Blog

Aileler İçin Dışa Atım Bozuklukları

En genel sınıflamayı enüresiz yani idrar kaçırma ve enkopresiz yani dışkılama diye yapabiliriz. Gece veya gündüz ya da her ikisinde birden alta kaçırma, kaka yapma ya da kaka tutma, hepsi eliminasyon bozuklukları dediğimiz dışa atım bozukluklarının içine girer.Normal gelişim sürecinde bir çocuğun, 24 -36 aylar arasında mesane kontrolü, 24 – 48 aylar arasında bağırsak kontrolü kazanmış olması beklenir.


SORULARLA ELİMİNASYON (DIŞA ATIM) BOZUKLUKLARI

1- NEDİR?

En genel sınıflamayı enüresiz yani idrar kaçırma ve enkopresiz yani dışkılama diye yapabiliriz. Gece veya gündüz ya da her ikisinde birden alta kaçırma, kaka yapma ya da kaka tutma, hepsi eliminasyon bozuklukları dediğimiz dışa atım bozukluklarının içine girer.Normal gelişim sürecinde bir çocuğun, 24 -36 aylar arasında mesane kontrolü, 24 – 48 aylar arasında bağırsak kontrolü kazanmış olması beklenir.

  • Bu kontrollerin gecikmesi,
  • Çocuğun kontrol kazanıp sonra kaybetmesi

Bu durumların her ikisi de sorun teşkil eder ve daha ayrıntılı bir değerlendirme, bazen de tedavi gerektirir.
Enüresiz dediğimiz idrar kaçırma nispeten daha sık görülür. O yüzden daha ayrıntılı ve öncelikli olarak enüresizden bahsedelim. Yineleyici, istem dışı işemeler olarak açıklayabiliriz. Çocuklarda sık, yetişkinlerde nadiren görülür.

Alt işemelerinin primer ve sekonder dediğimiz tipleri vardır. Burada, ayırıcı kriter sorunun ne zamandan beri süre geldiğidir. Çocuk hiç mi tuvalet eğitimi kazanamamış, yoksa kazanmış sonra herhangi bir sebepten tekrar altını ıslamaya başlamış sorgulanır. Demek ki iki tip alta işemeden söz edebiliriz.

  1. Çocuk doğduğundan beri altı hep bağlı olmuş ve idrar kontrolünü hiç kazanamamış.
  2. Diğer tipte ise çocuk kontrolü kazanır ancak bir şekilde sonradan kaybeder. Enüresiz vakalarının ’luk bir kısmı sekonder denilen tiptedir, yani çocuk mesane kontrolünü önce kazanır ve bir şekilde sonradan kaybeder. Sekonder tip enüresizler çok yüksek oranda psikososyal süreçlerle ilgili olarak gelişmektedir.
  3. Enüresiz vakalarında işemelerin zamanı da ayırıcı bir kriterdir. Sadece geceleri olan (noktürnal enüresiz), sadece gündüzleri olan (diürnal enürezis) ve her ikisinin birlikte (contnium enürezis) gözlendiği durumlar mevcuttur. Gece işemelerinin sıklığı genelde daha fazladır, sadece gündüz işemeleri nispeten az gözlenir. Ancak hem gece hem gündüz olan durumlarda organik sebeplerle daha fazla ilişki kurulabilir.

 

2 – ENÜRETİK NE ZAMAN BİR PROBLEM OLARAK KABUL EDİLİR?

Enüretik bir çocukla yaşamak bütün aile için güç bir durumdur. Ancak çocuk için daha güç bir durumdur. Her gün veya sıklıkla yatağını ıslatıyor olmak, çocukta başarısızlık duygularını pekiştirir. Yaşamın diğer alanlardaki cesaretini de kırar. Bazı aileler kendiliğinden düzelir diye sorunu görmezden gelir. Fakat bir süre sonra bu durum aile için de kabul edilmez hale gelir. Anne babalar kendi başlarına çözümleyebilmek için her şeyi yaparlar. Çocuğu korkutur, çarşaflarını yıkatır, iyi davranmak, kötü davranmak, şiddet gibi birçok yöntem uygulanır. Şifalı bitkiler denenir, sünnetten sonra geçer diye sünneti beklenir. Genelde çaresiz kaldıklarında da uzmana başvururlar.

