Blog

Yeni Bir Serüven

Bu gün oldukça heyecanlı bir gün, sanki yeni çalışmaya başlıyorum, gençliğimde duyduğum gibi bir heyecan. Her sabah olduğu gibi, bu günde yürüyüşe çıktım. Yürüyüş beni yatıştırır, içsel dünyama baktırır.

Neler konuşur neler söylerim kendime, adeta bir güne hazırlık dönemidir bu yürüyüş benim için. Bu günde, önümdeki günün hayalini kurarak eve döndüm. Özenle hazırlandım, okula yeni başlayan çocuklar gibi…

Aşağı yukarı kırk yıldır çalışıyorum ve ben her çalışma gününe keyifle başlarım, çünkü yaptığım işi seviyorum. Ancak bu kez, nedense içimde tuhaf bir heyecan var. Kalbim başka türlü atıyor, yeni başlayacak serüveni harekete geçiren bir araç gibi kütür kütür…

İstanbul’u tanımıyorum… İstanbulluyu tanımıyorum… Ankara sakin düzenli ve elli beş yıldır her türlü değişimine tanıklık yaptığım bir şehir… Belki de hem bu bilmezlik, hem de Ankara’da büyümesini gururla izlediğim Madalyon Psikiyatri Merkezinin bir başka şehirde yeniden doğuşuna tanıklık etmenin verdiği bir heyecan olabilir.

Bu yeni başlangıç yaşamıma nasıl tat getirecek… Farklı bir yerde farklı bir duygu, yeni bir yerde yeni bir işe başlamak, insanın dokularının yenilenmesi gibi bir şey. Keyif veriyor, bir canlanma tazelenme…

Ankara’da Sevgili Gülseren, Madalyon Psikiyatri Merkezi’ni açmayı tasarladığı günlerde beni aradı. “Merhaba Aşşe” diye söze başladı. (bana hep Aşşe der, ‘ş’ harfine bastıra bastıra konuşur benimle, ben bu seslenişi, sevgi, dostluk ve sıcaklık duygularıyla alırım ve çok da hoşuma gider) “Bir Merkez açıyorum, senin de benimle birlikte çalışmanı arzu ediyorum, ne dersin?”diye sordu. Ben her şeye hemen atılmam, biraz düşünürüm boşa koyarım, doluya koyarım, bir başka anlatışla temkinliyimdir… Hiç tereddüt etmeden evet, dedim. Çünkü Gülseren’i nerdeyse kırk yıldır tanıyorum ve bir şeyi yapmak isterse en iyisini yapmak için yola çıkacağından çok emindim ve benim Madalyon serüvenim böylece başladı…

Kuruluş döneminde sistemin nasıl yaşama geçirileceği ya da çalışma standartları gibi birçok konuyu konuştuk tartıştık.

Kök salabilmek, sağlıklı büyüyüp serpilebilmek için en iyi koşulları nasıl sağlayabiliriz onun kaygısıyla çalıştık ve bu gün gururla markalaşan Ankara Madalyon’u izliyoruz.

İstanbul Şubesi sanırım Gülseren’in hep aklındaydı, ancak iki, üç yıldır bahsediyor ve bana İstanbul’da da birlikte olabileceğimizin ip uçlarını veriyordu. İstanbul açıldı ve ben buradayım…

İstanbul Madalyon da tıpkı Ankara Madalyon’da olduğu gibi mesleki etiğin ön planda tutulduğu bir hizmet yeri olarak büyüyecek ve gelişecek. Belki de heyecanımın nedeni, yeni bir serüvene yeni yerinde Madalyon’la birlikte başlamaktır. Bu doğuşun bir parçası olmaktır, belki de kalbimi gümbür gümbür attıran.

Comments for this post are closed.