Blog

Şizofreni ve Diğer Psikotik Bozukluklar

Psikotik terimi geçmişte çok değişik biçimlerde tanımlanmış ancak bunlardan hiçbiri genel olarak kabul görmemiştir. En sonunda bu terim kavramsal olarak, ego sınırlarının kaybı ya da gerçeği değerlendirme bozukluğu olarak tanımlanmıştır.Kısaca psikoz kişinin gerçekle alakasını koparan akıl hastalıklarının genel adıdır. Aklımız sayesinde gerçekleri çarpıtmadan kavrar ve ona uygun sonuçlar çıkarırız. İşte psikiyatrik sınıflandırma sistemi DSMIV ile şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar başlığı altında toplanan bu hastalık grubunda gerçeği değerlendirme yetisi bozulur.

Şizofreni bu grupta farklı ve ortak özellikleri ile ilk ele alınması gereken ve  en çok bilinen hastalıktır. Bu hastalıklarda ortak bazı özellikler olabileceği gibi her birinin ayırt edici, kendine has özellikleri mevcuttur.

Hezeyanlar, algıların ya da yaşantıların yanlış yorumlanmasını içeren yanlış inançlardır. İçeriklerinde çok çeşitli temalar olabilir. En sık karşılaşılan perseküsyon hezeyanlarıdır. Kişi işkence gördüğüne, izlendiğine, aldatıldığına, gözetlendiğine ya da alay konusu olduğuna inanır. Referans hezeyanları da sık görülür.Kişi bazı kitaplarda,gazetelerde kendisinden söz edildiğine ya da  başka çevresel ipuçlarının kendisine yönelik olduğuna inanır.Bizar hezeyanlar özellikle şizofreniye özgüdür.Hezeyanlar  açıkça inanılması güç ve anlaşılabilir olmayan düşüncelerse ve sıradan yaşam olaylarından türetilmiyorsa bizar olarak değerlendirilir.Örneğin,düşüncelerinin  bir dış güç tarafından çekilip alındığı(düşünce çekilmesi),yabancı düşüncelerin zihnine yerleştirildiği(düşünce sokulması),eylemlerinin bir dış güç tarafından yönetilip yönlendirildiği gibi düşünceler bizar hezeyanlar olarak değerlendirilir.

Halüsinasyonlar gerçekte var olmayan bir şeyin algısı olarak tanımlanır. Herhangi bir duyu sistemi ile ilgili olabilirler. İşitme halüsinasyonları özellikle sık karşılaşılanlardır. Bu kişinin kendi düşüncelerinden ayrı olarak algılanan tanıdık veya tanıdık olmayan sesler olarak yaşanır. Birbirleriyle konuşan ya da tartışan, kişinin düşünce veya davranışları üzerinde  yorum yapan seslerin özellikle şizofreniye özgü olduğu düşünülmektedir.

Dezorganize düşünce diğer bir psikotik belirtidir ve şizofreni tanımlanırken özellikle vurgulanmıştır. Klinik ortamda düşünce ile ilgili çıkarımlar kişinin konuşmasına göre yapılır. Şizofreni de kişi konuşma sırasında bir konudan diğerine kayabilir, verilen yanıtlar soru ile dolaylı olarak ilgilidir ya da tümüyle ilişkisizdir.

Dezorganize davranış çocuksu davranıştan, öngörülmeyen ajitasyona kadar değişebilen şekilde görülür. Amaca yönelik her tür davranışta sorunlar gözlenebilir, bu da yemek düzenini ayarlamak ya da sağlığına dikkat etmek gibi sıradan günlük etkinlikleri yerine getirmede sorunlara yol açar.Kişinin darmadağınık bir görünümü olabilir,uygunsuz cinsel davranışlar sergileyebilir,nedensiz  ajitasyon gösterebilir.

Katatonik motor davranışlar, çevrede ne olup bittiğinin tam farkında olmama derecesine dek varan, hareket ettirmeye yönelik yönergelere etkin biçimde direnme, uygunsuz postür alma ya da amaçsız bir biçimde aşırı motor etkinlik gösterme gibi davranışlardır.

Şizofreni söz konusu olduğunda, negatif belirtiler bu bozukluğa önemli ölçüde eşlik eder. Kişinin yüzünün hareketsiz görünmesi ve tepkisiz olması ile belirli affektif donukluk, sorulara kısa ve boş yanıtlar verilmesi (aloji), amaca yönelik etkinliklerin başlatılması ya da sürdürülmesinde sorun (avolusyon) negatif belirtilerdir.

Yukarıda tanımlanan belirtilerin ikisinin bir ay boyunca bulunması, .diğer bulguların 6 ay sürmesi, bu belirtilerin kişinin işlevselliğini bozması durumunda şizofreni tanısı konur. Ön planda olan bazı özelliklere göre şizofrenin alt tipleri belirlenir.

 

 

SANRISAL BOZUKLUK

En az bir ay süre ile bizar olmayan hezeyanların olması durumunda ve şizofreniye özgü belirtilerin olmadığı durumlardır. Bizar olmayan hezeyanlar gerçek yaşamda ortaya çıkabilecek durumları kapsar.(izlenme, zehirlenme, uzaktan sevilme, eşi ya da sevgilisi tarafından aldatılma gibi)

Sanrısal bozuklukta kişinin, kişilerarası ilişkileri, mesleki rolleri görece bozulmamış gibi görünebilir. Bazılarında ise önemli ölçüde bozulabilir. Sanrısal bozuklukta işlevsellik bozulduğunda bu doğrudan sanrısal inanışların kendisinden kaynaklanır. Sözgelimi ‘mafyanın adamları’tarafından öldürüleceğine inan  bir kişi işini bırakabilir. Gecenin geç saatleri olmadan ve olağan dışı giysiler giymeden dışarı çıkmak istemeyebilir.

