Uyku Bozuklukları

Uyku, insan yaşamının 1/3’inden fazlasını kaplayan fizyolojik bir gereksinimdir. Uyku bozuklukları, pek çok ruhsal hastalığa eşlik edebildiği gibi, birincil olarak sadece uyku bozukluğu gelişebilir. Ancak uyku sadece zihinsel yaşamın önemli bir parçası değil, aynı zamanda hormonal düzenlemede de önemli rol alan bir süreçtir. Bu nedenlerle uyku bozukluğu nedeni saptanarak derhal tedavi altına alınmalıdır ve mutlaka nedene yönelik ilaç tedavisi verilmelidir. 

Başlıca uyku bozuklukları:

İnsomnia-Uykusuzluk: Uykuya dalma güçlüğüdür. Aslında bir psikiyatrik tanı sınıflandırması olup olmadığı durumu oldukça karmaşıktır. Araştırmacıların çoğu uykuya dalma güçlüğünün diğer psikiyatrik durumlara ikincil olarak ortaya çıktığını ve hastalığın tedavisiyle uykuya dalma güçlüğünün de ortadan kalktığını iddia etmektedir. Buna karşı çıkan görüş ise uyku bozukluğunun birincil olduğunu ve diğer klinik tablolardan bazılarının uyku bozukluğuna ikincil olarak geliştiğini söylemektedir. İnsomnia günlük yaşantımızda oldukça sık karşımıza çıkmaktadır. Hastaların büyük bir kısmı hekime başvurmamaktadır. Genelde insomnia kendiliğinden düzelme eğiliminde olsa da altta yatan daha ciddi bir psikiyatrik hastalığın ilk habercilerinden olabilir. Bu nedenle dikkatlice izlemek gerekebilir.

Hipersomnia-Aşırı Uyuma: Bu hastalık aşırı uyuma ve gündüzleri uyuklama olarak ikiye ayrılır. Kelime anlamı çok uyuma olan hipersomnia genellikle diğer psikiyatrik hastalıklara eşlik eder. Nadiren tek başına bulunarak birincil hipersomnia adını alır. Hipersomnia her zaman patolojik olmayabilir. Kişilik özelliklerinin veya ailesel yatkınlığın hipersomniaya yol açtığı kabul edilmektedir. Ayrıca ileri derecede akciğer, karaciğer hastalıklarında, beyin lezyonlarında ve kalp yetmezliklerinde de hipersomnia bulgusu olabileceğinden dolayı, hipersomnia hastaları mutlaka hekime götürülmelidir. Hipersomnia anti-depresan veya stimulan ilaçlarla kolaylıkla düzeltilebilir.

Uyurgezerlik: İlgi çekici bir hastalıktır. Genellikle uykuya daldıktan hemen sonra görülür. Uykunun ilk 1/3’lükdöneminde ortaya çıkar. Sıklıkla 10’lu yaşlara kadar görülür. Kişi birden yataktan kalkarak bazı otomatik hareketleri yapar. Bunlar yürüme, giyinme, tuvalete gitme, araba kullanma gibi hareketler olabilir. Altta yatan bir beyin patolojisi ileri sürülmüş olsa da herhangi bir bulgu saptanamamıştır.

Diş Gıcırdatma: Diş hekimlerinin de sık rastladığı bir uyku bozukluğudur. Devamlı olgularda diş, diş eti, ve çene problemlerine yol açabilir. Stres durumlarından sonra artar.

Rüya Sıkıntı Bozukluğu: Uyku sırasında normalde her kişi korkutucu rüyalar görebilir. Ancak normal olan tipinde bu rüyalar kişiyi genelde uyandırmaz ve tekrar etme eğiliminde değildir. Ancak rüya sıkıntı bozukluğun da kişi uyku sırasındaki normal uykusunun yanı sıra korkutucu rüya ve karabasanlar görüp korku içinde uykudan uyanır. Kişi uyandığında bunun bir rüya olduğunu hemen anlar. Bu durum genelde gecenin ileri REM dönemlerinde ortaya çıkar. Kişinin uyumunu bozabilir, tekrarlama eğilimindedir.

Uyku Felci: Halk arasında “Karabasan” olarak bilinen uyku felci, uyandıktan hemen sonra veya seyrek olarak, uykuya dalmadan hemen önce bedenin geçici olarak hareket edememesi (felç olması) ile karakterize edilen bir durumdur. Uyku felci, kişinin bilincinin tamamen açık olmasına rağmen hareket edememesine sebep olur. Ayrıca bu durum ile birlikte halüsinasyonlar olabilir.
Çoğu zaman, uyku felcine uğrayan kişi tarafından bunun bir rüya sebebiyle oluştuğuna inanır. Bu yüzden, insanların hareket etmek istese de hareket edemediği rüya sayısı bu kadar fazladır. Uyku felcinin sebep olduğu halüsinasyonlar bazen durumun normal bir rüya olarak algılanmasına, bazen de oda içerisinde hayali şeyler görülmesine sebep olur.

Uyku bozuklukları hem psikiyatrik hem nörolojik hem de dâhili bazı hastalıklar neticesinde ortaya çıkabildiği için kronik olarak uykusuzluktan muzdarip hastalarda EEG, Kranial MR, Demir eksikliği anemisi tetkikleri B6, B12 ve folik asit kan düzeyleri tetkiki gibi tıbbi tahliller yapılmalı ve neticesinde hem psikiyatri hem nöroloji tarafından değerlendirilmelidir.