve sosyal gelişimlerinin daha iyi düzeyde olduğu görülmüştür (Göncü & Gaskins, 2006). Oyun esnasında çocuk sırasını beklemeyi yani sabretmeyi, işler istediği gibi gitmediğinde öfkesini kontrol etmeyi, karşıdakinin isteklerini önemsemeyi ve empati kurmayı, sosyal ipuçlarını okumayı, konuşma becerilerini ve daha sayamayacağımız pek çok becerisini geliştirir. Çocuk ifade edemediği duygularını oyunda yansıtır, sindirmesi gereken olayları oyunda tekrar tekrar oynayarak zihnine yerleştirir.

Çocukların gelişimsel süreçlerine göre oyunun içeriği ve zenginliği de değişim gösterir. Çocuklar kendi becerilerine uygun oyunlarla hem gelişir hem de oynayarak kendi gelişimlerini desteklerler.

Oyun Basamakları 

Basit oyun olarak tabir edebileceğimiz küpleri üst üste dizmek, oyuncakları peş peşe sıralamak, çubuğu sürekli masaya vurmak gibi oyunlar çocuklar neredeyse doğduklarında başlar. Çocukların gelişimini ayrıntılı şekilde inceleyen Piaget’e göre oyun çevreyi ve kendini deneyimleme aracıdır, örneğin bebek ses çıkarmak ve kendi sesine aşina olmak için bağırır ya da ağlar (Piaget, 1962). 2 yaşa gelene kadarki süreçte oyunlar çoğunlukla aynı eylemin tekrarı üzerine kurulu oyunlardır ve çocuğun kendi gücünü, çevresel etkenleri fiziksel olarak anlamasına yardımcı olur.

“Sembolik oyun”, -mış gibi oyun olarak da bilinen kavramdır. Çocukların hayal kurarak oynadıkları, kendilerini veya nesneleri başka bir varlık olarak hayal ettikleri ve oynadıkları oyun türüdür. Örnek olarak bir kumandayı oyunda cep telefonuymuş gibi kullanmak, oyuncak ayısını eve gelen misafirmiş gibi masaya oturtmak, kendisi anneymiş ve karşısındaki arkadaşı da babaymış gibi evcilik oynamak olarak çoğaltılabilir. Sembolik oyun 2 yaştan itibaren başlar, örneğin çocuk bir oyuncak arabayı sürüyormuş gibi yaparak yerde ileri geri kullanır ve sesler çıkartır. (Piaget, 1962). Zamanla oyun içerikleri gelişir, çocuk arkadaşları ile oyun kurmaya ve sembolik oyunların içeriklerini zenginleştirmeye başlar. Bilişsel gelişimin desteklenmesi ve dil gelişiminin de artması ile oyun içerisindeki sözel iletişim, kurgu ve eşya kullanımı zenginleşir, dolayısıyla çocuk günlük yaşam pratiğini oyuna yansıtır. Sembolik oyun çocuğun gelişiminde önemlidir çünkü bu sayede çocuğun gözlem yeteneği artar, empati becerisi desteklenir.

Oyunun çocuğun yaşantısındaki en büyük öğretisi, günlük yaşantı içerisinde öğrenilenlerin pekişmesi ve tekrar deneyimlenmesine olanak sağlamasıdır. Piaget’e göre bilişsel gelişim sürecinde ortaya çıkan kurallı oyunlar, çocuğun sosyal ve ahlaki gelişimine katkı sağlar. Çocukların 6-7 yaştan itibaren kurallı oyun oynadıklarını görsek dahi, kuralların tam anlamıyla kavranması ve ne için konulduklarının bilinçli olarak farkına varılması Piaget’e göre 11-12 yaş ile birlikte olur. (Piaget, 1962). Örneğin saklambaç oyununda birden fazla çocuk gerekir, öncelikle bir arada olmak sosyalliği geliştirecektir. Saklambaç oynayabilmek için aynı kurallar üzerinde uzlaşı gerekmektedir, ebe belirlenen rakama kadar sayarken diğerleri saklanırlar ve ebeleme kuralına göre oyun oynanır, tüm çocuklar bu kurallarda uzlaşır. Kuralları bozmak yani oyunbozan olmak beraberinde dışlanmayı getireceğinden çocuk çatışmanın ne olduğunu deneyimleyecek, bunu çözmek için çaba sarf ederse anlaşmazlık durumunda ne yapılabileceğini de repertuarına katacaktır. Kısaca kurallı oyunlar, toplumsal yaşamda var olmanın, birey olmanın ve düzenin bir parçası olmanın ön hazırlığını sağlar. Sosyal ve ahlaki gelişim de aslında oyun ile desteklenir ve pekişir (Dost-Gözkan & Korkmaz, 2017). Bu da oyunun son basamağıdır ve çocuk bu basamağı tamamladığında bilişsel olarak da yeterli kapasiteye ulaşmıştır denilebilir.

