Blog

Çocuğumuzun Kaygılarında Ne Kadar Payımız Var?

Geçtiğimiz yaz katıldığımız bir tekne turunda Amerikalı bir aile ve 3 yaşlarındaki sevimli oğulları oldukça dikkatimi çekmişti. Bu sevimli çocuk tur boyunca teknede yalnız başına dolaşmıştı. Geçen gün 5 yaşındaki oğlum anneannesinde ranzaya tırmanıp, yaşına uygun enerji boşaltma yollarının çeşitlerini denerken annemin “Oğlum in oradan, düşüp başını vuracaksın yere.”cümlesinin ardından babamın “O hareketi bir daha yapma, kolun çıkacak” demesiyle bu sevimli çocuğu ve ailesini hatırladım.Ve bir sürü şey geçti aklımdan,toplumca neden çocuklarımızın çoğu hareketine uyarı verdiğimiz ve neden onlara sürekli kaygı mesajları ilettiğimizi düşündüm.

Kabul 3 yaşındaki çocuğu teknede gözetmemek çok uç bir örnek ama biraz daha serbest bırakamaz mıyız yarının büyükleri çocuklarımızı?Bazen düşmesine göz yummalı mıyız?Ya da düştüğünde kendi kendine nasıl kalkması gerektiğini öğrenmesine yardımcı olmamız gerekmez mi?Biz kaygı mesajları vermesek de birileri nasıl olsa bizim yerimize yapacak bunu.En azından biz koruyalım onları.Örneğin gecen gün oğlumla kaldırımda yürürken kendine güvenini destekleyici bir tutumla,gözümü üzerinden ayırmazken ona fark ettirmeden,elini tutmadığım için yanımdan geçen amcanın beni azarlaması gibi “Kızım çocuğun elini tutsana,yola fırlar falan Allah esirgesin.” İfadesiyle.

Çalıştığım kliniğe anne babaları tarafından kaygıları sebebiyle onlarca çocuk getiriliyor. Hiç unutmuyorum bir keresinde çocuğu görmeden önce aileden öyküyü almak için anne babayı içeri alırken annenin elindeki testleri çocuğun eline tutuşturup “Dışarıda beklerken bu soruları çöz, çıkışta kontrol edeceğim.” dedikten hemen sonra geliş sebeplerini sorduğumda “Çocuğumuzda sınav kaygısı var.”deyişlerini.

Çocuklarımızın kaygılarında çok fazla rolümüz var. Üstelik bu kaygının ne olduğunun pek de önemi yok. Gece yalnız yatmaktan tutun da, sınav kaygısına kadar birçok kaygının temelinde iyi niyetle, çocuklarımızı korumak amaçlı ortaya konmuş bir sürü yanlış ebeveyn tutumu yatıyor. Çocuklarımızın dünyaya güvenmesi, insanlara güvenmesi ve sonuçta kendilerine güvenmeleri için, kaygılarını kontrol edebilmeleri için tabiri caizse ağzımızdan çıkanı kulağımızın duyması gerekiyor. Bırakalım çıksın ranzaya,” olabilecek en kötü şey nedir?”sorusunu sorup yanıtlayalım kendi  kendimize, sonuçta o en kötüyü göze alalım. Kaş yaparken,göz çıkarmayalım sevgili aileler.

En kötüsü düşmekse,ve biraz canının yanıp ayağa kalkmasıysa izin verelim bu deneyimi yaşamasına.Ya da en kötüsü sınavda kötü not almasıysa bunu da yaşasın,üzülsün,ama inanın daha kötü değil kendini yiyip bitirmesinden.Hayata dokunmaktan korkmayan çocuklar yetiştirmek için, verdiğimiz mesajlara dikkat edelim.Hepinize az kaygılı ya da kaygılarınızı kontrol edebildiğiniz yaşamlar dileğiyle…

Comments for this post are closed.