Blog

Erişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Kendinize sorun; Çok sabırsız, aceleci ve çok hareketli misiniz?  Veya etrafınızdakiler sizi aceleci, sabırsız ve telaşlı mı bulurlar? İçinizden gelen dürtüyle hareket ettiğiniz veya konuştuğunuz, sonrasında düşününce pişmanlık yaşadığınız olur mu?  Peki unutkanlığınız var mı, eşyalarınızı kaybettiğiniz veya sizin için önemli bazı evrakları nereye koyduğunuzu anımsayamadığınız olur mu? Markete ne almaya geldiğinizi unutup o sırada ilginizi çeken şeyleri alıp geldiğiniz oldu mu hiç? İşinize veya okuduğunuz bir kitaba yahut dersinize yoğunlaşmakta, odaklanmakta veya odaklanmayı sürdürmekte zorluk yaşıyor musunuz? İşleri organize etmede güçlük veya sürekli erteleme gibi sorunlarınız var mı?  Çevrenizdekiler çok dalgın olduğunuzu söylüyorlar mı? Konu ilginizi çekmediğinde karşınızdakini dinlemekte zorluk çekiyor musunuz?

Eğer yanıtlarınız soruların bir kısmına veya tamamına “evet” ise aşağıdaki olgunun bazı yakınmaları size tanıdık gelecektir;

“Gitar kursunu bıraktım; hoca parçanın ilk kısmını çok hızlı öğrenmemden etkilendi ve çok kısa zamanda bu enstrümanı çalmayı öğreneceğimi söyledi… İkinci kısmı da aynı hızla öğrendim, fakat iki bölümü beraber çalmamı istediğinde gördü ki ben ilk kısmı unutmuşum… Sonraki derste ise dışardan gelen bir gürültü dikkatimin dağılmasına ve hocanın notalarla ilgili anlattıklarını kaçırmama yol açtı. Bu hep böyle oluyor, sonunda parçayı tümüyle çalmayı öğrensem de evde tekrar yapmayı erteleye erteleye sonraki kurs zamanı geliyor…  Bir sürü ilgi alanım var, resim, müzik, şiir, heykel, yüzme, koşma, bisiklet ama hiç birinde süreklilik yok…  Artık yeni bir şeye başlamaktan korkar hale geldim, hevesle bir işe veya bir hobiye girişiyor, kısa zamanda sıkılıyorum… Ve ben çevremdekilerin bir kez daha maymun iştahlı olduğumu söylemelerini duymak istemiyorum… Öğrenciliğimde de böyleydi, hocalarım da çevremdekiler de beni çok zeki bulurlardı ama dersleri ancak geçebiliyordum çünkü çalışırken tekrar etmekten çok sıkılıyordum, bir keresinde arkadaşlarımın ders çalışma grubuna dahil oldum, çok sıkıldığım halde gruba ayak uydurmak ve tekrar tekrar okumalarına katlanmak zorunda kaldım, o dersten aldığım not hepsininkini geçtiği için birlikte çalışmamızın sana faydası var bize yok deyip bir daha beni aralarına almadılar… Günü gününe çalışmayı hep istediğim halde ödevleri son ana bırakmam, sınavlara son zamanlarında hazırlanmam gibi uzmanlık eğitimim süresince yapmak zorunda kaldığım bilimsel yayınları da hep son anda tamamladım… Yrd. Doçentlik dönemimde çalışma odam hevesle başlayıp yarıda bıraktığım bilimsel çalışmalar, kafam yazılmamış kitap projelerimle dolu idi!..  Bir şeye başladığımda hızla bitirdim, bitirdim, zamana yayıldı mı, ilgimi çeken başka bir konuya takılıp gidiyorum ve aynı durum yeni konu için de geçerli oluyor… Tüm öğrenim hayatımda öğretmenlerim az çalışmamdan ve potansiyelimin altında başarı göstermemden yakınmıştır. Çalışma hayatımda da çok iş yeri değiştirdim, bir süre sonra sıkılıyor başka bir yerde çalışmanın ve yeni insanlarla tanışmanın daha keyifli olabileceğini düşünüyorum… Ve unutkanlık, hep bir şeylerimi bir yerlerde unutageldim, kaç kere kimliğimi yeniden çıkartmak zorunda kaldım. Ayrıca odaya bir şey almak için gidip o anda ilgimi çeken başka bir şeyi alıp çıktığım çok olmuştur. Dağınıklığım gibi dalgınlığım da meşhurdur… İlgimi çeken bir şeye daldırdığımda onu duymamamdan yakınırdı annem, sonra da eşim ve çocuklarım… Öte yandan konuşurken konu ilgimi çekmediyse karşımdakini dinlemekte çok zorlanıyorum, bu da ilişkilerimde sürekli sitemlerle karşılaşmama yol açıyor… Yapmayı sevmediğim ama yapmam gereken tüm diğer işler gibi ödemeleri de ertelememden ve sıra beklemekten sıkıldığımdan otomatik ödeme öncesinde çoğu kez son ana kalan faturaları son gün ödemektense cezalı ödemeyi tercih etmişimdir… Çocukluğumda düz duvara tırmandığımdan, sürekli hareket halinde kıpır kıpır olmamdan yakınırlardı,  erişkinlikte duruldum, içim huzursuzlansa da uzun süre kıpırdamadan durabiliyorum ama eşim aceleciliğimden, tez canlılığım ve sakarlığımdan yakınıyor… ”

