Kayıp ve Yas

Bir yakınını kaybeden bireylerin yas sürecinde en çok dile getirdikleri şeylerden biri, bu kayba bir anlam vermekte yaşadıkları zorluktur.  Günlük hayatımızda, hemen hemen yaşadığımız her olaya bir anlam atfederiz. Bu anlam atfetme süreci, içinde bulunduğumuz dünyayı öngörülebilir olarak algılamamıza yardımcı olur. Kayıp yaşayan kişinin, kaybettiği kişi etrafında ördüğü anlam ağı, sadece bu iki kişi arasındaki ilişkiyi tanımlamakla kalmaz, aynı zamanda yas tutan kişinin geçmişte kim olduğuna işaret eder ve gelecekte kim olacağını ( bir baba, büyükanne ) öngörür. Örneğin geçmişte bir çocuk dünyaya getirmiş isek gelecek algımızın bir kenarına ileride büyükanne, büyük baba olmak fikri kaçınılmaz olarak yerleşmiştir. Bu nedenle, kayıp yaşayan kişi, bir kişinin kaybıyla birlikte, geleceğe dair kendini özdeşleştirdiği birçok alt kimliğinin kaybını da beraberinde yaşar.

Kayıp ve yas süreçlerinde psikoterapistlerin rolü, kayıp yaşayan kişilerin bu kayba nasıl bir anlam yüklediklerini hastalarla birlikte keşfetmek ve sarsılan anlam dengeleri yeniden inşa edilene kadar hastanın baş etme mekanizmalarını desteklemektir. Psikoterapistin, kayıp yaşayan kişiyle kurduğu ilişki son derece önemlidir. Hemen hemen her şey veya herkes, kayıp yaşayan kişiye kaybını hatırlattığından dolayı, vefat eden kişiyle ortak bir geçmişe sahip olmayan biriyle iletişim kurmak ve koşulsuz olarak kabul görmek, kayıp yaşayan kişiler için önemli deneyimlerdir.

Yas terapisi için sıklıkla başvurulan öyküsel yaklaşımda danışanlar kayıp yaşadıkları kişiye dair anılarına yeni bir bağlamda yaklaşmayı öğrenirler. Bu anlamda “kayıptan sonra” ve “kayıptan önce” şeklinde parça parça olarak algıladıkları yaşantılarını yeniden yapılandırırlar ve öykülerini bir bütün haline getirirler. Ölümün fiziksel gerçekliğini kabul etmek ve hayatı bu gerçeğin etrafında yeniden düzenlemek zaman ve çaba gerektirir. Turner (1986)  zor kabullenilen bütün gerçeklerin yazılarak ve çizilerek tekrar tekrar ifade edilmesi gerektiğini söylemiştir. Böylece hastalar baş etmekte zorlandıkları duygularını farklı yollarla defalarca dışa vurmuş ve kendi öyküleri içerisinde bir yere oturtmuş olurlar.

Comments for this post are closed.
Psikoterapi Nedir? - Madalyon Psikiyatri Merkezi

Psikoterapi Nedir?

Psikoterapi nedir? dendiğinde birçok kişinin aklında bir divana uzanıp, çocukluğunuzu anlattığınız ya da terapistin …

Üstün Zeka - Madalyon Psikiyatri Merkezi

Üstün Zeka

Üstün zeka Renzuli’ye göre, zekâ bölümü 130’un üstünde olup, yeni düşünceler oluşturup, bunları yeni …

Şimdiki Çocuklar - Madalyon Psikiyatri Merkezi

Şimdiki Çocuklar

Annemle babam gün almışlar doktordan, kendileri seçmişler dünyaya geleceğim günü, halbuki ben biraz daha kalmak …