Alt ıslatmalarında uzmana başvurmak için;

  • Çocuğun 4 yaşından büyük olması gerekiyor. Bazı tanı sistemleri 4 yaşı sınır kabul eder ancak yaygın olan 5 yaştır.
  • Alt ıslatma sıklığı, en az haftada iki olarak hesap edilebilmeli. Çocuk, ortalama olarak, haftada en az iki kere gece yatağını veya gündüz kıyafetini ıslatacak.
  • Diğer tıbbi kökenli sorunlar dışlanmış olacak. Çocuk organik-fizyolojik bir sebepten dolayı altına kaçırıyor olmayacak. Mesela diabet, spina bifida, idrar yolu enfenksiyonu gibi.

 

 

 3 – GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?

Eliminasyon bozukluklarının görülme sıklığı, çocuk ruh sağlığındaki diğer bozukluklara göre daha fazladır diyebiliriz. 4-6 yaş arası çocukların %’inde, yani her dört çocuktan birinde alt ıslatma problemi yaşanmaktadır. Ergenlik döneminde ise, bu oran %1’lere kadar inmektedir. Sonuçta, yaşla beraber görülme sıklığı giderek azalan bir durum olarak tarif edebiliriz. Erkek çocuklarda daha sık görüldüğünü de ilave edelim. Ancak, sadece gündüz kaçırma kız çocuklarında daha fazla gözlenmektedir. (Genelde okulda öğleden sonra ilk saatlerde gözlenir.) Stres altındaki, sosyal yönden olumsuz koşullardaki çocuklarda da bu sorunla daha fazla karşılaşmaktadır. Noktürnal dediğimiz gece işemeleri ise en çok görülen biçimidir.

 

4 – SEBEPLERİ NELERDİR?

 

 

  • Ailesel geçiş olasılığı yüksektir. Altına kaçıran çocukların çoğunun anne ya da babasının öyküsünde aynı durum vardır. Özellikle babada varsa bu olasılık daha da yükselir.
  • Mesane fizyolojisi ile ilgili durumlar sebep olabilir. Mesane kapasitesinin daha düşük olması, sfinkterde tonus azlığı,  mesanede enfeksiyon, idrar yollarının tıkanık olması idrar kaçırmaya neden olabilir.
  • Gelişimsel gecikmeler olabilir. Eliminasyon bozukluklarında, çocukların kemik gelişimlerinin, dil gelişimlerinin de geciktiğini saptayan araştırma bulguları mevcuttur.
  • Hormonal sebepler olabilir.  Yetişkinler geceleri gündüze göre 2-3 kat daha az idrar üretir. Yeni doğanlarda ise böyle bir mekanizma henüz kurulmamıştır. İdrar üretimini kısıtlayan hormon 3 yaş civarında salgılanmaya başlar. Bu hormonun salgılanmasındaki gecikmeler de haliyle gece işeme problemi ortaya çıkartabilmektedir.
  • Bizim için asıl önemli olan psikososyal etkenlerdir.

Öncelikle çocuğun tuvalet eğitimi sürecinin nasıl geçtiği önemlidir.  Uygun olmayan tuvalet eğitimi gece işemelerine zemin hazırlar. Erken tuvalet eğitimi çocukta inatlaşmaya yol açar. Özellikle titiz anneler başarısız oldukça daha çok konunun üstüne giderek, aşırı önlem alma yolunu tercih ederler. Çocuk da kendince aşırı titiz annesini cezalandırabilir. Tuvalet eğitimine 18 aydan önce başlanmamalı. Çünkü çocuk 1,5 yaşından önce buna hazır değildir.

Tuvalet eğitimi sırasında katı cezalardan kaçınılmalı.

Zorlu yaşam olayları da eliminasyon problemlerine sebep olabilir.  Özellikle seconder dediğimiz yani sonradan başlayan enüresizlerin büyük kısmı yaşam olaylarıyla ilgilidir. Ailede ölüm, ayrılık, boşanma, taşınma, geçimsizlik hatta okul başarısızlığı gibi stres, travma yaratıcı etkenler bu alanda sorun çıkartabilir.

Tüm bunların yanında ailenin aşırı hoşgörülü ve aldırmaz tutumları da çocukta bebeksi kalma isteği doğurabilir.

En sık görülen sebeplerden biri de kardeş doğumudur. Tahtından inen çocuk ana babasının eski ilgisini kazanmak için kardeşi ile aynı düzeye gerileyebilir.

Comments for this post are closed.