Bu yakınmaların sahibi, ergen oğlu DEHB sebebiyle çocuk psikiyatrisinde izlenmeye başladıktan sonra kendisinden şüphelenip merkezimize başvuran, üniversitedeki kariyerini bırakıp bir tıp merkezinde ortopedi uzmanı olarak çalışan 45 yaşındaki bir baba.

DEHB’nun süreğen etkileri, sosyal ve akademik yaşama verdiği zararlar doğru tedavi yaklaşımıyla kısa zamanda ortadan kalkabilmektedir.  Ailesel geçiş gösteren bir bozukluk olduğundan çocukları DEHB tedavisi olan ebeveynlerin yarıya yakınında DEHB bulunmaktadır.

Erişkin popülasyonunda prevalansı % 2-4 gibi oldukça yüksek oranda bulunan DEHB son derece iyi tedavi edilebilir. DEHB, depresyon ve anksiyete bozuklukları gibi sık görülen psikiyatrik bozukluklarla çok yüksek oranda eşzamanlı bulunur ve bu hastalıkların tanı ve tedavisinde sorunlara yol açabilir. Ayrıca DEHB’lu kişilerde sigara, alkol ve madde bağımlılıkları toplum ortalamasının çok üzerindedir. DEHB’li çocukların trafik kazası oranlarının çok daha yüksek olması gibi erişkin DEHB’lilerin de normalden daha riskli araba kullandıkları ve trafik kazalarına karıştıkları bilinmektedir.

Dikkatsizlik, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik gibi Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluk belirtileri, yukarıdaki olgu örneğinde olduğu gibi kişinin kendi zekası ve yetenekleri göz önüne alındığında o kişiden beklenen başarının altında kalmasına yol açar. DEHB çocukluktan başlar ve ½- 2/3ünde erişkinlikte de sürer. Unutulmaması gereken bir nokta da dikkat eksikliği olanların çok önemli bir kısmında hiperaktivite görülmemesidir.

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluk bireylerin duygusal dalgalanmaları, çabuk kızıp sakinleşmeleri, insanlara çok çabuk ve aşırı güvenmeleri, çabuk sıkılmaları ve maymun iştahlılıkları yanı sıra sorumluluklarını ertelemeleri ilişkilerinde  sorunlara yol açar.

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu’nun nedenleri;

Genetik faktörlerin ve doğum sırasında beyin zedelenmesi veya doğumdan hemen sonra çocuğun kurşun, sigara gibi zehirli maddelere maruz kalması gibi çevresel biyolojik faktörlerin sonucunda beynin ön bölgesindeki (frontal lob) çalışmayı düzenleyen dopamin ve noradrenalinin normalden daha az aktivite göstermesinin Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu’na yol  açtığı düşünülmektedir. Sonraki dönemlerde de sigara, alkol, uyuşturucu madde ve kurşun gibi çevresel etmenlere maruz kalma Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu belirtilerini daha fazla arttırabilir. Aile huzursuzluğu, ebeveynlerin psikiyatrik rahatsızlığı veya ilgisizliği başka psikiyatrik bozuklukların da tabloya eklenerek durumun ağırlaşmasına yol açabilir ama Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu’na yol açmaz.