Çocukla Oynarken Nelere Dikkat Edilmeli?

Her şeyden önce, çocuğun bol bol oyun oynaması için imkân sağlanmalı. Unutulmamalı ki çocuk için oyun hem bir gelişim hem de bir duygu ifade alanıdır. Ebeveynler olarak çocukların oyunlarını gözlemlemeli, çocuk ebeveynleri oyuna dahil etmek istiyorsa şartlar dahilinde oyuna dahil olunmalı. Oyunu yönlendirmekten ziyade çocuğun oyunu idare etmesine izin vermeli, çocuğun yaşına uygun gelişim basamağındaki oyuna eşlik edilmeli. Çocuğun oyununda yaşına uygun olmayan bir içerik tespit edildiyse, çocuğun verdiği duygusal tepkiler çok aşırı ve sürekli ise bir uzman desteğine başvurulmalı.

Çocuklara anlatmak istediklerimizi oyunla da anlatabileceğimizi aklımızda tutalım. Çocuğun sırasını beklemesini istiyorsak, sabırlı davranmasını talep ediyorsak oynadığımız bir kutu oyununda bunu aşılayabileceğimizi hatırlayalım. Sıra ona gelmeden söz alamayacağı için beklemek zorunda kalacak, kurallara ortak karar verdiğiniz için uyması da gerekecek. Bu duruma öfkelense dahi öfkesini kontrol altında tutmaya ve davranışlarını düzenlemeye çalışacak, başarılı olamazsa oyunun devam edemeyeceğini öğrenecek. Bu bir çocuk için hem ahlaki bir öğreti olacak hem de dürtü kontrol becerisi oyun içerisinde gelişecek. Ayrıca, ebeveyn olarak çocuğunuzu karşınıza oturtup sabırlı olmanın önemini anlatırken onun sıkılmış yüz ifadesini görmek ve itiraz söylemlerini dinlemekten daha eğlenceli bir yöntem olduğu kesin.

Oynayarak büyüyor ve gelişiyoruz. Bu sebepledir ki oyun, çocukların en temel hakkı. Çocuklar bundan yıllar önce oyun oynuyorlardı, günümüzde de oynuyorlar, gelecekte de oynamaya devam edecekler. Evet, oyun içerikleri değişecek belki ama oyun hep baki kalacak. Oyun gelişimsel olarak rolünü hala aynı ciddiyeti ile devam ettiriyor ve edecek. Nice oynayan çocuklara, onlarla oynayan ebeveynlere ve bakım verenlere, çocukların oyun haklarını savunanlara, onlara imkân sağlayanlara saygı ve sevgilerimle…

Oyunlu günler dilerim.

Uzm. Psk. Selin Damla Özcan

Kaynaklar

Dost-Gözkan, A., & Korkmaz, D. (2017). Oyun ve Sosyal-Duygusal Gelişim. Gelişim Psikolojisi ve Terapi Perspektifinden Oyun içinde. İstanbul: Özyeğin Üniversitesi Yayınları.

Göncü, A., & Gaskins, S. (2007). Play and development: Evolutionary, sociocultural, and functional perspectives. Mahwah, NJ: Erlbaum Press.

Piaget, J. (1962). Play dreams and imitation in childhood. WW Norton.

 

Comments for this post are closed.
Çocukluk Dönemi Oluşan Bağlanma Yetişkinlik Dönemini Nasıl Etkiler

Çocukluk Dönemi Oluşan Bağlanma Yetişkinlik Dönemini Nasıl Etkiler?

Bağlanma, “iki insan arasındaki yakın duygusal bağ” olarak tanımlanabilir. Bağlanma hayatın ilk anlarında başlar. …

Takıntı Zorlantı Bozukluğu OKB Nedir

Takıntı – Zorlantı Bozukluğu “OKB” Nedir?

(Obsesif Kompulsif Bozukluk) Takıntı-zorlantı bozukluğu, kişinin obsesyonlarının, kompulsiyonlarının ya da ikisinin …

Mahşerin Dört Atlısı

Mahşerin Dört Atlısı

Çiftler arası iletişimde bazı kalıpların yıkıcı etkileri olduğu belirtilmektedir. Yıkıcı iletişim kalıpları …