Erotomanik tip sanrısal bozuklukta hezeyanların ana teması başa birinin kendisine aşık olduğu düşüncesidir. Bu hezeyan da hedef kişi genellikle daha yüksek bir konumdadır.(ünlü bir kişi ya da iş yerindeki bir üstü gibi)Ancak tümüyle yabancı biri de olabilir. Hezeyan nesnesi kişi ile ilişkiye geçme girişimleri(telefon görüşmeleri, hediyeler, ziyaretler) olur.

Grandiyöz tipte tema, büyük bir yeteneği, kavrayış gücü ya da önemli bir buluşu olduğu inanışıdır. Grandiyöz hezeyanların dinsel bir içeriği olabilir.(örn; kişi kutsal bir güçten özel bir mesaj aldığına inanabilir) Kıskançlık tipinde hezeyanın başlıca teması kişinin eşinin ya da sevgilisinin sadakatsizlik gösterdiği inanışıdır. Bu düşünceye yeterli bir neden olmadan gelinir ve bu inanış ‘küçük kanıtlarla’ (giysilerdeki düzensizlik, çarşaftaki lekeler gibi)desteklenen, doğru olmayan çıkarımlara dayandırılır ve bütün bunlar toplanır, hezeyanı doğrulamak üzere kullanılır. Böyle bir durumda kişi  imgesel sadakatsizliği bozma girişimlerinde bulunur.(eşinin özerkliğini kısıtlama, izleme, imgesel aşığı araştırma, saldırıda bulunma gibi) Persekütuar tip, hezeyanın başlıca teması kişiye karşı elbirliği ile çalışıldığı, gözetlendiği, izlendiği, zehirlendiği, taciz edildiğidir. Kişi haksızlığı düzeltmek için yasal yollara tekrar tekrar başvurma girişimlerinde bulunur. Somatik tipte ana tema vücut işlevleri ya da duyumlarıdır. Kişi derisinden, rektum ya da vaginasından kötü kokular yayıldığına, içinde parazit bulunduğuna, vücudunun bazı bölümlerinin açıkça çirkin ya da bozuk olduğuna inanır.

 

ŞİZOAFFEKTİF BOZUKLUK

Şizofreni belirtileri yanı sıra duygudurum bozukluğu belirtilerinin de olduğu, en az 2 hafta boyunca sadece hezeyan ve halüsinasyonların bulunduğu, hastalığın önemli bölümünde duygudurum belirtilerinin hâkim olduğu bir psikotik hastalıktır.

 

 

KISA PSİKOTİK BOZUKLUK

Hezeyanlar, halüsinasyonlar, dezorganize davranış/konuşma ya da katatonik davranış gibi psikotik belirtilerin 1 gün ile 1 ay arasında görüldüğü durumlardır. Bazen bu durum bir stres etkenine bağlı olarak ortaya çıkabilir ya da doğum sonrası 4 hafta içinde oluşabilir.

 

 

PAYLAŞILMIŞ PSİKOTİK BOZUKLUK

Bu bozukluğun başlıca özelliği; belirgin hezeyanlar ile giden psikotik bozukluğu olan bir kişi ile yakın ilişki içinde olan kişide de hezeyan gelişmesidir.

 

 

GENEL TIBBİ DURUMA BAĞLI PSİKOTİK BOZUKLUK

Genel tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olarak gelişen psikotik bozukluktur.

 

 

MADDE KULLANIMININ YOL AÇTIĞI PSİKOTİK BOZUKLUK

Psikotik belirtiler kötüye kullanılan bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç ya da toksinle karşılaşma sonucu, o maddenin fizyolojik etkilerine bağlı olarak oluşuyorsa bu tanı konur.(Alkol, amfetamin, kannabis, sedatif hipnotik ilaçlar gibi maddeler buna örnektir.)

 

 

NEDEN BAZI İNSANLAR PSİKOZA GİRERLER?

Bu konuda henüz kesin bir neden belirlenmiş değil ama bilinen etkenler var. Bu etkenler biyolojik ve psikososyal etkenler olarak ayrılabilir. Genel görüş her iki etkenin bir arada ele alınması gerektiğidir.

 

 

TEDAVİ

Özellikle son yıllarda şizofreni ve diğer psikozların tedavisinde geliştirilen ilaçlar ile yan etkiler ve etkinlik açısından önemli bir yol kat edilmiştir. Bir yandan beyindeki biyokimyasal düzenekler üzerindeki bilgiler hızla artarken, bir yandan da ruh hastalarının ele alınış yöntemleri ve psikososyal yaklaşımlarda büyük değişikler olmuştur. Hastalığın gidişinde ilaç tedavisinin yanı sıra psikoterapötik yaklaşımın, güven sağlayıcı, sürekli bir ilişkinin önemi büyüktür. Hastaların uğraşıya yöneltmeye, çeşitli yeti ve yeteneklerin kullanmasına ve bunları geliştirmesine yardımcı olacak her türlü araç ve girişime başvurulmalıdır. Şizofreni ve diğer psikozlarda aile bireyleri de çaresizlik içinde olabilir. Bu nedenle ailenin hekim ile işbirliği tedavide önemli bir yapıtaşıdır.
Aileye psikoterapötik ve eğitici yaklaşım zorunludur. Psikotik hastalıklarda kendine ya da çevresine tehlikelilik, gıda ve ilaç reddi gibi durumlarda kısa süreli yatışlarla tedavi programının düzenlenmesi gerekebilir.

Comments for this post are closed.