Beynin en üst düzey yönetimsel bölgesi olan ön beyin-beyincik (prefrontostriatal-serebellar) bölgesi ve ilişkili bazal çekirdekler, davranış kontrolü, işleyen bellek, duygusal kontrol, odaklanma ve motor kontrol gibi beynin yürütücü işlevlerinden sorumludur. Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu sorunu bu bölgede olduğundan, bazen dikkat eksikliği, bazen hiperaktivite-dürtüsellik, bazen de ikisi bir arada dikkat eksikliği –hiperaktivite birleşik tip olarak karşımıza çıkar. Böylelikle de durup düşünüp karar verip sonunu düşünerek hareket etme veya konuşma mekanizması bozulur.

Uzun süreli bellekte sorun yoktur. Kısa süreli olayları hatırlayıp güncel gerekli bilgilerle bir araya getirmede sorun yaşanır. Duyguların kontrolünde özellikle de stresli zamanlarda güçlük yaşanır. Sözel saldırganlık, öfke patlaması görülebilir. Stresin tüm yaşamı etkilemesi ve kaygı kontrolünde yetersizlik görülür. Engellenme karşısında çabucak vazgeçme de tipiktir. Dikkat eksikliğiyaşayan birey en çok odaklanamamaktan, konsantrasyonunun çok kısa sürmesinden yakınır. Çevresel uyaranlarla, hatta akla gelen düşüncelerle dikkatleri çok kolay dağılır. Yapması gereken ve dikkat gerektiren bir işi sürdürememesi, kolayca vazgeçmesi söz konusu olduğu halde ilgi alanında aşırı odaklanması ilginçtir. Özellikle rapor yazmak gibi birkaç yürütücü işlevin aynı zamanda kullanılması gereken durumlarda görevi zamanında bitirememe bir sorun olarak karşımıza çıkar. Motor kontrol alanında ise işleri sürekli erteleme, başlayamama, plansızlık organize olamama, işleri önem sırasına koyamama ve son ana dek görevlerini yapmayı ertelemesi söz konusudur.

Konunun başında sorulan sorulara yanıtınız evetse veya örnek olgudaki yakınmaların bir kısmı veya tamamı size uyuyorsa bu konuyla özel olarak ilgilenen bir psikiyatri uzmanına başvurunuz.

Tedavide uzman denetiminde stimulan ilaçlar, atomoksetin ve trisiklik antidepresanlar yanı sıra bupropion, alfa adrenerjik antagonistler kullanılabilir. Eştanı durumlarının da ayrıca ele alınması ve tedavi edilmesi gereklidir. Ayrıca psikoeğitim, akademik organizasyon becerileri ve eğitimi, aile eğitimi ve terapisi, bilişsel davranışçı terapi, sosyal beceri eğitimi, bireysel psikoterapi seçenekleri göz önünde bulundurulur. Psikososyal girişimlerde daha çok bireye göre hazırlanmış yaklaşımları kullanmak daha uygun olmaktadır.

Kaynakça;

  1. Dikkat Eksikliği Bozukluğu, -çocuklarda ve yetişkinlerde odaklanamayan zihin Dr. Thomas E. Brown, ODTÜ yayıncılık, 3. Baskı, copyright 2005
  2. Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Doç. Dr. Eyüp Sabri Ercan, Dönence basım ve yayın hizmetleri
  3. Dikkat Eksikliği Bozuklukları, Kaplan & Sadock’s Comrehensive Textbook of Psychiatry, 8. Baskı, çeviri editörleri Dr. Hamdullah Aydın, Dr. Ali Bozkurt, Güneş kitabevi, cilt 4, sy 3183-320
Comments for this post are closed.