Blog

Roller ve Rol Çatışmaları

“Dünya bir sahnedir ve bütün kadınlarla erkekler sadece birer oyuncu.” William Shakespeare”. Rol,  belirli bir zamanda kişi ya da durumlara yönelik tepkilerimizi ifade eder.  Doğumla birlikte yaşam sahnesinde yerimizi alırız.  Yaşamımız boyunca birçok rol alır ve rolleri taşırız.  İlk düzeyde psikosomatik rollerimiz vardır. Uyumak, yemek yemek gibi. Psişik rollerimiz ise zevk duyan, algılayan, aşık olan, güven duyan yanlarımızdır. Sosyal rollerimiz kişilerarası etkileşim, öğrenme ve model alma, taklit etme ile zenginleşir. Sosyal rollerimiz toplum içinde belli yer edinmemizi sağlar. Eş rolü, komşu, baba, anne, çalışan rolü sosyal rollerimizdendir.


ROLLERİMİZ VE İŞ YAŞAMINDA ROL ÇATIŞMALARI

Özel hayatta ve iş hayatında yerine getirmemiz beklenilen pek çok rol vardır ve bazı roller normlarla önceden belirlenmiştir. Aynı kişi birçok bireysel, örgütsel ve toplumsal role sahip olabilmektedir. Kişi evinde eş, bir baba, işinde bir yönetici, bir koroda solist ya da sendika üyesi olabilir. Her bir rolde farklı davranış ve sorumlulukları yerine getiririz. Roller dışarıdan yüklenebildiği gibi gönüllü de üstlenilebilir. Bazı roller kaybedilir, terk edilebilir.  Hepimiz bu rol değişimlerini deneyimleriz. Emeklilikte aktif iş rolünden çekilme, yeni evliliklerde eş rolü, yeni aile ilişkileri ve akrabalık rollerini üstlenme zenginlik kadar kaygı da yaratabilir.  Rol repertuarımızda yer alan rollerimiz ne kadar yaşamsal amaçlarımıza uygunsa o denli uyumlu hissederiz.

İŞ YAŞAMINDA ROL ÇATIŞMALARI

İş yaşamında rol, çalışandan beklenen işlem ve eylemler olarak tanımlanabilir. Ancak çalışma ortamı içinde her zaman beklenen davranışlar gerçekleşmez, rolü gerçekleştirme durumunda olanlar herhangi bir nedenle rollerini yerine getiremediklerinde rol çatışması yaşanabilir.  Rol çatışması, bir çalışanın iş yerinde birbiri ile çelişen talep ve beklentilerle karşılaşması durumunda ortaya çıkmaktadır.  Çalışanın görevi ile ilgili olmayan beklentiler de çatışmaya yol açabilir. Böyle bir durumda çalışan bir talebi karşılasa da diğer taleplerden en az birini karşılayamamakta ya da karşılaması zorlaşmaktadır.

Bireyin kendisinden beklentileri ile çevresindekilerin beklentilerinin uyuşmaması, bireyin kendi hedefi, motivasyonu ve sahip olduğu rollerdeki çelişkileri bireyin stres ve çatışma yaşamasına neden olacaktır. Çatışmalar birkaç başlık altında tanımlanmıştır.

Rol İçi Çatışma:

Bu rol çatışması belirli bir roldeki kişinin diğerlerine aynı anda birbirleriyle çelişen farklı rol beklentilerini iletmesini ifade eder. Örneğin, bir yöneticinin, çalışana daima dürüst davranması gerektiğini söylerken, diğer taraftan çalışana ihaleyi kazanmak için rüşvet vermesi gerektiğini söylemesi ya da bir yöneticinin ekip çalışmasında başarılı olmak için işbirliği ve güvenin çok önemli olduğunu söylerken, diğer taraftan ekipte yer alanlara birbirini çekiştirmesi gibi…

Kişilerarası Rol Çatışması:

Belirli bir roldeki kişinin beklentilerinin başka roldeki kişilerin beklentileri ile uyuşmazlığıdır. Birey aynı anda birbirleriyle çelişen farklı rolleri üstlenmek durumunda kalabilir. Birden fazla kişiden gelen talebin çakışması da çatışmaya yol açabilir.  Bireyin amirden gelen “eğitim” masraflarını kısma baskısı ile astlardan gelen daha fazla “eğitim” alma isteği arasında kalması; yetersiz sayıda çalışan banka şubesinde yöneticinin banko görevlisinden hem müşteri taleplerine eksiksiz yanıt vermesi hem de en kısa sürede yapması yönündeki isteğinin arasında kalması örnek olarak verilebilir. Banka çalışanının ATM de biten parayı hemen takviye etmesinin beklenmesi, aynı zamanda müşteriyi bekletmemesi yönünde beklenti ile çatışması bu grupta yer alır.

Roller Arası Çatışma:

Bireyin aynı anda birbiriyle çelişen birden fazla rolü üstlenmesi durumunda ortaya çıkan çatışmadır. Bir öğretmen annenin, çocuğunun öğretmeni olması, yönetici bir annenin, ev ile iş arasında yaşadığı çatışma örnek olarak verilebilir. Bir kadının işinden geç çıkması ve evde yemeği de düzenli yapma isteğinin çatışması da örnek oluşturabilir.

Kişi – Rol Çatışması:

Bireyden beklenen rollerin kişinin tutum, değerleri ve yetenekleri ile uyuşmaması sonucu yaşanan bir çatışmadır. Kişi – rol çatışmasına çekingen yapıdaki bir kişinin grup lideri yapılması, enjeksiyon yapmaktan çok kaygı duyan hemşire, çocukları sevmeyen birinin sınıf öğretmeni olması örnek olarak verilebilir.

Rol Belirsizliği:

Rol belirsizliği bireyin ne yapacağını, kimlere ve nelere karşı sorumluluklarının olduğunu bilememesidir. Bireyin görevde rolünün net olamaması, görevinin gereklerini bilememesi, başarı değerleme kriterlerinde açıklık olmaması belirsizliğe, strese, engellenmeye ve iş tatminsizliğine neden olur. Bireyin işinde nelere yetkisinin olup nelere yetkisinin olmadığını bilmemesi, işiyle ilgili olarak açık, net ve planlı hedeflerinin ve ulaşması gereken standartların olmaması rol belirsizliğini artıran unsurlardır.

Aşırı Rol Yüklenme – Rol fazlalığı:

Bireyin kendisinden beklenileni verilen zaman ve istenilen niteliklerde gerçekleştirme olanağı olmadığında baskı altında kalması sonucu oluşan rol çatışmadır. Kişiden taşıyabileceğinden fazla rolü üstlenmesinin beklenmesi durumudur.  Bir örgütte, bireyin hem personel ilişkilerinden, hem satış ve pazarlamadan sorumlu olması bu yönde çatışmaya yol açabilir. Satış ve pazarlama örgüt dışında zaman geçirilmesine yol açarken personel ilişkilerini organize etme de istenen verimi gösteremeyebilir, işler zamanında bitmeyebilir.

 

Rol Çatışmalarının Sonuçları

Pek çok çalışma ile bireylerin çalıştıkları örgüt ile uyuşamama, karşılıklı rol beklentilerinin yerine getirilememesi ve çatışması sonucunda stres, huzursuzluk, kaygı, kendine güvende azalma olduğu saptanmıştır. Rol çatışması yaşayan kişilerin, kendilerinden beklenen davranışları gösteremedikleri durumda iş performanslarının düştüğü ve örgütsel verimliliğinin azaldığı bilinmektedir.

Comments for this post are closed.